delete

Quentin Tarantino Sorunsalı

Quentin Tarantino sorunsalıTarantino, 10 yıl önce ele avuca sığmaz bir yönetmen, eleştirmenlerin paşasıydı. Hala ele avuca sığmaz bir yönetmen, hatta bu konuda kendini aşmaya devam ediyor (Bakınız “Death Proof”), ancak eleştirmenlerin gözünde kıymetini kaybetmeye başladı mı ne?

Bunun arkasında, sinema eleştirmenlerinin “popüler, keşfedilmiş her şeye karşıyız” tavrının yattığı çok açık. Adam her filminde “Pulp Fiction”daki gibi kurguyu, diyalogları, “Rezervuar Köpekleri”ndeki gibi karakter kurgulamayı yeniden icat edecek değil ya? O zaman eleştirmenlerin Quentin Tarantino’yu eleştirirken söylediklerine bir göz atalım.

Kurguyu silip atan adam:

Tarantino’nun Pulp Fiction’da kurguyla oynayıp filmin başını ortasına, ortasını sonuna, sonunu başına yerleştirme sebebi, film çekmeye başlama sebebi ile aynı. Quentin Tarantino ya da hayranlarının tabiriyle QT, bir video dükkânında bütün gün film seyredip, B filmleri külliyatını yalayıp yuttuktan sonra, önce senaryo yazmaya, sonra da şansı yaver gidip film çekmeye başlamıştı. Bu video dükkânı macerası sırasında giriş-gelişme-sonuç şeklinde gelişen film akışının anlatılan hikâyeyi nasıl zedeleyebildiğini fark etti. Her durumda değil ama bazı durumlarda anlatılan hikâyenin bitmesi gerekliliği, çok güzel giden bir filmin uyduruk bir sonla bağlanmasına ya da finali müthiş olan bir filmin, sırf ilk yarısı güzel yazılmadı diye ortasında bitirilmesine neden oluyordu. İşte bu gözlemi, “Rezervuar Köpekleri” ile kendini kanıtlayıp artık istediğini yapma özgürlüğü kazandıktan sonra “Pulp Fiction”ın kurgusunda izleyenlerle dalga geçmesine sebep oldu. A’dan Z’ye ulaşmaya çalışmak yerine, filmini hikâyede anlatılan olayların önem sırasına göre kurguladı. Böylece Jules’un suça tövbe ettiği kısım hikâyenin sonu değilken filmin sonu haline geldi. QT’nin sinemasının yeterli olup olmadığı değil, bu adamın ne kadar zeki olduğu konuşulmalı! QT 1, eleştirmenler 0.

Quentin  Tarantino sorunsalıŞiddetli durumlar:

QT filmlerinin fazlasıyla şiddet dolu olduğu düşünülür. Aslında bu doğru değil. “Rezervuar Köpekleri”nin en şiddetli sahnesi olan “kulak” sahnesinde bize hiçbir şey gösterilmez. Filmlerde kan miktarı o kadar fazladır ki, bir kan gölü içinde yatan yaralı kişiye bakınca gerçek olmadığını düşünmekten başka çareniz yoktur. “Pulp Fiction”da sadece 7 kişi mefta olur, sıradan bir macera filminde bu sayı yüzleri bulabilir. Jules ve Vincent, ellerine silahlarını aldıklarında kamera onlara dönüktür mesela. Ya da iğne Mia’nın kalbine girip hayatını kurtarırken biz Rosanna Arquette’in yüzünü görürüz. Arka koltuktaki silahlı olayı da göstermez QT. “Death Proof”ta şiddetin göze batmasının tek sebebi, bunu yapanın bir kadın olmasıdır. Yoksa bir Roger Corman filmine bakarsanız bundan katlarca defa fazla şiddete rastlarsınız. QT’nin filmlerindeki şiddet, şiddetle ve bu arada bizimle dalga geçmesinden dolayı izleyenlere batar, yoğunluğundan dolayı değil. QT filmlerindeki şiddeti eleştirenler, aslında ne kadar zeki bir adam olduğunu anlamaya zahmet etmeyenlerdir. QT 2, eleştirmenler 0.

Quentin  Tarantino sorunsalıİstismar:

Sinema eleştirmenlerinin bayıldığı bir kelime bu, “istismar sineması”. Biraz fazla mı çıplaklık var, “istismar sineması”nı basarlar. Biraz fazla mı şiddet var? Yapıştır “istismar sineması”nı. QT, gençliği B filmleri ile geçmiş, dolayısıyla bu elementleri filmlerin doğal bir parçası saymış bir yönetmen. Kariyerini de bunlar üzerine oturtması son derece normal. Neden “Paris’te son Tango” bir istismar filmi değil? Bernardo Bertolucci yönetti diye mi? QT 3, ikiyüzlü eleştirmenler 0.

Olmayan şeyleri varmış gibi gösterip, filmleri arasında bağlantı kurup prim yapmak:

Bu eleştirilerin bir kısmı tamamen temelsiz, bir kısmı ise yanlış yorumlanıyor. Mesela “True Romance” filminde Clarence, Big Kahuna hamburgeri yiyor, “Rezervuar Köpekleri”nde Samuel L. Jackson polis memurunu oynuyor gibi… Bunlar tamamen desteksiz atılıyor. QT filmlerinin birbirleriyle bağlantısı, aynı isimli karakterler (Alamaba, Bonnie, Floyd, Joe, Marvin, Vincent…) kullanılması, sıklıkla aynı aktörlerin oynaması ve aynı konulardan bahsedilmesi şeklinde gerçekleşiyor ki bırakın da adamın bu kadar espri yapmaya hakkı olsun. “Pulp Fiction”daki MacGuffin, yani içinde ne olduğunu bilmediğimiz çanta ise, filmin sırtını dayadığı esas element değildir. Yani şu Marcellus’un aslında şeytan olduğu, “Rezervuar Köpekleri”nde arabayı takip eden turuncu balonun da bir MacGuffin olarak kullanıldığı teorileri, adı üzerinde, tamamen “teoridir”. “Simpsons ve Felsefe” diye bir kitap bile yazılabiliyorken, bırakın kafası fazla çalışan, zamanı da bol olan hayranlar teoriler üretsin. QT, filmlerini bu teoriler üzerine kurmadıkça ne zararı var ki?

Böylece eleştirmenlere dört gol atan QT’nin, dünyanın en iyi yönetmeni olduğunu tartışmaya yer bırakmayacak şekilde kanıtladık :) Artık size de “Pulp Fiction”u şöyle keyifle bir daha izlemek kaldı. İyi seyirler!

delete

SMS Neden 160 Karakter?

1970′lerden kalma teknik bir sınır veya GSM şebekesindeki bir problem yüzünden mi? Hayır. Alman bir ahbabın keyfi öyle istedi diye.

Friedhelm Hillebrand, Bonn’daki evindeki daktiloyla, aklına gelen sıradan soruları veya tesadüfi cümleleri bir kağıda yazıyordu. Hillebrand, noktalama işaretleri ve boşlukları da sayarak, anlatmak istediği her şey için 160 karakterin yeterli olduğunu gördü. Yıllardan 1985′ti. Daha ‘slm’ ve ‘lol’ icat edilmemişken bunu nasıl başardı acaba?

Hillebrand ve bir grup iletişim uzmanı, mobil cihazlardaki metin mesajlarının standartlarını belirlemeye çalışıyordu. Üstelik kimsenin bir harf yazmak için aynı tuşa bazen dört kez basmak zorunda kalmayı kabullenmeyeceğini, kısaca zaten kimsenin SMS göndermeyeceği düşünülüyordu. 160 karakter, hiçbir tüketici araştırması yapılmadan, 1986′da standart hale geldi.

Zaten genellikle araba telefonundan ibaret mobil cihazların bant genişliği o kadar azdı ki, mesajlar ne kadar kısa olursa o kadar iyiydi. Bu sınırlama, yeni bir bant yaratmak yerine, cihazların sinyal gücünü kontrol ettiği frekansa bu mesajları sıkıştırıvermeyi düşünen üreticilerin de işine gelmişti.

Bugün sıradan bir kullanıcı, ayda 357 SMS gönderiyor. Belki şöyle adam gibi bir uzunluğa izin verilseydi, yarısı ile yırtardık!

Hillebrand, şimdi multimedyalı mesajların bir standarta oturtulması için uğraşıyor. Muhtemelen 160kb’lık bir standarta!

delete

Somewhere over the rainbow

OK this one’s for Gabby
Ooooo oooooo ohoohohoo
Ooooo ohooohoo oooohoo
Ooooo ohoohooo oohoooo
Oohooo oohoooho ooooho
Ooooo oooooo oooooo
Ooooo oooooo oooooo

Somewhere over the rainbow
Way up high
And the dreams that you dreamed of
Once in a lullaby ii ii iii
Somewhere over the rainbow
Blue birds fly
And the dreams that you dreamed of
Dreams really do come true ooh ooooh
Someday I’ll wish upon a star
Wake up where the clouds are far behind me ee ee eeh
Where trouble melts like lemon drops
High above the chimney tops thats where you’ll find me oh
Somewhere over the rainbow bluebirds fly
And the dream that you dare to,why, oh why can’t I? i iiii

Well I see trees of green and
Red roses too,
I’ll watch them bloom for me and you
And I think to myself
What a wonderful world

Well I see skies of blue and I see clouds of white
And the brightness of day
I like the dark and I think to myself
What a wonderful world

The colors of the rainbow so pretty in the sky
Are also on the faces of people passing by
I see friends shaking hands
Saying, “How do you do?”
They’re really saying, I…I love you
I hear babies cry and I watch them grow,
They’ll learn much more
Than we’ll know
And I think to myself
What a wonderful world (w)oohoorld

Someday I’ll wish upon a star,
Wake up where the clouds are far behind me
Where trouble melts like lemon drops
High above the chimney top that’s where you’ll find me
Oh, Somewhere over the rainbow way up high
And the dream that you dare to, why, oh why can’t I? I hiii ?

Ooooo oooooo oooooo
Ooooo oooooo oooooo
Ooooo oooooo oooooo
Ooooo oooooo oooooo
Ooooo oooooo oooooo
Ooooo oooooo oooooo

Israel Kamakawiwo'ole - Somewhere Over the Rainbow
delete

Pi Sayısında Rekor Basamak Değerine Ulaşıldı

Bir bilgisayar uzmanı, masaüstü bilgisayarını kullanarak Pi sayısında rekor basamak değerine ulaştı.

Fabrice Bellard isimli bir bilgisayar uzmanı, bir türlü tam olarak hesaplanamayan Pi sayısını bulduğunu ileri sürdü. Bellard, yeni bulunan pi sayısını bir önceki kayıtlarda yer alan Pi sayının değerine göre tam 123 milyar basamak daha fazla hesapladı.

Bu işlem için bir masaüstü bilgisayar kullanan Bellard, pi sayısını bulabilmek için bilgisayarın tam 131 gün boyunca işlem yaptığını ve hesaplama için 1 Terabyte’tan fazla depolama alanına ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

Daha önceki kayıtlara göre Pi sayısında daha kesin bir sonuca ulaştığını ileri süren Bellard, geliştirdiği yeni yöntemin bir öncekilere göre 20 kat daha etkili olduğuna dikkat çekti.

Daha önce bir süperbilgisayarın hesapladığı 2.5 trilyon basamaklı olan pi sayısının basamak sayısını 124 milyar daha arttırarak 2.7 trilyona yakın basamağa sahip bir Pi sayısı elde eden Bellard, bu işlemin sadece normal bir bilgisayar aracılığıyla da yapılabileceğine vurgu yaptı.

Daha önce de 2.6 trilyon basamak sayısında olan Pi sayısını bulan Japonya’nın Tsukuba Üniversitesi’nden Daisuke Takahashi, bu rakamı bulmak için süperbilgisayarıyla sadece 29 saat harcamıştı.

delete

III.Murat – Uyan Ey Gözlerim

Bir Sabah Namazını Kaçıran Sultan III Murat’ın Hicranıdır

Sultan III Murad Han, Padişah II Selim Han’ın 6 erkek çocuğundan biridir Bundan gayrı merhum padişahın 3 tane de kız evladı vardır Manisa sancağında vazife ifa eden Veliahd Şehzade Murad Sultan, pederinin vefatını, Sadrazam Sokullu Mehmed Paşa’nın gönderdiği haberci vasıtası ile haber almıştır Şehzade Murad Sultan Sadrazam Sokullu Paşa’nın gönderdiği gemiyi beklemeden, boşalan tahtı almak için Mudanya iskelesinden küçük bir gemi ile yola çıkmıştır Padişah olacağı daha bu yolculuğunda bellidir Çünkü Sultan Murad, bu gemi yolculuğunda, içecek bir su bulamamış, elini yüzünü deniz suyu ile yıkamış ve karaya çıktığı yere çeşme yaptıracağı sözünü kendi kendine vermiştir Hakikaten Padişah olduktan sonra kendine verdiği sözü yerine getirerek bir çeşme inşa ettirmiştir Saraya vardığında, Sadrazam Sokullu Paşa ile ilk defa karşılaştığından ötürü, Sokullu Paşa, Sultan Murad’ı, Afife Nur Banu Sultan’ın yanına götürmüş, oğlunu gören Valide Sultan, aslanım diyerek oğluna sarılmış, bu davranışı ile hem oğlunun Padişah’lığını hem de kendi Valide Sultanlığını tescil etmiştir Sultan III Murad Han, 1574′ten 1595′e kadar 21 yıl Osmanlı Devleti’nin başında Padişah olarak bulunmuştur

İşte “Uyan Ey Gözlerim” eseri, bir sabah namazını kaçıran ve hicranını dile getiren, bir devlet adamının, bir Sultanın, Sultan III Murad Han’ın eseridir Bu şiir çok sade bir dil ile Sultan tarafından yazılmıştır

Şiir sade ve kolay görünmesine karşın, bulunup söylenmesi ve taklidi zor olan, sehl-i mumteni bir tarzda kaleme alınmıştır Sultan Şair, Uyan Ey Gözlerim derken, kendi nefsi ile başbaşadır

Uyan Ey Gözlerim

Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan
Azrail’in kastı canadır inan
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Seherde uyanırlar cümle kuşlar
Dillu dillerince tesbihe başlar
Tevhid eyler dağlar, taşlar, ağaçlar
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Semavatın kapuların açarlar
Müminlere rahmet suyun saçarlar
Seherde kalkana hülle biçerler
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Bu dünya fanidir sakın aldanma
Mağrur olup tac-u tahta dayanma
Yedi iklim benim deyu güvenme
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Benim, Murad kulun, suçumu affet
Suçum bağışlayub günahım ref’et
Resul’un sancağı dibinde haşret
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

delete

Inception | Christopher Nolan

Christopher Nolan’ın Warner Bros. ile Inception adlı bilim-kurgu filmini yönetmek için anlaştığı açıklandı. Nolan’ın eşi ve yapımcı ortağı Emma Thomas bu filmin yapımcılığını üstlenecek. 2009′un yaz aylarında çekimlerine başlanan filmin 2010 yazında vizyona girmesi planlanılıyor.

Batman Begins ve The Dark knight arasında Nolan seriye kısa bir ara vererek gene Batman filmlerindeki yıldızları Christian Bale ve Michael Caine’ne Hugh Jackman’ı da dahil edip The Prestige adlı filmi çekmişti. Nolan’ın hala Batman 3′ü yönetip yönetmeyeceği kesinlik kazanmış değil, fakat gene Batman filmlerinin yapımcı stüdyosu Warner Bros.’un bünyesinde başka bir filmin başına geçmesi yönetmenin farklı projeleri de değerlendirmek istediği yönünde yorumlanıyor.

delete

PlayStation 4 Geliyor

PlayStation 4 için söylentiler çıkmaya başladı. PS3′lerde kullanılan CELL işlemciler PS4′te kullanılmayacak. Intel veya IBM’in geliştirmiş olduğu işlemcilerin kullanılacağı söylentiler arasında. PS4′te en az maliyetli işlemcinin kullanılması öngörülüyor.

Yeni PS4′ün işlemcileri 6 veya 8 çekirdekli olacak. L3 önbellekleri ise 24 mb ve 32 mb olacak. Her çekirdek aynı esnada 4 komutu birden çalıştırabilecek kapasiteye sahip olacak.

Yeni PS4 2012 yılında piyasaya çıkması bekleniyor.

delete

Merak Edilen 25 Soru

BBC magazine tüm zamanların en iyi sorularını derledi ve yanıtladı. İşte ilk 25 soru!

-Neden kek ve ekmek bayatladığında sertleşir de bisküvi yumuşar?
Bununla ilgili yazılmış çok fazla kitap vardır.Ekmekle ilgili en temel cevap undaki nişasta kristallerinin pişme aşamasında su çekip yumuşamasıdır.Bu yumuşayan nişasta retrogradasyon adı verilen bir kaç günlük süre sonrasında tekrar kristalleşir ve bu da ekmeğin sertleşmesini sağlar. Bisküvilerdeki nişasta da bu aşamadan geçer fakat bisküvide var olan şeker bunu tersine çevirir ve havadan nem alarak bisküvinin yumuşamasını sağlar. Kek ise tarifine bağlı olarak hem sertleşir hem yumuşar.Eğer malzemeleri arasında şeker var ise yumuşaması muhtemeldir.

-Yıldırımdan elektrik akımı üretilebilir mi?
Bu pratik olmamasına rağmen mümkündür ama enerji depolamak bir problem oluşturabilir.

-Müzikte matematik var mıdır
Evet matematikle müzik arasında birçok bağ bulunmaktadır

-Tavuklar neden uçamaz?
Yaban tavukları aslında uçabilir.Diğerleri ise binlerce yıldır boyutları için beslendiklerinden bir ağacın tepesinden atlayıp uçmaktan fazlası için çok ağırlardır.Kanatları daha fazlasını kaldıramayabilir.

-Evrendeki en soğuk yer neresidir?
Evrendeki en soğuk yer yeryüzünden 5000 ışıkyılı uzaklıktaki Boomerang Nebula’da bir toz ve gaz bulutudur. -272(-457.6bir ısısı vardır.

-Suya alerjimiz olabilir mi?
Hayır. Alerjiler, bağışıklık sistemindeki antikorların bu maddeye saldırması sonucu oluşur. Ama suya bağlı olan hiçbir antikor yoktur.

-Kurşun geçirmez cam nasıl yapılır?
Buna kurşuna dayanıklı cam demek daha doğru olur, çünkü bu camlar bir şeyin içine girmesine karşı dayanıklıdır. Ancak aynı yere bir dizi mermi fırlatılması bu camların da kırılmasına yol açacaktır. Bu camlar genelde cam tabakalar arasına deforme olabilen polikarbonat plastik tabakası koyarak yapılır. Merminin etkisiyle dıştaki cam katman kırılır; bu da enerjiyi daha geniş bir alana yayar; böylelikle plastik katman biraz esner ama kırılmaz.

-Tohumlar hangi yöne büyüyeceklerini nasıl bilirler?
Tüm bitkiler yerçekimsel alanın yönünü hisseder ve ona göre kendilerini ayarlarlar. Buna yerçekimine göre hareket etme denir.

-Sumo güreşçileri neden bu kadar şişmandır?
Newton’un ikinci hareket kuralı olan hız= güç/ hacim eşitliğine göre, ne kadar ağır olursanız rakibinizin sizi yerinizden oynatabilmesi için o kadar çok güç kullanması gerekir. En şişman Sumo güreşçisi 267 kiloydu

-Neden yaşlı adamlar saçlarını kaybederken burun kılları çoğalmaya devam eder?
Erkeklerin kelleşmesinin sebebi DHT ya da dihydro testesteron hormonudur. Bunun vücuda çok fazla etkisi vardır ve bunlardan birinin de burun deliklerindeki kılların kaybedilmesini engellemek olduğu düşünülüyor

-Evren neden yapılmıştır?
Bu 21. yüzyılda bilimin karşı karşıya olduğu en büyük sırlardan biridir. Büyük Patlamadan kalan ısı ile ilgili son yapılan araştırmalar atomlardan oluşan maddelerin Evren’deki tüm maddenin sadece yüzde bir veya ikisini oluşturduğunu gösterdi.

-Neden içimize saf oksijen çekersek ölürüz?
Kanımız nefesimizle içimize çektiğimiz oksijeni yakalayıp hemoglobin denen moleküle bağlayarak taşınmasını sağlar. Eğer normal oksijen yoğunluğu daha fazla olan havayı içinize çekerseniz, ciğerlerinizdeki oksijen kanınızın taşıyabileceği miktarın üstüne çıkar. Sonuç olarak açıkta kalan bu oksijen ciğerlerdeki proteinlere yapışır ve merkezi sinir sisteminin çalışmasını önler hatta retinaya saldırır.

-Hapşırırken gözlerimizi kapamazsak gözlerimiz yerinden fırlar mı?
Hayır, birçok nedenden dolayı böyle bir şey olmaz. Öncelikle hapşırmayla ilgili olan burun ve boğazdaki hava deliklerinin hiçbiri gözlerin arkasında bulunan hiçbir şeyle doğrudan bağlantılı değildir. Bunun anlamı da, hapşırma sonucu ortaya çıkan hava basıncı gözlerinizin dışarı fırlamasına neden olmaz

-Sarı arılar bal yapar mı?
Hayır. Yetişkin sarı arılar çiçeklerden balözü alırlar ama bunları bala dönüştürmezler. Bunları yavrularını beslemede kullanırlar

-Neden kafamızı çarptıktan sonra yıldız görürüz?
Aslında gördüğünüz yıldızlar, aynı anda çalışan beynin görme bölümündeki nöronlardır. Bu, ayağa çok hızlı kalktığınız zaman ya da beyninize bir darbe aldığınız zaman oksijen seviyesinin hızlıca değişmesinden dolayı meydana gelir. Kılcal damarlara en yakın nöronlar ilk olarak etkilenir, ancak eğer bu çok hızlı olursa çevre nöronlar da bundan etkilenebilir. Bunun sonucunda beyninizin yıldız olarak algıladığı sinyaller oluşur.

-Soğan neden ağlatır?
Kesilen soğanın dokusu alinaz enzimi salgılar. Bu enzim sülfoksitleri sülfenik aside çevirir. Bu asitler kendiliğinden yeniden şekillenir ve gözyaşlarının oluşmasını sağlayan sin-propanetiyal-S-oksit meydana gelir. Bu, yaklaşık otuz saniye sürer ve kimyasal etkisini beş dakika içinde kaybeder. Gözün ön tabakasında yer alan kornea, dışarıdan gelecek fiziksel ve kimyasal etkilere karşı gözü korur. Bu amaçla kornea üzerinde yüksek duyarlılıkta sinirler bulunur. Korneada ayrıca, gözyaşı bezlerini harekete geçirecek algılayıcılar da vardır. Serbest sinir uçları sin-propanetiyal-S-oksiti algıladıklarında, sinir sistemi harekete geçer ve gözyaşı bezinden salgılanan sıvı ile zararlı madde korneadan temizlenir. Soğanın bu etkisini ortadan kaldırmak için, soymadan önce soğanı ısıtabilir ve enzim aktivitesini bozarak gözlerimizin yaşarmasını engelleyebiliriz.

-Sabunun dış kısmı daima temiz midir?
Kesinlikle hayır. Kullanıldıktan sonra sabunun dış yüzeyinde su,köpük ve kir kalır.Su ve köpük kurur ama kir ordadır.

-Vücudumuzdaki hücrelere öldüğünde ne olur?
Vücudumuzun yüzeyindeki ya da organlarımızın dışındaki hücreler deri yoluyla ve boşaltımla vücuttan atılır. Vücudun içinde kalan ölü hücrelerin bazıları fagositler tarafından temizlenir.Ölü hücrelerden edinilen enerji diğer beyaz hücrelerin üretiminde kullanılır.Bazı ölü hücreler özellikle bırakılır, çünkü bunların vücuttaki görevleri hala bitmemiştir. Örneğin, gözün lensi, deri, tırnak gibi dokular da ölü hücrelerden oluşur ama bunlar beden için gerekli olduğu için yok edilmezler.

-Örümcekler kendi ağlarına neden yakalanmaz?
Örümcekler, kendi ağlarına kolay kolay yakalanmaz, bunu iki şekilde başarır. Birincisi, avı için ördüğü ağda ayrıca sadece kendisinin üzerinde hareket edebileceği yapışkan olmayan özel ulaşım iplikleri vardır, örümcek bunları tanır. İkincisi, ağız kısmındaki bir salgı bezinde ürettiği salgı ile sürekli ayaklarını yağlı tutar ve böylece yanlışlıkla tuzak ağına düştüğünde kendisini kurtarabilir. Fakat ürkütüldüğünde nadiren kendi ağına takılıp diğer örümceklere de yem olabilir

-Solak insanlar daha etraflıca mı düşünür?
Hayır, sağ el ya da sol elini kullananlar arasında böyle bir yetenek farklılığı olduğunu öne süren bir çalışma yoktur.

-Renk körlüğü düzeltilebilir mi?
Hayır.Renk körlüğünün nedeni, kalıtım yoluyla aktarılan, gözdeki renk duyarlı protein kodunu sağlayan gendeki kusurdur.

-Kafanızın büyüklüğü IQ’nuzu etkiler mi?
Hayır. 1998′de yapılan bir çalışma kafanın büyüklüğüyle beynin büyüklüğü arasından bir bağlantı olduğu sonucunu ortaya çıkarmıştır fakat, IQ’nun boyutla bir ilgisi yoktur en azından genç ve sağlıklı yetişkinlerde.

-GPS sağlayıcılı bir cep telefonunuz varsa hükümet sizi takip edebilir mi?
Evet, eger cep telefonunuzun GPS’i varsa bulunduğunuz yer operatöre bildirilir fakat telefonunuzun açık olması koşulu ile.

-Kuşların kanatları nasıl su geçirmez olabilir?
Kuşun karnındaki tüylerle, kanat ve kuyruk tüyleri birbirinin aynı değildir.Kuyruk tüylerinin altında salgı bezleri bulunur. Çoğunun salgı bezleri yağ içerir. Kuyruk tüylerinin altında gizli olan yağ sıradan bir madde değildir. Aksine bu salgı son derece gelişmiş bir dezenfektandır. Bu dezenfektan kuşun tüylerinde bakteri ve mantar üremesini engeller. Ancak etkili olabilmesi için bu yağın tüm tüylere yayılması gerekir. İşte kuşlar da her fırsatta titiz bir çalışmayla tüm tüylerini yağlar. Yalnızca yağlamakla kalmazlar, tüylerinin bakımı için dikkatli bir temizlik ve düzenleme de yaparlar. Yaşamaları için gerekli olan bu çalışmayı gagalarıyla yaparlar. Gagaları ile aldıkları yağı, tüylerinin temizliğinde kullanan kuşlar, bu sayede tüylerinin esnekliğini de korur ve su geçirmesini engeller.

-Burnunuzu çarptığınızda neden gözleriniz yaşarır?
Burun yumuşak ve hassastır ve geniz yolu gözlere gözyaşı kanalı ile bağlıdır.Normalde bu lakrimal sıvı(gözyaşı) burun yoluyla drenaj sağlar. Ama burunda toplanan bu sıvı yeterli olduğunda burunun akışı normal boşaltma yolunu engelleyebilir gidecek hiçbir yeri olmadağı için gözyaşları akar.



Gürsoy Ailesi