Köstebek

Köstebek79. Oscar ödüllerinde “en iyi film” ve “en iyi kurgu” ödülünü alan Köstebek’in yönetmeni Martin Scorsese de yıllardan beri beklediği en iyi yönetmen ödülünü aldı. Tabii filmin Oscar başarısına bizim diyeceğimiz bir şey yok ama yine de eleştirilerimizin arkasında duruyoruz.

Dünyanın en büyük yönetmenlerinden birisin diye, filmlerin her zaman taş gibi çıkmak zorunda değil. Örnek mi? Martin Scorsese’nin “Gangs of New York” ve orası burasını tutmayan “The Aviator”ı. Belki aklımıza gelecek ilk örnek Martin Scorsese olmazdı ama yeni filminden bahsedeceğiz, eh haliyle…

Scorsese, yeni filmi “<a href="http://thedeparted cialis generika apotheke.warnerbros.com/” target=”_blank”>The Departed / Köstebek”te kendi çöplüğüne geri dönüyor; suç dünyasına. Bu kez Boston’un tehlikeli sokaklarında geçen hikâyede Billy Costigan (Leonardo DiCaprio), İrlandalı mafya babası Frank Costello’nun (Jack Nicholson) yanına gizli polis olarak sızıyor. Polisler yıllardan beri Costello’nun peşindeler ama bir türlü gerekli kanıtları bulamıyorlar. Billy ise yıllardır yapılamayanı kısa sürede beceriyor, tabii ailesi ile ilgili işkilli durumların da faydasıyla. O işkilli durumu da filme bırakalım artık. Filmdeki tek köstebek o değil, bir de polis teşkilatında kim olduğu bir türlü belirlenemeyen bir köstebek var, o da Colin Sullivan (Matt Damon) oluyor. Filmin gerilimi de, iki polisin kendi kimliğini gizli tutarken diğer köstebeğin kimliğini açığa çıkarmasından doğuyor. Ortada bir de Çinliler ve mikroişlemciler var ama bunlar daha çok entrikalar üretilsin diye zorla hikâyeye eklenmiş ayrıntılar.

Köstebek“Köstebek”, “Infernal Affairs”in Amerikan çevrimi. Orijinaline göre en büyük üstünlüğü, oyuncu kadrosunun başarısı. Jack Nickholson’ı tekrar en kötüsünden pis bir ihtiyar rolünde görmek eğlenceli. En büyük sürpriz ise, Leonardo’yu ilk defa tam anlamıyla yetişkin bir rolde izlememiz. Eh, bebek yüzüne iliştirdiği sakalların da bunda payı var tabii. Scorsese, Leo’yu son üç filminde başrole oturtarak, onun bir sonraki Robert De Niro olacağı sinyallerini vermeye çalışıyor. Olur mu olmaz mı bilemeyiz ama artık Leo’nun sırtının yere gelmeyeceği besbelli. Mark Wahlberg ise aşırı abartılı oynamasına rağmen sonuç o kadar eğlenceli ki muhtemelen Scorsese de bu eğlenceden izleyicileri mahrum etmemek için bu abartıya göz yumdu.

“Köstebek”, Scorsese’in imzası haline gelen birkaç plan ve bazı entrikaları da hesaba katarsak, “orası burasını tutan” bir film. Ne yazık ki yoğun aksiyon ve başarılı oyunculukları kaldıramayan vasatça bir hikâyesi var. İşin Scorsese tarafında aksayan kısmına gelirsek, bize “Taxi Driver” gibi huzursuz bir başyapıt sunmuş yönetmenin, filmin sonunda her şeyi tatlıya bağlamamasını dilerdik. Tamam, kötüler son 10 dakikada yine en ağırından cezalanıyor ama perde kapanırken her şey iyi bitmiş hissiyle kalkıyorsunuz. Haydi Martin, damarımıza damarımıza basmanı özledik.

One Response to “Köstebek”

  1. Safa Gürsoy dedi ki:

    Önerinle izlediğim en kaliteli filmlerden biriydi. Filmin sonu resmen kim kime dum dumaydı 🙂

Yorum Yap



Gürsoy Azerbaycan Kargo | Gürsoylar