delete

Bottle

Bottle from Kirsten Lepore on Vimeo.

delete

Twitter Oyuncuları

Twitter oyuncularıŞarkıcıların açtığı yolda bayrağı oyuncular devraldı. Twitter’ı ilk işgal eden şarkıcılardı hatırlarsanız. Twitter’da hayatını en ince ayrıntısına kadar açık edenden felsefi tweet’ler yapana kadar türlü türlü aktör bulman olası. Bizim Türkler de dahil.

<a href="http://twitter cialis generika preis.com/aplusk” target=”_blank”>Ashton Kutcher, şimdilik 4,5 milyon takipçisi ile sadece en çok izlenen aktör değil, ayrıca Twiter’ın en çok takip edilen ünlüsü ve ilk kez milyon takipçiyi geçen kullanıcı. AshleyTisdale ile Ashlee Simpson’ı saysak mı bilemedik. Bu ikisi şarkıcı mı oyuncu mu karar veremiyoruz. İkisi de iki milyonun üzerinde takipçiye sahip. Tisdale, tam genç kız tweet’leri yaparken Simpson’dan bolca Jessica Simpson ve Fall Out By dedikodusu yakalamak mümkün.

Kevin SmithDanny GloverEliza DushkuJohn CleeseWiliam Shatner veCorbin Bleu, önereceğimiz diğer “verified”, yani orijinalliği onaylanmış oyuncu hesapları.

Twitter oyuncularıJimmy Fallon, 2,5 milyon takipçi ile en ünlü ve en eğlenceli Twitter aktörlerinden. Daha eğlencelisi de var, Borat ve zaman zaman bizi düşünceye boğan Rainn Wilson, hani The Office’in Dwight’ı.

Türk oyunculardan Twitter’da yerini almış olanların takipçi sırası ile ilk onu şöyle: Melis BirkanOzan GüvenŞebnem BozokluCeyda DüvenciSeray SeverCem YılmazNehir ErdoğanSerra YılmazMeltem Cumbul veNedim Saban.

 

delete

Sinemanın Klasik İsimleri – Morgan Freeman

Sinemanın Klasik İsimleri – Morgan FreemanMorgan Freeman, aktörler arasında en sevdiklerimizden biri. Hem bu kadar yetenekli hem böyle mütevazı hem de tatlılıkla gülümseyen ama aynı zamanda “cool” duruşundan taviz vermeyen biri nasıl olunuyor, ondan öğrenebiliriz. Sinemanın klasik isimleri arasında ona yer vermeyip de ne yapacaktık ki? Huzurlarınızda saygıdeğer Morgan Freeman.

Morgan Freeman, 1 Haziran 1937’de Memphis, Tennessee’de doğmuş. Berber bir baba ve temizlikçi bir annenin dört çocuğundan en küçüğüymüş. Çocukluğu boyunca sürekli taşınmak zorunda kaldıkları için Mississippi, Indiana, Illionis gibi değişik yerlerde yaşamış. Sekiz yaşındayken okulda sahnelenen bir oyunda ilk rolünü almış. On iki yaşında, eyalet çağında bir drama yarışmasını kazanmış ve böylece bir radyo şovunda görev alma şansını yakalamış. 1955’te Jackson Devlet Üniversitesi’nde drama bölümüne girme şansı varken şartlar nedeniyle reddetmek ve Amerikan Hava Kuvvetleri’nde tamirci olarak çalışmak zorunda kalmış.

1960’ların başında Los Angeles’a taşınan Freeman, çevirmen olarak iş bulmuş. Sanatla ilgili bir şeyler yapmaya başlaması için birkaç yıl geçmesi gerekmiş. New York’ta dansla, San Fransisco’da müzikle uğraşmış. 1965’te “The Royal Hunt of the Sun” isimli gezici oyunda aktörlük yaptığı gibi “The Pawnbroker” isimli filmde de küçük bir rol kapmış. 1967 ve 1968’de çeşitli sahne deneyimleri yaşayarak Broadway’de de ismini duyurmuş.

Sinemanın Klasik İsimleri – Morgan Freeman1971’de “Who Says I Can’t Ride a Rainbow?” filminde daha ele gelir bir rolde oynasa da insanlar onu daha çok “The Electric Company” isimli çocuk şovundan ve “Another World” isimli pembe dizideki rolünden tanıyorlarmış. 1980’lerin ortasında kimi filmlerde daha orta karar roller edinmeye başlamış. Daha çok babacan, bilge görünümlü karakterlere uygun görülüyormuş. 1989 yapımı Driving Miss Daisy (Miss Daisy’nin Şoförü) isimli nefis filmdeki rolüyle dünyanın tanıdığı bir isim haline gelen aktör, haklı ününü bir sinema şaheseri dememizde sakınca bulunmayan 1994 yapımı The Shawshank Redemption (Esaretin Bedeli) ile perçinlemiş.

60’lı yıllarda beş senelik bir evlilik yaşayan Freeman, 1984’te yeniden evlenmiş. Önceki ilişkilerinden iki oğlu olan aktör, eşinin kızını da nüfusuna geçirmiş. Ortak bir de oğulları olunca dört çocuklu bir aile olmuşlar. Mississippi’de yaşıyorlar. Freeman, uçmaya çok meraklı olduğu için pilotluk lisansına sahipmiş. Yaşadığı yerde bir restoranın ortaklığını da yürütüyormuş ayrıca. Kurucu ortaklarından olduğu bir de film yapım şirketi var: Revelations.

Irkçılığa karşı çalışmalara destek veren Freeman, Amerikan tarihini asıl oluşturan insanların siyah ırk mensubu olduklarını, bu konuda doğal olanın konuşmamak olduğunu söylüyor. “Ben size beyaz demeyi bıraktıysam siz de benim adımın başına siyah kelimesini koymamalısınız” diyerek konuyu özetliyor.

Sinemanın Klasik İsimleri – Morgan FreemanYakın zamandaki başarılarına gelirsek: 1987’deki “Street Smart” filmi ile “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu”, “Driving Miss Daisy” ile “En İyi Erkek Oyuncu” ve “The Shawshank Redemption” ile yine “En İyi Erkek Oyuncu” dallarında Oscar’a aday gösterilen Freeman, bizce çoktan hak ettiği ödülü 2004 yapımı, Clint Eastwood’un yönettiği Million Dollar Baby(Milyon Dolarlık Bebek) filmi ile aldı ve “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” Oscar’ını kucakladı.

Mükemmel sesi ve tonlaması ile seslendirme alanında da çok aranan bir isim haline gelen Freeman, 2005’te “War of the Worlds” (Dünyalar Savaşı) ve Oscar ödüllü belgesel “March of the Penguins”te seslendirme yaptı.

Freeman’ın sinema tarihinde kendine özgü bir yeri oldu ve olacak. Düşünsenize, kendisini 1991 yapımı Robin Hood’da Müslüman kahraman Azeem, 1992 yapımı The Unforgiven’da siyahi kovboy Ned Logan, 1995 yapımı Se7en’da soğukkanlı ama sevecen dedektif William Somerset, 1998 yapımı Deep Impact” ’te dünyaya gök taşı çarparken sükûneti elden bırakmayan Amerika Başkanı Tom Beck, hatta 2003 yapımı fantastik komedi Bruce Almighty’de Tanrı olarak izledik! Bu filmin devamı 2007’de “Evan Almighty” olarak sinemalara gelecek ve Freeman’ın rolü elbette yine aynı yücelikte, karakteri yine yaratıcı güç olacak. Ah, tabii ki 2005 yapımı şahane Batman Begins’teki Luciux Fox rolünü de atlamayalım.

Sinemanın Klasik İsimleri – Morgan FreemanBabasının izinden giden oğlu Alfonso Freeman ile “The Shawshank Redemption” ve “Se7en”da beraber oynadıklarını, sakinliği ve babacan haliyle kendisini tanıyan tanımayan herkesin kalbinde taht kurduğunu, aşk meşk filmlerinde hiç işi olmadığını, Million Dollar Baby ile “En İyi Kadın Oyuncu” Oscar’ını alan Hilary Swank’ın kendisine ne kadar hayran olduğunu sahneden tüm dünyaya ilan ettiğini de belirtmeden geçmeyelim.

Morgan Freeman’ın üç filmi, Amerikan Film Enstitüsü tarafından tüm zamanların en ilham verici 100 filminden biri seçilmiş: “Driving Miss Daisy”, “Glory” ve “The Shawshank Redemption”. Freeman da tüm zamanların en iyi üç aktöründen biri bize kalırsa…

delete

Alaturka Angry Birds

Meşhur Angry Birds kuşlarının İstanbul’a geldiğini düşünün. Sultanahmet meydanından süzülüp, Tophane semalarında uçup, Üsküdar açıklarında bulutlarla dans ettiğini… Kızgın kuşların tüm siniri gider gibime geliyor. Yine o dünyaca ünlü müziklerinin Türk ezgileriyle tekrardan derlendiğini hayal edin. Ya da hayal etmeyin hemen videoyu izleyin ve dinleyin:

Kanun, keman, darbuka ve boğaz manzarası eşliğinde mükemmel bir harmanlama. Cheetos için hazırlanan özel Angry Birds oyununun tanıtımı için hazırlanmış olan bu görüntüler tüm dünyanın ilgisini buraya çekecek gibi gözüküyor.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

delete

Tutkunu Müziğine Kat!

Şimdi bir dakika dur, her şeyi bırak. Sadece dinle. İstanbul’u duyuyor musun? Burn, seni şehrin enerjisine ortak olmaya davet ediyor. www.sehrinenerjisi.com’da İstanbul haritası üzerinde bölge bölge kaydedilmiş sesleri, Doğuş Çabakçor ile Ozan Çolakoğlu’nun müzikleriyle mix’leyebilir, kendi müziğini yaratabilirsin. Polis sireni, adalardan fayton sesi, metro gişesi, dolmuşçu, vapur sesi gibi birçok sesin haricinde “Ben bir de bunu duydum” dersen harita üzerine mikrofonunu kullanarak duyduğun sesi ekleyebilirsin. Mix’lediğin parça hoşuna giderse arkadaşlarınla da paylaş, onları da şehrin enerjisine kat!

İstanbul’un seslerinden güzel bir mix yapmak istersen: www.sehrinenerjisi.com
Facebook: https://www.facebook.com/BurnTurkiye 
Twitter: https://twitter.com/#!/burn_tr

Burn

Bir bumads advertorial içeriğidir.

delete

Sony Walkman Z Sunar: Hayat Kurtaran Playlist’ler!

Dinamo FM’deki Sevginin Gücü Programı’ndan tanıdığımız Kaan Sezyum ve Deniz Alnıtemiz ikilisi, Sony’nin yeni Android tabanlı Walkman Z’sini tanıtmak için güçlerini birleştirmiş. 5 Playlist hazırlamışlar ve videolarla listelerdeki şarkıları neden seçtiklerini anlatmışlar. Playlist isimleri; Orta Halli Bir Arabada Dinlenecekler, Arkadaşının Düğününde Çalınabilecekler ve Sevgili Eve İlk Geldiğinde Çalınacaklar gibi iddialı isimlere sahip. Zaten bu başlıkları görünce karşınıza neler çıkabileceğini tahmin ediyorsunuz 🙂

www.hayatkurtaranplaylistler.com adresine tıkladığınızda önce Kaan Sezyum ve Deniz Alnıtemiz sizi karşılıyor. Açılış videosunda playlist’leri tanıyoruz. Ardından seçtiğiniz playlist’e gidiyorsunuz. Başlığa eşlik eden videoyu izlerken favori parçalarınızı seçiyorsunuz. Sonra da Walkman Z çekilişine katılıyorsunuz. Her playlist için ayrı bir çekiliş yapılıyor. Bu arada favorilerinizi paylaştığınız da arkadaşlarınız da hangi şarkıları seçtiğinizi görebiliyor. Kampanya 26 Haziran’da son bulacakmış.

Sezyum ve Deniz’in videolarını izleyip Walkman Z çekilişine katılmak için sizi buraya alalım:
www.hayatkurtaranplaylistler.com
İzlesene kanalı: http://www.izlesene.com/kanal/walkmanz/
Walkman Z’yi merak ediyorsanız: http://www.sony.com.tr/hub/walkman-mp3-calar/z-serisi

Bir bumads advertorial içeriğidir.

delete

Amerika Fiyatına Mac’leri Kaçırma!

23 Nisan’a özel fiyatlandırılan MacBook Pro ve MacBook Air modellerindeki kampanya bitmeden harekete geçin çünkü 30 Nisan son gün…

Türkiye’de Avrupa fiyatları baz alınarak fiyatlandırılan Apple ürünleri bu kampanya ile Amerika fiyatlarına inmiş durumda.

Kampanyada MacBook Air 11 inch giriş modeli KDV dahil 2147 TL;  MacBook Pro giriş modeli ise 2590 TL; üstelik 12 ay World Card taksit imkanıyla… Artık ürünleri yurtdışından getirme dönemi kapandı…

Apple severler haydi yetkili mağazalara…

Bir bumads advertorial içeriğidir.
delete

Telefonum artık neden şarj olmuyor?

Bütün elektronik cihazlarının içinde, arkandan iş çeviren bir iblis var: Pil! Yazılımlarının yavaşlaması nasıl önlenemiyorsa, o pilin mızıkçılık yapması da önlenemiyor. Peki piller neden bu kadar çıtkırıldım?

Öncelikle piller, özellikle de lityum piller nasıl çalışıyor, onu bir açıklığa kavuşturalım. Lityum piller kardeşlerine göre daha hafif, daha küçük, yüzlerce kere şarj olabiliyor; bu yüzden neredeyse tüm pilli elektronik cihazlarda kullanılıyor . Lityumdan yapılan bir pozitif elektrod (katot deniyor), karbondan yapılan bir negatif elektroda (buna da anot deniyor) bağlı. Pili şarj etmek için iyonları (bize lazım olan enerjiyi taşıyan atomları) lityum elektroddan karbon elektroda seyahat etmeye zorlamak gerekiyor. Karbondan lityuma geri yolculuk ederken oluşturdukları elektrik akımı da, bilgisayarını çalıştırıyor. Bütün bu işlem kimyasal bir reaksiyon ve ne yazık ki bu kimyasal reaksiyon kusursuz değil!

Günlük olarak kullanılan bir pil (mesela bir telefon veya bilgisayar pili), gücünün yarısını ilk iki yılın sonunda kaybediyor. Devamlı tekrar eden reaksiyon, lityum ve karbon arasında kimyasal kalıntılar oluşmasına, elektrodların bu artıklarla kaplanmasına ve iyonların eskisi kadar rahat seyahat edememesine sebep oluyor, kısaca yol tıkanmaya başlıyor.

Üstelik pilin içinde elektrik ileten sıvılar var ve bu sıvılar çürümeye hevesli. Bu da lityum elektrodun paslanmasına sebep oluyor. İyonların geçiş yolu biraz daha tıkandı mı böylelikle!

İşin fenası, pil üreticilerine bakılırsa suçlu biziz. Daha uzun süre şarj tutan, daha hafif ve daha ucuz piller istiyoruz. Bunun yolu da lityum iyon piller. Dezavantajı iki yıllık ömürleri! Üreticilerin bahanesi “Telefonu zaten iki yıla kalmadan değiştiriyorsunuz!” Önerisi de, birkaç yıla kadar görmeye başlayacağımız, katotu silikondan yapılan piller. Ne diyelim, hayırlısı!



Gürsoylar