<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Erdem Gürsoy &#187; Yaşam</title>
	<atom:link href="http://www.erdemgursoy.com.tr/kategori/yasam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.erdemgursoy.com.tr</link>
	<description>Erdem Gürsoy Kişisel Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Jan 2012 13:45:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Filler</title>
		<link>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/filler/</link>
		<comments>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/filler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Apr 2011 13:58:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Gürsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[eşleri]]></category>
		<category><![CDATA[filler]]></category>
		<category><![CDATA[kalp kırıklığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erdemgursoy.com.tr/?p=807</guid>
		<description><![CDATA[Fillerin eşleri oldugunde onlarda kalp kırıklıgından olurler. Yemeyi bırakırlar ve uzanıp aclıktan olunceye kadar gozyaşı dokerler. Ve insanların yardımını reddederler.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.erdemgursoy.com.tr/resim/yukleme/tumblr_lfjnel4un91qbtkhmo1_500.jpg" rel="lightbox[807]"><img class="alignnone size-full wp-image-808" title="Filler" src="http://www.erdemgursoy.com.tr/resim/yukleme/tumblr_lfjnel4un91qbtkhmo1_500.jpg" alt="" width="500" height="500" /></a></p>
<p>Fillerin eşleri öldüğünde onlar da kalp kırıklığından ölürler. Yemeyi bırakırlar ve uzanıp açlıktan ölünceye kadar gözyaşı dökerler. Ve insanların yardımını reddederler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/filler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğru yazalım: İmlâ kuralları</title>
		<link>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/dogru-yazalim-imla-kurallari/</link>
		<comments>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/dogru-yazalim-imla-kurallari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Dec 2010 16:38:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Gürsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[doğru yazalım]]></category>
		<category><![CDATA[imla kuralları]]></category>
		<category><![CDATA[kesme işareti]]></category>
		<category><![CDATA[ki bağlacı]]></category>
		<category><![CDATA[mi eki]]></category>
		<category><![CDATA[virgül]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erdemgursoy.com.tr/?p=591</guid>
		<description><![CDATA[Eğri oturup doğru konuşalım; kendi dilimizde doğru yazmayı bilmeyenler var. Bazıları önemsemiyor, bazıları ise gerçekten yazım kurallarını bilmiyor. Bu konuda kendi adımıza oldukça dikkatli olmaya çalışıyoruz. Bu yazıdan kastımız da yanlış yapanları kınamak değil, onlara konunun önemini hatırlatmak ve bazı belirgin hataları vurgulayarak örneklerle doğrularını göstermek. Yani nokta, virgül nerelerde kullanılır onu anlatacak değiliz ama sık sık yapıldığına tanık olduğumuz hatalar üzerinden gideceğiz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span><strong><span><img src="/resim/dogru_yazalim_imla_kurallari_09.jpg" border="0" alt="Doğru yazalım: İmlâ kuralları" hspace="10" vspace="2" width="175" height="225" align="right" />Eğri oturup doğru konuşalım; kendi dilimizde doğru yazmayı bilmeyenler var. Bazıları önemsemiyor, bazıları ise gerçekten yazım kurallarını bilmiyor. Bu konuda kendi adımıza oldukça dikkatli olmaya çalışıyoruz. Bu yazıdan kastımız da yanlış yapanları kınamak değil, onlara konunun önemini hatırlatmak ve bazı belirgin hataları vurgulayarak örneklerle doğrularını göstermek. Yani nokta, virgül nerelerde kullanılır onu anlatacak değiliz ama sık sık yapıldığına tanık olduğumuz hatalar üzerinden gideceğiz.</span></strong></span></p>
<p><span><span style="color: #800000;"><strong>“mi” soru eki:</strong></span> Soru eki olan “mi” kendisinden önce gelen kelimeden kesinlikle ayrı yazılır. Bununla birlikte, ekten sonra gelen diğer ekler ona bitiştirilir. Soru belirtmeyen “mi” eklerini ayırmak hatadır:</span></p>
<p><span><em>Doğru mu yanlış mı söylediğini şimdi anlarız&#8230;<br />
Akşam yemeğini geç mi yiyecekmişiz?<br />
Sana dediğim şeyi annene söylemiş miydin?</em></span></p>
<p><span>“mi” eki ifadeyi güçlendirmek için de kulanılır ve yine ayrı yazılır:</span></p>
<p><span><em>Yemek güzel mi güzel olmuş!<br />
Olur mu olur aslında&#8230;</em></span></p>
<p><span>Zaman belirtmek için de kullanıldığı olur:</span></p>
<p><span><em>Esra geldi mi ben çıkarım.<br />
Güneş açtı mı sahile koşacağım.</em></span></p>
<p><span><strong><span style="color: #800000;"><span>“de” bağlacı:</span> </span></strong>En sık hata yapılan konulardan bir tanesi de bu. Kendisinden önce gelen dahi anlamındaki “de” bağlacının yazımı hakkında bir ipucu var: Söz konusu olan “de”yi atarak okuduğunuzda cümle anlamsız bir hale gelmiyorsa bu bir bağlaçtır, yani ayrı yazmalısınız. Eğer anlam kayboluyorsa bu bir ektir, yani bitişik yazmalısınız:</span></p>
<p><span><em>Kardeşim şu anda evde.<br />
Şu ev de ne kadar büyük değil mi?</em></span></p>
<p><span><img src="/resim/dogru_yazalim_imla_kurallari_14.gif" border="0" alt="Doğru yazalım: İmlâ kuralları" hspace="10" width="169" height="162" align="left" />Bu arada bağlaç olan “de”nin sesli harfi önceki kelimeye göre değişebilir ama “d” harfi hep aynı kalır:</span></p>
<p><span><em>Ağaç da ağaçmış hani, amma büyük!</em></span></p>
<p><span>Önemli bir nokta daha: “Ya” sözüyle birlikte kullanılan “da” daima ayrı yazılır:</span></p>
<p><span><em>Ya müziğin sesini kıs ya da biraz bağır.</em></span></p>
<p><span>Bakın burada konu hakkında çok sevdiğimiz bir <a href="http://www.dahianlamindakideayriyazilir.com/" target="_blank"><span>adres</span></a> var.</span></p>
<p><span><span><img src="/resim/dogru_yazalim_imla_kurallari_06.jpg" border="0" alt="Doğru yazalım: İmlâ kuralları" hspace="10" vspace="2" width="175" height="225" align="right" /><strong><span style="color: #800000;">“ki” bağlacı:</span></strong></span> “de” bağlacındaki yaklaşım hemen hemen burada da geçerli. Bağlaç olan “ki” ayrı, ilgi eki olan, yani sahiplik belirten “ki” bitişik yazılır. Örneklere bakalım, daha iyi anlayalım:</span></p>
<p><span><em>Hava o kadar güzel ki hemen dışarı çıkmak istiyorum.<br />
Sana yardım ederim, yeter ki istediğini iyi anlat.<br />
Gazetedeki köşe yazısını okudun mu?<br />
Elif de seninle geldi mi ki?</em></span></p>
<p><span><span style="color: #800000;"><strong>Virgül:</strong></span> Virgülün genel kullanımını biliyorsunuz elbette ama kimi ince noktaları var bu işin. Örneklerle açıklamak en iyisi&#8230;</span></p>
<p><span>Bir metin içinde ve, veya, ya da sözcüklerinden önce ve sonra virgül konmaz:</span></p>
<p><span><em>Kek malzemesi alırken süt, yumurta ve şekeri unutma.<br />
Ya sen buraya gel ya da ben oraya geleyim.<br />
Çikolatalı veya sade, iki çeşit dondurmayı da severim.</em></span></p>
<p><span>Bir metin içinde hem, ya, ne gibi tekrarlı kullanımlardan önce ya da sonra virgül konmaz:</span></p>
<p><span><em>Hem gözlüklü hem de lensli şoförler sürücü testine katılmış.<br />
Ya etek ya da kumaş pantolon giyilmesi zorunluymuş.<br />
Ne sen sor ne ben söyleyeyim.<br />
İster gel ister gelme, ben gidiyorum.<br />
Gerek Murat gerek Selim bu iş için çok çalıştılar.</em></span></p>
<p><span>Şart bildiren “ise”den sonra virgül konmaz:</span></p>
<p><span><em>Sen kitabı okuyup beğenirsen bize de önerirsin.</em></span></p>
<p><span><span style="color: #800000;"><strong>Kesme işareti:</strong></span> Özel isimler ile ekleri ayırmak için kesme işareti kullanılır, bunu biliğinizi biliyoruz. Gelin görün ki konu bu kadar basit değil ve olmadığı için de kafalar biraz karışıyor.</span></p>
<p><span><img src="/resim/dogru_yazalim_imla_kurallari_12.gif" border="0" alt="Doğru yazalım: İmlâ kuralları" hspace="10" vspace="2" width="175" height="225" align="left" />Özel isimlerden sonra parantez ile bir açıklama yapılırsa, kesme işareti parantezden sonra konur:</span></p>
<p><span><em>İdil Biret (piyanist)’in pek çok konserine gittim.</em></span></p>
<p><span>Özel isimlere gelen yapım ekleri ve çoğul eki kesme işareti ile ayrılmaz:</span></p>
<p><span><em>Sınıfa girdiğimde arkadaşlar Atatürkçülükten bahsediyorlardı.<br />
Ben Bursalıyım, arkadaşım da İzmirli.<br />
Onun anadili Türkçe miymiş?<br />
İngilizceye çok hakim olduğu için yanıldım o zaman.</em></span></p>
<p><span>Aile anlamı içeren çoğul ekleri kesme işareti ile ayrılmaz:</span></p>
<p><span><em>Akşam yemeğinden sonra Mesutlara gidelim mi?</em></span></p>
<p><span><span><img src="/resim/dogru_yazalim_imla_kurallari_13.gif" border="0" alt="Doğru yazalım: İmlâ kuralları" hspace="10" vspace="2" width="175" height="225" align="right" /><strong><span style="color: #800000;">Bunlara da dikkat etmekte fayda var:</span></strong></span></span></p>
<p><span>Yazarken her noktalama işaretinden sonra bir boşluk bırakın. Böylece hem okuyan kişi demek istediğinizi daha iyi anlar hem de yazınız estetik açıdan doğru görünür.</span></p>
<p><span>Çok uzun cümleler ve paragraflar kurmayın.</span></p>
<p><span>Artık çoğunlukla bilgisayarda yazı yazdığımızı düşünürsek, yazı karakteri, sayfa düzeni, font seçimi gibi konularda da özenli olmak gerektiği ortaya çıkar. Yazınızda sade bir font kullanmak okuyanların işini kolaylaştırır. Yanlardan, alttan ve üstten makul miktarda boşluk bırakmalısınız. Başlıklar ve özellikle vurgulamak istediğiniz kelimeler için farklı büyüklükte font ya da kalın harf kullanma şansınızı kullanın. Satır ve paragraf başlarınızın hizasının aynı olmasına, yazı içinde anlamsız font ve renk değişikliği yapmamaya, çok küçük ya da büyük harfler kullanmamaya dikkat edin.</span></p>
<p><span>Aşağıda doğru yazılışlarını verdiğimiz kelimelerde de çok hata yapılıyor:</span></p>
<p><span><em>Her şey<br />
Hiçbir şey<br />
Herhangi bir şey<br />
Yalnız<br />
Yanlış<br />
Çünkü</em></span></p>
<p><span>Çok daha detaylı bilgiyi <a href="http://www.tdk.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EFD157CB4DF4A46466" target="_blank"><span>buradan</span></a> alabilirsiniz. Daha doğru ve özenli yazılar yazmak için biraz da olsa özendirebildik mi?</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/dogru-yazalim-imla-kurallari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bana rengini söyle</title>
		<link>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/bana-rengini-soyle/</link>
		<comments>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/bana-rengini-soyle/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Nov 2010 23:22:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Gürsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erdemgursoy.com.tr/?p=459</guid>
		<description><![CDATA[Kireç, bakır, karbonat ve quartz kumunun karıştırılmasıyla birlikte (bir nevi sentetik boya), renkler yaşamımızın bir parçası haline geldiler. O zamana kadar sadece doğada, doğal şekilde bulunan renklere sahipken, hayatımıza yepyeni renkler girdi ve zevklerimiz baştan aşağı değişti. Şimdi ise renklerin de en az müzik kadar insan psikolojisini etkilediğini biliyoruz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span><img src="/resim/yasam_renginisoyle1.jpg" border="0" alt="Bana rengini söyle" hspace="10" vspace="2" width="130" height="174" align="right" />Kireç, bakır, karbonat ve quartz kumunun karıştırılmasıyla birlikte (bir nevi sentetik boya), renkler yaşamımızın bir parçası haline geldiler. O zamana kadar sadece doğada, doğal şekilde bulunan renklere sahipken, hayatımıza yepyeni renkler girdi ve zevklerimiz baştan aşağı değişti. Şimdi ise renklerin de en az müzik kadar insan psikolojisini etkilediğini biliyoruz.</p>
<p>Her zaman geçerli değil, ama bir arkadaşımızın giydiği kıyafetlerin rengine bakarak ruh halini aşağı yukarı anlayabiliriz. Ama heavy metal dinleyen birinin daima siyah giymesi, sürekli yas tuttuğu anlamına gelmiyor tabii ki.</p>
<p><strong>Bakalım renklerin psikolojik etkileri nelermiş:</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><span style="color: #ff0000;">Kırmızı:</span></strong> </span>Enerji veren, heyecanlandıran ve insanı alarma geçiren bir renktir. Kırmızı kıyafet giyen insanlar genelde daha sosyal kişilerdir. Uyarı işaretleri ve ikazlar kırmızı ile belirtilir. Kırmızı bir tabela gördüğümüzde tehlikeli bir durum olduğunu düşünürüz hemen.</p>
<p><span style="color: #006633;"><strong>Yeşil:</strong></span> Dengeleyici renk olmasının yanı sıra, arzu ve istekleri simgeler. Bu nedenle çıkış yolları bu renkle gösterilir. Örnek mi istiyorsunuz? Yeşil trafik ışığına ne dersiniz?</p>
<p><strong><span style="color: #0000cc;"><span>Mavi:</span></span></strong> Yaratıcılığı arttıran, huzur veren ve rahatlatan bir renk olarak bilinir. Genelde kurallar ya mavi fontlarla, ya da mavi zemin üzerine beyaz fontlarla yazılır. Bu şekilde insanların belli kurallara uyması kolaylaşır.</p>
<p></span></p>
<p><span style="color: #cccccc;"><strong>Beyaz:</strong></span><span> Saflığı, temizliği simgeler. Eskiden filmlerde iyiler hep beyaz giyerdi, modern sinemada bu kalıp yıkıldı. Hatta modern müzikte bile. Örnek olarak Bon Jovi’yi verebiliriz: “Good guys don’t always wear white“</span></p>
<p><span><strong><span style="color: #cccc00;">Sarı:</span></strong> İnsana ferahlık veren, neşelendiren bir renktir. Bulutların arasında güneşi görünce ne kadar sevindiğimizi düşünsenize! Neşeyi, parlaklığı, ışıltıyı getiren bir hissi vardır. Ayrıca daha çabuk konsantre olarak problemleri daha kolay çözebilmemizi sağlar.</p>
<p><strong><span style="color: #ff6600;"><span>Turuncu:</span></span></strong> İştah açıcı özelliği vardır. Kilo problemi olanlar bu renkten şiddetle uzak dursunlar. Tahmin edildiği üzere, turuncu tabakta yemek yerseniz kolay kolay sofradan kalkamazsınız. Nasıl, iştahınız açıldı mı biraz?</p>
<p><span style="color: #ff33cc;"><strong><span>Pembe:</span></strong></span> Duygusal insanların rengidir. İnsanları maddiyatan uzaklaştırıp, maneviyata yönlendirir. Bakınız Pembe Panter hiç paraya önem veriyor mu? &#8220;Pembe gönlüm sende!&#8221; lafı da bu nedenle söylenmiştir. Yani maddiyatla alakam yok, seni kalpten seviyorum bağlamında. Çok etkili bir laftır.</p>
<p><strong><span style="color: #9933ff;"><span>Mor:</span></span></strong> Moral veren, insanın kendine olan güvenini arttıran bir renktir. Kendini çabuk bırakan, olayların etkisinde fazla kalan insanlar için ilaç gibi bir renktir. Sinir sisteminin tedavisinde de kullanıldığı söyleniyor.</p>
<p>Diğer renkler için durum bu kadar da iç açıcı değil. Örneğin kahverengi güvensizlik hissi uyandırıyormuş, bu yüzden pek çok bankada, çalışanların kahverengi takım elbise giymesi yasakmış. Gri ise insanı iç dünyasına yöneltiyormuş, cezaevlerindeki koğuşları artık griye boyamıyorlarmış. Siyah hakkında konuşmaya gerek bile yok, karamsarlığı temsil ediyor ne yazık ki.</p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/bana-rengini-soyle/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mevsimlik saat: Zamanda oynama?</title>
		<link>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/mevsimlik-saat-zamanda-oynama/</link>
		<comments>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/mevsimlik-saat-zamanda-oynama/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Nov 2010 01:20:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Gürsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kış saati]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim saati]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[yaz saati]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erdemgursoy.com.tr/?p=425</guid>
		<description><![CDATA[Mevsimlik saat uygulamasının mantığı nedir? Yılda zaten bir kez "seneye görüşürüz" geyiklerine maruz kalıyoruz, bir de üzerine neden iki kez "bu gece bir saat az uyuyacağız" geyiklerine maruz bırakılıyoruz?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span><strong><span><img src="/resim/mevsimlik_saat_01.jpg" border="0" alt="Mevsimlik saat: Zamanda oynama?" hspace="10" vspace="2" width="200" height="200" align="right" />Mevsimlik saat uygulamasının mantığı nedir? Yılda zaten bir kez &#8220;seneye görüşürüz&#8221; geyiklerine maruz kalıyoruz, bir de üzerine neden iki kez &#8220;bu gece bir saat az uyuyacağız&#8221; geyiklerine maruz bırakılıyoruz?</span></strong></span></p>
<p><span><span>Yaz saati / kış saati uygulamaları, bildiğiniz gibi güneş ışığından daha fazla yararlanmak için uygulanıyor. Kısaca bahar gelince saatleri bir saat ileri alıyoruz, sonbaharda da bir saat geriye. Bize antik uygarlıklardan miras kaldıysa da modern uygulama 1907&#8242;de düşünüldü, 1916&#8242;da savaş ekonomisi sebebiyle standart hale geldi. Yaygın değil, standart diyoruz çünkü o zamana kadar birçok ülke, ikişer üçer saatten kafasına göre ayar yapıyordu. Peki, asıl amaç nedir? Elektrik tasarrufu. Peki, mevsimlik saat uygulamaları ile enerji tasarrufu sağlanamadığının istatistiklerle kanıtlandığını biliyor muydunuz? Üstelik çalışma zamanlarını saate göre değil, güneşe göre ayarlaması gereken çiftçiliğe de zarar veriyor. Tabii Türkiye&#8217;de değil, çiftçi bile olsa çalışanların mesailerini saate göre ayarladığı diğer ülkelerde de.</span></span></p>
<p><span><span><strong>Mevsimlik saatin kaynağı</strong></span></span></p>
<p><span><span>Romalılar, günün güneşin göründüğü kısmını 12&#8242;ye bölen bir saat sistemi kullanıyordu. Her evde saat olmadığından, yani merkezi su saatleri kullanıldığından bu ayarlama sorun olmuyordu. Herkesin kolunda saat varken, her gün bir saatin uzunluğunun değiştiğini bir düşünsenize? Mesela Roma&#8217;da kışları bir gündüz saati 44 dakika sürüyordu, haliyle gece saati uzuyordu. Yazın ise bir gündüz saati 75 dakikaya kadar uzayabiliyordu. Buyurun en alasından yaz saati uygulaması.</span></span></p>
<p><span><span><img src="/resim/mevsimlik_saat_02.jpg" border="0" alt="Mevsimlik saat: Zamanda oynama?" hspace="10" vspace="2" width="200" height="200" align="left" />Benjamin Franklin, yazın sokaklarda top atılarak ve kilise çanlarıyla herkesin uyandırılıp güne erken başlamasını, geceleri de erkenden yatılmasını önermişti. Bu da değişik bir yaz saati uygulaması. Benji, saatlerin ayarlanmasıyla ilgilenmemişti, çünkü 18. yüzyılda saat uygulamasını kimse ciddiye almıyordu. Saat kavramının tekrar ciddiye alınması, demiryollarının yaygınlaşmaya başlayıp trenlerin bir tertip düzene oturtulması ihtiyacı sonrasına denk geliyor.</span></span></p>
<p><span><span>1905&#8242;te İngiliz maceracı William Willett, kahvaltı öncesi bir ata binme seansında, herkesin uyuyarak bu güzel saatleri nasıl kaçırdığına hayret etti. 1907&#8242;de yaz saati uygulamasını taslak olarak İngiltere&#8217;nin dikkatine sundu. Aslında tek amacı, golf oynayacak daha fazla gün ışığına sahip olmaktı! 1916’da uygulamayı resmen kabul eden ilk ülke ise Almanya oldu. 1917&#8242;de diğer Avrupa ülkeleri, 1918&#8242;de de Amerika resmen yaz saati uygulamasına geçti.</span></span></p>
<p><strong>Faydası, zararı nedir?</strong></p>
<p><span><span><img src="/resim/mevsimlik_saat_03.jpg" border="0" alt="Mevsimlik saat: Zamanda oynama?" hspace="10" vspace="2" width="225" height="175" align="right" />Dediğimiz gibi, istatistikler yaz saati uygulamasının elektrik kullanımı bakımından hiçbir tasarruf sağlamadığını gösteriyor. Yaz saati, dünyadaki benzin sarfiyatını %1 oranında artırıyor ancak bunun sebebinin güneş ışığı değil, insanların yazın tatile, seyahate gitmesi olduğu düşünülüyor. Şimdi gerçeklerden bahsedelim. Mevsimlik saat uygulamasının enerji tasarrufu sağlamadığını hükümetler de biliyor. Öte yandan güneş ışığında daha fazla alışveriş yapılıyor. 2007&#8242;de yaz saati uygulaması sayesinde Amerika&#8217;nın günlük perakende cirosu bir milyar dolar artmış. Yani yaz günlerinde insanlar daha fazla alışveriş yapıyor ve alışveriş ancak gün bitince bitiyor. O zaman günü geç bitirerek daha fazla alışveriş yapılması sağlanabilir ve sağlanıyor da. Fakat yaz saati / kış saati uygulamalarının yarattığı karmaşa, en ufak olaydan nem kapan borsayı fena etkiliyor. 2000 yılında yaz saati uygulamasına geçildiği gün, Amerika&#8217;da 31 milyar dolar borsa zararı yaşanmış. Yaz saati televizyonların reytinglerini de düşürüyor.</span></span></p>
<p><span><span><strong>Olay biraz karışık</strong></span></span></p>
<p><span><span>Saatlerin değişmesi, hayatı karmaşıklaştırıyor. Mesela kış saati uygulamasına geçilirken, saat 02:00&#8242;da 01:00 haline geliyor. Bu da o gece 01:00 &#8211; 02:00 arasının iki kere yaşanması demek. Taşımacılık, özellikle hava yolu sektörü, bankacılık, bilgisayar işlemleri gibi konularda gerekli dikkatin gösterilmediği durumlarda nasıl bir kaos yaşanacağını hesap edebiliyor musunuz? Ayrıca dünyanın bütün zaman dilimleri aynı saatte değişmiyor, bu da mevsimlik saat uygulamasının gerçekleştiği günün, zamanın kritik öneme sahip olduğu işlerde kâbusa dönüşme ihtimali anlamına geliyor. Peki ya orijinal tasarıdaki gibi, haftalık 20 dakikalık değişikliklerle üç haftada saati değiştirseydik? O zaman halimiz nice olurdu?</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/mevsimlik-saat-zamanda-oynama/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Murphy Kanunları</title>
		<link>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/bir-sey-ters-gidecekse-mutlaka-ters-gider/</link>
		<comments>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/bir-sey-ters-gidecekse-mutlaka-ters-gider/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Jul 2010 11:43:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Gürsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[murphy kanunları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erdemgursoy.com.tr/?p=353</guid>
		<description><![CDATA["Murphy Kanunları" denen şey işte budur; yani kötü gitmesi muhtemel bir şey varsa o mutlaka olur! Murphy kanunlarının, 1949'da, Edwards Hava Üssü'ndeki Yüzbaşı Edward Murphy tarafından "keşfedildiği" söylenir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span><strong><img style="margin-left: 10px; margin-right: 10px; margin-top: 4px; margin-bottom: 4px;" src="http://www.erdemgursoy.com.tr/resim/ters_gider_01.jpg" border="0" alt="Bir şey ters gidecekse mutlaka ters gider!" hspace="10" vspace="4" width="200" height="103" align="right" />&#8220;Murphy Kanunları&#8221; denen şey işte budur; yani kötü gitmesi muhtemel bir şey varsa o mutlaka olur! Murphy kanunlarının, 1949&#8242;da, Edwards Hava Üssü&#8217;ndeki Yüzbaşı Edward Murphy tarafından &#8220;keşfedildiği&#8221; söylenir.</strong></span></p>
<p><span>Elbette doğru olmama ihtimali bulunan hikaye şöyle: Yüzbaşı Murphy, çarpışmaların insanlar üzerindeki etkilerini inceleyen deneyler yapan ekibin başındaydı.</span></p>
<p><span>Denek pilotun üzerine sensörler yapıştırılıyordu ve görevlilerden biri 16 sensörü de ters tarafından yapıştırmıştı. Murphy, bunları yapıştıran teknisyen için &#8220;Bu işi yanlış yapmanın bir yolu varsa o mutlaka bulur ve yapar&#8221; dedi. Bölüm komutanı daha sonra yaptığı basın toplantısında bu lafı hiç unutmadıkları için deneylerinin böyle kazasız belasız geçtiğini söyledi.</span></p>
<p><span>Bu laf bir de gazetelere çıkınca her durum için bir Murphy kanunu uyduruldu, hala da uydurulmakta. Ed Murphy&#8217;nin (elbette doğru olmama ihtimali bulunan) ölümü de şöyle olmuş: Bir gün benzini bitmiş, elinde bidon, beyaz kıyafetleriyle yüzü trafiğe dönük şekilde yol kenarında yürürken ters taraftan giden bir İngiliz turist tarafından ezilmiş.</span></p>
<p><span><img style="margin-left: 10px; margin-right: 10px; margin-top: 2px; margin-bottom: 2px;" src="http://www.erdemgursoy.com.tr/resim/ters_gider_06.jpg" border="0" alt="Bir şey ters gidecekse mutlaka ters gider!" hspace="10" vspace="2" width="175" height="225" align="left" />Biz de size birkaç Murphy yasası sayacağız. Bu arada &#8220;eğer bilgisayar kilitlenecekse, yazdıklarınızı save etmeden saniyeler önce kilitlenir&#8221; yasasından kaçınmaya çalışacağız. Tabii böyle bir mucize mümkünse…</span></p>
<p><span><span>• </span>Bir işin ters gitme olasılığı varsa o iş mutlaka ters gider.</span></p>
<p><span><span>• </span>Birkaç şeyin ters gitme olasılığı varsa bunların arasında en kötü sonuçlar doğuracak olanı ters gider.</span></p>
<p><span><span>• </span>Bir şeyin ters gitmesi için dört yol olduğunu düşünüp hepsi için önlem alabilirsiniz ama bir beşinci yol mutlaka vardır.</span></p>
<p><span><span>• </span>Bir şeylerin ters gitmesi bir doğa kanunudur. Bu yüzden her şey yolunda gidiyor gibi görünüyorsa dikkat edin; mutlaka ters giden bir şeyler vardır!</span></p>
<p><span><span>• </span>Bir şey arıyorsanız o daima son bakmanız gereken yerdedir.</span></p>
<p><span><span>• </span>İlk baktığınız yerde olma ihtimali ile oraya baktığınızda görmeden geçme ihtimaliniz eşittir.</span></p>
<p><span><span>• </span>Kaybettiğiniz bir şey ancak onun yerine yenisini aldığınızda ortaya çıkar.</span></p>
<p><span><span>• </span>Yeni aldığınız şeyin ucuzunu bulmak için ne kadar aranırsanız aranın, en ucuz seçeneği ancak alışveriş bittikten sonra bulursunuz.</span></p>
<p><span><span>•</span> Hiçbir şey göründüğü kadar kolay değildir.</span></p>
<p><span><img style="margin-left: 10px; margin-right: 10px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;" src="http://www.erdemgursoy.com.tr/resim/ters_gider_04.jpg" border="0" alt="Bir şey ters gidecekse mutlaka ters gider!" hspace="10" vspace="6" width="175" height="225" align="right" /></span></p>
<p><span><span><span>• </span>Hiçbir şey göründüğü kadar kısa sürmez.</span></span></p>
<p><span><span>• </span>Bir eliniz doluyken kapıyı açmanız gerekirse, anahtarınız mutlaka dolu elinizin tarafındaki ceptedir.</span></p>
<p><span><span>• </span>Bir şey aptalcaysa ama işe yarıyorsa, belki de göründüğü kadar aptalca değildir.</span></p>
<p><span><span>• </span>Bir şey doğru olamayacak kadar iyiyse muhtemelen doğru değildir.</span></p>
<p><span><span>• </span>İstediğiniz bilgisayar programı her zaman sahip olduğunuzdan fazla RAM ister.</span></p>
<p><span><span>• </span>Yeteri kadar RAM&#8217;iniz olduğunda sabit diskinizde asla yeteri kadar boş yeriniz olmaz.</span></p>
<p><span><img style="margin-left: 10px; margin-right: 10px; margin-top: 2px; margin-bottom: 2px;" src="http://www.erdemgursoy.com.tr/resim/ters_gider_09.jpg" border="0" alt="Bir şey ters gidecekse mutlaka ters gider!" hspace="10" vspace="2" width="175" height="225" align="right" /><span><span>•</span> Bir program kurmak için yeterli boş yeriniz ve RAM&#8217;iniz varsa o program mutlaka çökecektir.</span></span></p>
<p><span><span>•</span> Hala çökmediyse sadece en fazla zarar vereceği anı bekliyordur.</span></p>
<p><span><span>•</span> Birine gökyüzünde 300 trilyon yıldız olduğunu söylerseniz inanır ama o masa boyalı derseniz gidip önce bir eller.</span></p>
<p><span><span>•</span> Sınav sırasında öğretmeniniz sadece aptalca bir şey yazdığınız sırada başınıza gelip yazdıklarınızı okur.</span></p>
<p><span><span>•</span> Bir şeyi çözmek için kullandığınız yollar başka problemlere neden olur.</span></p>
<p><span><span>•</span> Bilgisayarda ne kadar ders çalışırsanız çalışın, anneniz içeri siz oyun oynarken girer.</span></p>
<p><span><span>•</span> Ders çalışılan bir saat, çalışılmayan bir saatten her zaman daha uzundur.</span></p>
<p><span><span>•</span> Geç kaldığınız süre ile trafiğin sıkışıklığının miktarı doğru orantılıdır.</span></p>
<p><span><img style="margin-left: 10px; margin-right: 10px; margin-top: 4px; margin-bottom: 4px;" src="http://www.erdemgursoy.com.tr/resim/ters_gider_07.jpg" border="0" alt="Bir şey ters gidecekse mutlaka ters gider!" hspace="10" vspace="4" width="175" height="225" align="left" /><span><span>•</span> Tamirciye bozulan bir şeyin neyinin bozuk olduğunu göstermeye çalıştığınız an, o şeyin çalışması için en uygun andır.</span></span></p>
<p><span><span>•</span> En önemli şeyler her zaman en basit olanlardır.</span></p>
<p><span><span>•</span> En basit şeyler çoğu zaman yapması en zor olanlardır.</span></p>
<p><span><span>•</span> Ekmeğinizin reçelli kısmının yere düşme ihtimali ile halınızın fiyatı doğru orantılıdır.</span></p>
<p><span><span>•</span> Birinden büyük miktarda borç isterken önce ödeyebileceğinizi, yani ihtiyacınız olmadığını kanıtlamalısınız.</span></p>
<p><span><span>•</span> Sizin olmadığınız sıra her zaman daha hızlı ilerler. Taa ki siz o sıraya geçene kadar.</span></p>
<p><span><span>•</span> Diğer şeritte trafik hep daha açıktır. Ta ki içinde olduğunuz araç o şeride geçene kadar.</span></p>
<p><span><img style="margin-left: 10px; margin-right: 10px; border: 0px initial initial;" src="http://www.erdemgursoy.com.tr/resim/ters_gider_10.jpg" border="0" alt="Bir şey ters gidecekse mutlaka ters gider!" hspace="10" width="175" height="225" align="right" /><span><span>•</span> Yaptığınız her şey başınızı belaya sokabilir. Hiçbir şey yapmamak dahil.</span></span></p>
<p><span><span>•</span> Aklınıza iyi bir fikir gelmesi, onun daha önce yapılmış olduğu anlamına gelir.</span></p>
<p><span><span>•</span> Odanız ne kadar büyük olursa içi o kadar dağınık olur.</span></p>
<p><span><span>•</span> Yeni ayakkabı giydiğiniz gün herkes ayağınıza basar (üstelik bu bizde bir de adettendir!).</span></p>
<p><span><span>•</span> En hassas şey, düşüp kırılacak olandır.</span></p>
<p><span><span>•</span> Bir işi yapmanın en kolay yolu, ancak o iş bittikten sonra sonra aklınıza gelir.</span></p>
<p><span><img style="margin-left: 10px; margin-right: 10px; margin-top: 8px; margin-bottom: 8px;" src="http://www.erdemgursoy.com.tr/resim/ters_gider_08.jpg" border="0" alt="Bir şey ters gidecekse mutlaka ters gider!" hspace="10" vspace="8" width="175" height="225" align="right" /><span><span>•</span> Banyoda düşecek bir şey varsa mutlaka tuvaletin içine düşer.</span></span></p>
<p><span><span>•</span> Çok etkileyici bir şey yaptığınızda mutlaka yalnız olursunuz.</span></p>
<p><span><span>•</span> Yalnız değilken yapmaya çalışırsanız başarısız olacaksınız demektir.</span></p>
<p><span><span>•</span> Kıyafetinizin şıklığı ile üzerinize çamur sıçratan aracın büyüklüğü arasında ciddi bir bağ vardır.</span></p>
<p><span><span>•</span> Murphy kanunlarından haberiniz olması ile işinizin ters gitmesi arasında hiçbir bağlantı yoktur.</span></p>
<p><span><span>•</span> Aynı bağ o gün harika olan saçınız ile yağmur arasında da mevcuttur.</span></p>
<p><span><span>•</span> Rüzgarın yönü daima saçınızı en kötü bozacak yöndür.</span></p>
<p><span><img style="margin-left: 10px; margin-right: 10px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;" src="http://www.erdemgursoy.com.tr/resim/ters_gider_03.jpg" border="0" alt="Bir şey ters gidecekse mutlaka ters gider!" hspace="10" vspace="6" width="175" height="225" align="left" /><span><span>•</span> Kıymetli bir şeyin düştüğü yer daima parmak ucunuzun bir santim ilerisidir.</span></span></p>
<p><span><span>•</span> Olur da o kıymetli şey parmak ucunuz mesafesine düşerse, bu almaya çalışırken itip uzaklaştıracağınız anlamına gelir.</span></p>
<p><span><span>•</span> Gülümseyin, yarın daha da kötü olacak!</span></p>
<p><span><span>•</span> Tırnaklarınızı kestiğiniz gün, karşınıza kazıması eğlenceli bir şey çıkması için en uygun gündür.</span></p>
<p><span><span>•</span> Bir hata ikinci kez yapılmaz. İkinci kez yapıyorsanız üçüncü kez de yapacaksınız demektir.</span></p>
<p><span><span>•</span> Dünyadaki toplam zeka aynıdır ama nüfus sürekli artar.</span></p>
<p><span><img style="margin-left: 10px; margin-right: 10px; border: 0px initial initial;" src="http://www.erdemgursoy.com.tr/resim/ters_gider_05.jpg" border="0" alt="Bir şey ters gidecekse mutlaka ters gider!" hspace="10" width="175" height="199" align="right" /><span><span>•</span> Kameranızda yer kalıp kalmadığından emin değilseniz kalmamıştır.</span></span></p>
<p><span><span>•</span> Cam olan bütün eşyalar ana formları olan kum haline dönmeye meyillidir.</span></p>
<p><span><span>•</span> Harika esprileriniz hiç hatırlanmaz, aptalca sözleriniz ise hiç unutulmaz.</span></p>
<p><span><span>•</span> Bir çift çorabın iki tekinin birden kaybolması ihtimali, diğer çiftlerden bir çorabın kaybolma ihtimali yanında sıfıra yakındır.</span></p>
<p><span><span>•</span> Bir çorabın tekini bulmanız, diğer tekini atmanıza bağlıdır.</span></p>
<p><span><span>•</span> Kapı mutlaka siz tuvaletteyken çalar. O da olmazsa uyurken çalar. O da olmadıysa siz dışarıdayken çalmıştır.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/bir-sey-ters-gidecekse-mutlaka-ters-gider/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güney Afrika&#8217;da kim gülecek?&#8230;</title>
		<link>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/guney-afrikada-kim-gulecek/</link>
		<comments>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/guney-afrikada-kim-gulecek/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jul 2010 21:58:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Gürsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[2010]]></category>
		<category><![CDATA[afrika]]></category>
		<category><![CDATA[almanya]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[güney afrika]]></category>
		<category><![CDATA[hollanda]]></category>
		<category><![CDATA[ispanya]]></category>
		<category><![CDATA[kupası]]></category>
		<category><![CDATA[south africa]]></category>
		<category><![CDATA[uruguay]]></category>
		<category><![CDATA[waka waka]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erdemgursoy.com.tr/?p=349</guid>
		<description><![CDATA[Dünya liglerinde sezonların tamamlanışı ve Şampiyonlar Ligi kupasının da sahibini buluşuyla futbolseverler tek bir hedefe kilitlenmeye hazırlanıyor: Dünya Kupası’na! Takvimler 11 Haziran’ı gösterdiğinde tüm dünyanın gözü Güney Afrika’ya dönecek ve tam bir ay futbol hayatımızın önemli bir parçası haline gelecek. 6 kıtadan 32 farklı ülkenin milli takımları dünyanın en büyüğü olmak için Güney Afrika’da ter dökecek. Biz de Dünya Kupası öncesinde takımlara ve gruplara şöyle bir göz atalım dedik. Favorinizi seçmek size kalmış…]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img style="margin: 2px 10px; border: 0pt none;" src="http://www.erdemgursoy.com.tr/resim/ig_dunyakupasi_05.jpg" border="0" alt="Güney Afrika'da kim  gülecek?..." hspace="10" vspace="2" width="175" height="201" align="right" />Dünya liglerinde sezonların tamamlanışı ve Şampiyonlar Ligi  kupasının da sahibini buluşuyla futbolseverler tek bir hedefe  kilitlenmeye hazırlanıyor: Dünya Kupası’na! Takvimler 11 Haziran’ı  gösterdiğinde tüm dünyanın gözü Güney Afrika’ya dönecek ve tam bir ay  futbol hayatımızın önemli bir parçası haline gelecek. 6 kıtadan 32  farklı ülkenin milli takımları dünyanın en büyüğü olmak için Güney  Afrika’da ter dökecek. Biz de Dünya Kupası öncesinde takımlara ve  gruplara şöyle bir göz atalım dedik. Favorinizi seçmek size kalmış…</strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">A Grubu</span></strong></p>
<p><span style="text-decoration: line-through;"><strong>Güney Afrika:</strong></span> Turnuvaya ev  sahibi kategorisinden katılan Güney Afrika’nın en büyük avantajı  “vuvuzelalı” taraftarları olacak gibi gözüküyor. Seyirci desteğinin yanı  sıra Fenerbahçe’yi de Brezilya’yı da şampiyon yapan tecrübeli teknik  adam Carlos Alberto Parreira’yı arkasına alsa da Bafana Bafana’nın  grupta işi o kadar kolay değil.</p>
<p><span style="text-decoration: line-through;"><strong>Meksika:</strong></span> Güney Afrika’yla  turnuvanın açılış maçını yapacak Meksika, Dünya Kupası’nın  gediklilerinden. Kupa tarihlerinde en iyi dereceleri 1930’da oynadıkları  çeyrek final olsa da, Javier Aguirre’nin öğrencileri gruptan çıkmaya  aday ekiplerden birisi. En büyük kozlarından birisi de Galatasaray&#8217;lı  Dos Santos tabii.</p>
<p><strong>Uruguay:</strong> Dünya Kupası  tarihinin ilk şampiyonu, geçmişteki başarıları diriltme ümidiyle geliyor  Güney Afrika’ya. Forlan, Lugano ve Suarez&#8217;i içeren kadrosuyla gruptan  çıkmanın yollarını arayacaklar.</p>
<p><span style="text-decoration: line-through;"><strong>Fransa:</strong></span> Kâğıt üzerinde  grubun favorisi gözüküyorlar ama oynadıkları futbol çok eleştiri alıyor.  1998 Dünya Kupası ve 2000 Avrupa Şampiyonası zaferlerinden sonra arzu  edilen başarıların uzağında kalan Horozlar, eve bir kez daha kupayla  dönmek istiyorlar.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>B Grubu</strong></span></p>
<p><strong><img style="margin: 12px 10px; border: 0pt none;" src="http://www.erdemgursoy.com.tr/resim/ig_dunyakupasi_04.jpg" border="0" alt="Güney Afrika'da kim  gülecek?..." hspace="10" vspace="12" width="175" height="175" align="left" /><span style="text-decoration: line-through;">Arjantin</span>:</strong> İlk akla gelen 2-3 favoriden birisi  Arjantin şüphesiz. Beri yandan elemelerde ve hazırlık maçlarında epey  zorlandıklarını söylemek de mümkün. Bu kez teknik direktör koltuğunda  oturan Maradona’nın işi sanıldığı kadar kolay değil fakat turnuvanın en  iyi forvet hattına sahip olduğunu söylemeye de gerek yok herhalde. Her  şey bir yana Messi onlarda!</p>
<p><strong><span style="text-decoration: line-through;">Nijerya</span>:</strong> 1994 ve 1998’de  gruptan çıkma başarısı gösteren Nijerya bu yıl da Afrika’nın kupa  ümitlerinden birisi olacak. Süper Kartallar yetenekli ama dağınık bir  kadroya sahip.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: line-through;">Güney Kore</span>:</strong> 2002’de Guus  Hiddink’le yakaladığı dünya dördüncülüğünün ardından düşüşe geçen Güney  Kore, Asya kıtasının çok şeyler beklediği takımlardan.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: line-through;">Yunanistan</span>:</strong> 2004 Avrupa  Şampiyonası’nın sürpriz şampiyonu, B grubunun tek Avrupalısı. Komşunun  en büyük kozu ise şüphesiz taktik ustası teknik adamları Otto Rehhagel.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><span><img style="margin: 2px 10px; border: 0pt none;" src="http://www.erdemgursoy.com.tr/resim/ig_dunyakupasi_06.jpg" border="0" alt="Güney Afrika'da kim gülecek?..." hspace="10" vspace="2" width="225" height="175" align="right" />C Grubu</span></strong></span></p>
<p><span><span style="text-decoration: line-through;"><strong>İngiltere:</strong> </span>Gerrard,  Lampard, Rooney, Terry&#8230; Adı başarıyla özdeşleşen İtalyan hoca  Fabio Capello, İngiltere’nin 1966’dan beri süren kupa hasretine 2010’da  son vermek istiyor. Zaten İngiltere yıllar sonra ilk defa kupada büyük  favori gösterilen takımlar arasında.</span></p>
<p><span><span style="text-decoration: line-through;"><strong>ABD:</strong></span> Geçen yıl Güney  Afrika’da Konfederasyon Kupası finalini oynama başarısı gösteren ABD’nin  hedefi en azından gruptan çıkabilmek olacak. Gruptaki rakiplerine  bakıldığında bu o kadar da zor gözükmüyor. En kötü İngiltereli  kuzenlerinin diğer rakipleri karşında alacakları sonuçlara güvenecekler.</span></p>
<p><span><span style="text-decoration: line-through;"><strong>Cezayir:</strong></span> Dünya Kupası’na  son Afrika Kupası şampiyonu Mısır’ı eleyerek katılan Cezayir, Kuzey  Afrika’nın 2010 temsilcisi. Kadrodaki Fransa doğumlu oyuncuların çokluğu  dikkat çekiyor.</span></p>
<p><span><span style="text-decoration: line-through;"><strong>Slovenya:</strong> </span>Slovenya,  play-off maçında Hiddink’in Rusyası’nı saf dışı bırakarak finallere  katılma hakkını elde etti. ABD ve Cezayir’le ikincilik için kapışacaklar  gibi gözüküyor. </span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><span>D Grubu</span></strong></span></p>
<p><span><strong><img style="margin: 2px 10px; border: 0pt none;" src="http://www.erdemgursoy.com.tr/resim/ig_dunyakupasi_07.jpg" border="0" alt="Güney Afrika'da kim  gülecek?..." hspace="10" vspace="2" width="175" height="225" align="left" />Almanya:</strong> Kaptan Ballack’ın sakatlanarak kupa dışında kalmasıyla sıkıntılı günler  geçiren Panzerler kupanın daimi favorilerinden. Teknik direktör Löw,  Ballack’tan boşalan yeri Mesut Özil’le doldurmaya çalışabilir. Fena da  olmaz hani. </span></p>
<p><span><span style="text-decoration: line-through;"><strong>Avustralya:</strong></span> Finallere  üçüncü kez katılma hakkı elde eden Okyanusya temsilcisinin en güvenilen  isimleri arasında yine tanıdıklar var: Galatasaraylı Harry Kewell ile  Lucas Neill ve Antalyaspor&#8217;lu Michael Jedinak.</span></p>
<p><span><span style="text-decoration: line-through;"><strong>Sırbistan:</strong></span> Sırbistan,  eleme gruplarında Avrupa’nın en iyi performanslarından birisini  göstererek Güney Afrika vizesini elde etmişti. Manchester United’lı  Vidiç ve Ajax’lı Panteliç kadronun öne çıkan isimleri.</span></p>
<p><span><span style="text-decoration: line-through;"><strong>Gana:</strong></span> 2006’da, ilk  katıldığı Dünya Kupası’nda gruplardan çıkmayı başarmıştı Gana. Aynısını  tekrarlamayı deneyecekler fakat turnuva öncesinde Almanya dışındaki üç  takımın güçleri birbirine denk gözüküyor. </span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><span>E Grubu</span></strong></span></p>
<p><span><strong>Hollanda:</strong> ’74 ve ‘78’de  iki kez üst üste final oynama becerisi gösteren Portakallar henüz kupaya  uzanabilmiş değiller. Bu sene yine iddialılar. 2010 onların yılı  olabilir mi? Neden olmasın?</span></p>
<p><span><span style="text-decoration: line-through;"><strong>Danimarka:</strong></span> Elemelerde  Portekiz ve İsveç gibi tecrübeli ekipleri geride bırakarak kupaya gelen  Danimarka’nın kupa şansı gruptaki esas rakipleri olarak gözüken Japonya  ve Kamerun ile oynayacağı maçlara bağlı.</span></p>
<p><span><span style="text-decoration: line-through;"><strong>Japonya:</strong></span> ’98’den beri  kupanın istikrarlıları arasında yer alan Japonya, artık 2. turun ötesini  hedefliyor. Japonya da bir başka tecrübeli teknik adama, Osim’e emanet. </span></p>
<p><span><span style="text-decoration: line-through;"><strong>Kamerun:</strong> </span>Kamerun’un  kadrosu neredeyse tamamı Avrupa’da top koşturan oyunculardan kurulu.  Takım ruhunu da sahaya yansıtabilirlerse grupta kesinlikle şansları var.  En büyük kozları da bu sene Inter’le Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu  yaşayan Eto’o.</span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><span><img style="margin: 2px 10px; border: 0pt none;" src="http://www.erdemgursoy.com.tr/resim/ig_dunyakupasi_08.jpg" border="0" alt="Güney Afrika'da kim gülecek?... " hspace="10" vspace="2" width="175" height="175" align="right" />F Grubu</span></strong></span></p>
<p><span><span style="text-decoration: line-through;"><strong>İtalya:</strong></span> Son şampiyon  İtalya, 2006’daki başarıyı tekrarlamak için sahada olacak. 2006  sonrasında milli takımı bırakan Lippi, Euro 2008’de yaşanan hayal  kırıklığı üzerine bir kez daha göreve getirildi. Ancak onlar da eleştiri  alan takımların başında geliyor.</span></p>
<p><span><span style="text-decoration: line-through;"><strong>Paraguay:</strong></span> Paraguay,  katıldığı 7 turnuva ile Dünya Kupası’nın tecrübelilerinden. Grupta  İtalya’nın ardından ikinciliğe en yakın ekip gibi duruyorlar. </span></p>
<p><span><span style="text-decoration: line-through;"><strong>Yeni Zelanda:</strong> </span>2010, aynı  zamanda Yeni Zelanda’nın uluslararası arenaya dönüşü olacak. 1982’den  beri kupadan uzaklar. Finallerde Okyanusya’yı temsil edecekler.</span></p>
<p><span><span style="text-decoration: line-through;"><strong>Slovakya:</strong> </span>Turnuvanın  “çömezi” Slovakya olacak; 32 takım arasında Dünya Kupası heyecanını ilk  defa bu yıl yaşayacak tek takım Slovakya. Epey tecrübe eksikliği  yaşasalar da elemelerde ortaya koydukları futbol parmak ısırtıyordu.  Takımda Beşiktaş&#8217;lı Holosko’yu da izleme şansımız var.</span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><span>G Grubu </span></strong></span></p>
<p><span><span style="text-decoration: line-through;"><strong>Brezilya:</strong> </span>Fazla söze ne  hacet! Bu turnuvanın en başarılı takımı Brezilya. 5 defa ile en fazla  şampiyon olan takım ve bütün finallere katılma başarısı gösteren tek  takım. Favori olduklarını söylemeye gerek var mı?</span></p>
<p><span><span style="text-decoration: line-through;"><strong>Kuzey Kore:</strong></span> Finallere  2010’la dönecek bir diğer ülke de Kuzey Kore. En son 1966’da (çeyrek  finalde 3-0 öne geçmelerine rağmen Portekiz’e 5-3 yenilmişler!)  turnuvaya katılan Asya ekibi sürpriz kovalayacak ekiplerden.</span></p>
<p><span><span style="text-decoration: line-through;"><strong>Fildişi Sahilleri:</strong></span> Kadrosu  göz kamaştıran takımlardan birisi de Fildişi Sahilleri şüphesiz. Didier  Drogba, Salomon Kalou, Abdel Kader Keita, Yaya Toure o kadronun  yalnızca birkaç üyesi. Rakiplerin gücüne rağmen gruptan çıkmaları hatta  daha da ilerlemeleri şaşırtıcı olmaz. </span></p>
<p><span><span style="text-decoration: line-through;"><strong>Portekiz:</strong></span> Portekiz,  şampiyonaya play-off maçlarıyla kalan ekiplerden. Güney Afrika biletini  son anda almış olsalar da yıldızlarla dolu bir kadroya sahipler. Teknik  direktör Carlos Querioz takım içi dengeleri sağlayabilirse Portekiz en  yukarıları hedefleyebilir. </span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><span>H Grubu </span></strong></span></p>
<p><span><strong><img style="margin: 2px 10px; border: 0pt none;" src="http://www.erdemgursoy.com.tr/resim/ig_dunyakupasi_01.jpg" border="0" alt="Güney Afrika'da kim  gülecek?... " hspace="10" vspace="2" width="175" height="225" align="left" />İspanya:</strong> Son Avrupa şampiyonu İspanya, Güney Afrika’da da en önemli favorilerden  birisi. Büyük turnuva kazanamama problemini 2008’de sonlandıran  Beşiktaş’tan tanıdığımız Del Bosque yönetimindeki İspanyolların artık  tek hedefi dünya şampiyonluğu. </span></p>
<p><span><span style="text-decoration: line-through;"><strong>İsviçre:</strong></span> Başarılı teknik  adam Ottmar Hitzfield önderliğindeki İsviçre, H Grubu’nda İspanya’dan  sonra ikinciliği elde edemezse sürpriz sayılabilir. Zira iyi, mücadele  eden bir kadroları var. Rakipler, Honduras ve Şili İsviçre karşısında  epey zorlanacaklar bu kesin. </span></p>
<p><span><span style="text-decoration: line-through;"><strong>Honduras:</strong></span> İlk Dünya Kupası  deneyimini 1982’de yaşayan Honduras, o tarihten bu yana finallerde yer  alamıyor. Orta Amerika temsilcisi kupaya renk katmanın yollarını  arayacak. </span></p>
<p><span><span style="text-decoration: line-through;"><strong>Şili:</strong></span> Güney Amerika  elemelerinde Brezilya’nın ardından ikinci olarak kupa biletini cebine  koyan Kırmızılar için gruptan çıkmak yeterli bir başarı olarak  görülebilir. Beşiktaş&#8217;lı Rodrigo Tello’nun da Dünya Kupası kadrosunda  yer aldığını ekleyelim. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/guney-afrikada-kim-gulecek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adam Fawer, Edebiyatın Potansiyel Rock Star&#8217;ı</title>
		<link>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/adam-fawer-edebiyatin-potansiyel-rock-stari/</link>
		<comments>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/adam-fawer-edebiyatin-potansiyel-rock-stari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Apr 2010 22:00:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Gürsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Fawer]]></category>
		<category><![CDATA[dan brown]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[improbable]]></category>
		<category><![CDATA[olasılıksız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erdemgursoy.com.tr/?p=261</guid>
		<description><![CDATA[Adam Fawer, gizem denince Türkiye’de akla gelen ilk isimlerden biri olma yolunda haldır haldır koşturuyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span><strong><img style="margin: 2px 10px; border: 0pt none;" src="http://www.erdemgursoy.com.tr/resim/olasiliksiz.jpg" border="0" alt="Adam Fawer, edebiyatın  potansiyel rock star'ı" hspace="10" vspace="2" width="175" height="225" align="right" />Adam Fawer, gizem denince Türkiye’de akla gelen ilk  isimlerden biri olma yolunda haldır haldır koşturuyor.</strong></span></p>
<p><span>Dilimize “Olasılıksız” adı ile çevrilen <a href="http://www.improbablebook.com/" target="_blank"><span>“Improbable”</span></a>, 2006’da Thriler Writers  Award kazandı. Türkiye’de “best seller” gibi bir kavram yok  biliyorsunuz, olsaydı, 250.000 adet ile (korsanı saymıyoruz) “çok satan”  ödüllerinin en platin plak olanını kapardı mutlaka. “Olasılıksız”dan  sonra “Empati”yi yazan bu adam, iki kitapla Türkiye’nin en çok okunan  yazarlarından biri haline geldi.</span></p>
<p><span>Ekonomi okumuş, edebiyatla alakası olmayan,  kendi deyimiyle “ben bir matematik insanıyım ve bundan önce yazdığım en  uzun şey bir elektronik postaydı” diyen mülayim bir adam kendisi.</span></p>
<p><span>“Olasılıksız”, Dan Brown’ı çok sevmemize  sebep olan “harika bir kurgu içinde verilen kompleks ve ilginç bilgiler”  formülünü kullanıyor. Matematik yeteneğini de hikayede kolaylıkla  görebiliyoruz.</span></p>
<p><span>Fawer, korneasındaki bir rahatsızlık sebebi  ile çocukluğunda görme özürlüymüş. O sırada onu hayata bağlayan tek  şey, görme özürlüler için hazırlanan sesli romanlarmış. 16 yaşında  sağlığına tekrar kavuşmuş. Ekonomi okuyup, About.com’da patron olup,  çuvalla para kazanırken, üniversiteden bir arkadaşının kanser olduğunu  öğrenmiş. İşinden ayrılmış, kanser hastası dostu Stephanie ile bir  anlaşma yapmış ve birlikte ilk romanlarını yazmaya karar vermişler.  Fawer romanını Kasım 2003’te bitirmiş.</span></p>
<p><span>Şimdilik kendi ülkesi Amerika’da pek ilgi  görmüyor, hatta “Empati” henüz orada basılmadı. En çok Türkiye, Japonya  ve Almanya’da okunuyor. Üçüncü kitabını da bitirdi ama henüz hakkında  ser veriyor sır vermiyor. Henüz okumadıysan ve Dan Brown, biraz da  Stephen King seviyorsan, ısrarla tavsiye ederiz.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/adam-fawer-edebiyatin-potansiyel-rock-stari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pi Sayısında Rekor Basamak Değerine Ulaşıldı</title>
		<link>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/pi-sayisinda-rekor-basamak-degerine-ulasildi/</link>
		<comments>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/pi-sayisinda-rekor-basamak-degerine-ulasildi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2010 12:02:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Gürsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[123 milyar]]></category>
		<category><![CDATA[3.14]]></category>
		<category><![CDATA[basamak]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[pi]]></category>
		<category><![CDATA[sayısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erdemgursoy.com.tr/?p=165</guid>
		<description><![CDATA[Pi Sayısında Rekor Basamak Değerine Ulaşıldı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.erdemgursoy.com.tr/resim/9577349.jpg" rel="lightbox[165]"><img class="alignleft" title="Pi sayısı" src="/resim/9577349.jpg" alt="" width="200" height="200" /></a>Bir bilgisayar uzmanı, masaüstü bilgisayarını kullanarak Pi sayısında rekor basamak değerine ulaştı.</strong></p>
<p>Fabrice Bellard isimli bir bilgisayar uzmanı, bir türlü tam olarak hesaplanamayan Pi sayısını bulduğunu ileri sürdü. Bellard, yeni bulunan pi sayısını bir önceki kayıtlarda yer alan Pi sayının değerine göre tam 123 milyar basamak daha fazla hesapladı.</p>
<p>Bu işlem için bir masaüstü bilgisayar kullanan Bellard, pi sayısını bulabilmek için bilgisayarın tam 131 gün boyunca işlem yaptığını ve hesaplama için 1 Terabyte&#8217;tan fazla depolama alanına ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.</p>
<p>Daha önceki kayıtlara göre Pi sayısında daha kesin bir sonuca ulaştığını ileri süren Bellard, geliştirdiği yeni yöntemin bir öncekilere göre 20 kat daha etkili olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>Daha önce bir süperbilgisayarın hesapladığı 2.5 trilyon basamaklı olan pi sayısının basamak sayısını 124 milyar daha arttırarak 2.7 trilyona yakın basamağa sahip bir Pi sayısı elde eden Bellard, bu işlemin sadece normal bir bilgisayar aracılığıyla da yapılabileceğine vurgu yaptı.</p>
<p>Daha önce de 2.6 trilyon basamak sayısında olan Pi sayısını bulan Japonya&#8217;nın Tsukuba Üniversitesi&#8217;nden Daisuke Takahashi, bu rakamı bulmak için süperbilgisayarıyla sadece 29 saat harcamıştı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/pi-sayisinda-rekor-basamak-degerine-ulasildi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Merak Edilen 25 Soru</title>
		<link>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/merak-edilen-25-soru/</link>
		<comments>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/merak-edilen-25-soru/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 11:49:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Gürsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[bbc]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erdemgursoy.com.tr/?p=142</guid>
		<description><![CDATA[eden kek ve ekmek bayatladığında sertleşir de bisküvi yumuşar?</strong>
Bununla ilgili yazılmış çok fazla kitap vardır.Ekmekle ilgili en temel cevap undaki nişasta kristallerinin pişme aşamasında su çekip yumuşamasıdır.Bu yumuşayan nişasta retrogradasyon adı verilen bir kaç günlük süre sonrasında tekrar kristalleşir ve bu da ekmeğin sertleşmesini sağlar. Bisküvilerdeki nişasta da bu aşamadan geçer fakat bisküvide var olan şeker bunu tersine çevirir ve havadan nem alarak bisküvinin yumuşamasını sağlar. Kek ise tarifine bağlı olarak hem sertleşir hem yumuşar.Eğer malzemeleri arasında şeker var ise yumuşaması muhtemeldir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>BBC magazine tüm zamanların en iyi sorularını derledi ve yanıtladı. İşte ilk 25 soru!</p>
<p><strong><img class="alignright" title="bisküvi" src="/resim/merak-edilen-25-soru1.jpg" alt="" width="145" height="145" />-Neden kek ve ekmek bayatladığında sertleşir de bisküvi yumuşar?</strong><br />
Bununla ilgili yazılmış çok fazla kitap vardır.Ekmekle ilgili en temel cevap undaki nişasta kristallerinin pişme aşamasında su çekip yumuşamasıdır.Bu yumuşayan nişasta retrogradasyon adı verilen bir kaç günlük süre sonrasında tekrar kristalleşir ve bu da ekmeğin sertleşmesini sağlar. Bisküvilerdeki nişasta da bu aşamadan geçer fakat bisküvide var olan şeker bunu tersine çevirir ve havadan nem alarak bisküvinin yumuşamasını sağlar. Kek ise tarifine bağlı olarak hem sertleşir hem yumuşar.Eğer malzemeleri arasında şeker var ise yumuşaması muhtemeldir.</p>
<p><strong>-Yıldırımdan elektrik akımı üretilebilir mi?</strong><br />
Bu pratik olmamasına rağmen mümkündür ama enerji depolamak bir problem oluşturabilir.</p>
<p><strong>-Müzikte matematik var mıdır</strong><br />
Evet matematikle müzik arasında birçok bağ bulunmaktadır</p>
<p><strong>-Tavuklar neden uçamaz?</strong><br />
Yaban tavukları aslında uçabilir.Diğerleri ise binlerce yıldır boyutları için beslendiklerinden bir ağacın tepesinden atlayıp uçmaktan fazlası için çok ağırlardır.Kanatları daha fazlasını kaldıramayabilir.</p>
<p><strong>-Evrendeki en soğuk yer neresidir?</strong><br />
Evrendeki en soğuk yer yeryüzünden 5000 ışıkyılı uzaklıktaki Boomerang Nebula&#8217;da bir toz ve gaz bulutudur. -272(-457.6bir ısısı vardır.</p>
<p><strong>-Suya alerjimiz olabilir mi?</strong><br />
Hayır. Alerjiler, bağışıklık sistemindeki antikorların bu maddeye saldırması sonucu oluşur. Ama suya bağlı olan hiçbir antikor yoktur.</p>
<p><strong>-Kurşun geçirmez cam nasıl yapılır?</strong><br />
Buna kurşuna dayanıklı cam demek daha doğru olur, çünkü bu camlar bir şeyin içine girmesine karşı dayanıklıdır. Ancak aynı yere bir dizi mermi fırlatılması bu camların da kırılmasına yol açacaktır. Bu camlar genelde cam tabakalar arasına deforme olabilen polikarbonat plastik tabakası koyarak yapılır. Merminin etkisiyle dıştaki cam katman kırılır; bu da enerjiyi daha geniş bir alana yayar; böylelikle plastik katman biraz esner ama kırılmaz.</p>
<p><strong><img class="alignright" src="/resim/merak-edilen-25-soru2.jpg" alt="" width="120" height="176" />-Tohumlar hangi yöne büyüyeceklerini nasıl bilirler?</strong><br />
Tüm bitkiler yerçekimsel alanın yönünü hisseder ve ona göre kendilerini ayarlarlar. Buna yerçekimine göre hareket etme denir.</p>
<p><strong>-Sumo güreşçileri neden bu kadar şişmandır?</strong><br />
Newton&#8217;un ikinci hareket kuralı olan hız= güç/ hacim eşitliğine göre, ne kadar ağır olursanız rakibinizin sizi yerinizden oynatabilmesi için o kadar çok güç kullanması gerekir. En şişman Sumo güreşçisi 267 kiloydu</p>
<p><strong>-Neden yaşlı adamlar saçlarını kaybederken burun kılları çoğalmaya devam eder?</strong><br />
Erkeklerin kelleşmesinin sebebi DHT ya da dihydro testesteron hormonudur. Bunun vücuda çok fazla etkisi vardır ve bunlardan birinin de burun deliklerindeki kılların kaybedilmesini engellemek olduğu düşünülüyor</p>
<p><strong>-Evren neden yapılmıştır?</strong><br />
Bu 21. yüzyılda bilimin karşı karşıya olduğu en büyük sırlardan biridir. Büyük Patlamadan kalan ısı ile ilgili son yapılan araştırmalar atomlardan oluşan maddelerin Evren&#8217;deki tüm maddenin sadece yüzde bir veya ikisini oluşturduğunu gösterdi.</p>
<p><strong>-Neden içimize saf oksijen çekersek ölürüz?</strong><br />
Kanımız nefesimizle içimize çektiğimiz oksijeni yakalayıp hemoglobin denen moleküle bağlayarak taşınmasını sağlar. Eğer normal oksijen yoğunluğu daha fazla olan havayı içinize çekerseniz, ciğerlerinizdeki oksijen kanınızın taşıyabileceği miktarın üstüne çıkar. Sonuç olarak açıkta kalan bu oksijen ciğerlerdeki proteinlere yapışır ve merkezi sinir sisteminin çalışmasını önler hatta retinaya saldırır.</p>
<p><strong>-Hapşırırken gözlerimizi kapamazsak gözlerimiz yerinden fırlar mı?</strong><br />
Hayır, birçok nedenden dolayı böyle bir şey olmaz. Öncelikle hapşırmayla ilgili olan burun ve boğazdaki hava deliklerinin hiçbiri gözlerin arkasında bulunan hiçbir şeyle doğrudan bağlantılı değildir. Bunun anlamı da, hapşırma sonucu ortaya çıkan hava basıncı gözlerinizin dışarı fırlamasına neden olmaz</p>
<p><strong><img class="alignright" title="bal" src="/resim/merak-edilen-25-soru3.jpg" alt="" width="119" height="138" />-Sarı arılar bal yapar mı?</strong><br />
Hayır. Yetişkin sarı arılar çiçeklerden balözü alırlar ama bunları bala dönüştürmezler. Bunları yavrularını beslemede kullanırlar</p>
<p><strong>-Neden kafamızı çarptıktan sonra yıldız görürüz?</strong><br />
Aslında gördüğünüz yıldızlar, aynı anda çalışan beynin görme bölümündeki nöronlardır. Bu, ayağa çok hızlı kalktığınız zaman ya da beyninize bir darbe aldığınız zaman oksijen seviyesinin hızlıca değişmesinden dolayı meydana gelir. Kılcal damarlara en yakın nöronlar ilk olarak etkilenir, ancak eğer bu çok hızlı olursa çevre nöronlar da bundan etkilenebilir. Bunun sonucunda beyninizin yıldız olarak algıladığı sinyaller oluşur.</p>
<p><strong>-Soğan neden ağlatır?</strong><br />
Kesilen soğanın dokusu alinaz enzimi salgılar. Bu enzim sülfoksitleri sülfenik aside çevirir. Bu asitler kendiliğinden yeniden şekillenir ve gözyaşlarının oluşmasını sağlayan sin-propanetiyal-S-oksit meydana gelir. Bu, yaklaşık otuz saniye sürer ve kimyasal etkisini beş dakika içinde kaybeder. Gözün ön tabakasında yer alan kornea, dışarıdan gelecek fiziksel ve kimyasal etkilere karşı gözü korur. Bu amaçla kornea üzerinde yüksek duyarlılıkta sinirler bulunur. Korneada ayrıca, gözyaşı bezlerini harekete geçirecek algılayıcılar da vardır. Serbest sinir uçları sin-propanetiyal-S-oksiti algıladıklarında, sinir sistemi harekete geçer ve gözyaşı bezinden salgılanan sıvı ile zararlı madde korneadan temizlenir. Soğanın bu etkisini ortadan kaldırmak için, soymadan önce soğanı ısıtabilir ve enzim aktivitesini bozarak gözlerimizin yaşarmasını engelleyebiliriz.</p>
<p><strong>-Sabunun dış kısmı daima temiz midir? </strong><br />
Kesinlikle hayır. Kullanıldıktan sonra sabunun dış yüzeyinde su,köpük ve kir kalır.Su ve köpük kurur ama kir ordadır.</p>
<p><strong>-Vücudumuzdaki hücrelere öldüğünde ne olur?</strong><br />
Vücudumuzun yüzeyindeki ya da organlarımızın dışındaki hücreler deri yoluyla ve boşaltımla vücuttan atılır. Vücudun içinde kalan ölü hücrelerin bazıları fagositler tarafından temizlenir.Ölü hücrelerden edinilen enerji diğer beyaz hücrelerin üretiminde kullanılır.Bazı ölü hücreler özellikle bırakılır, çünkü bunların vücuttaki görevleri hala bitmemiştir. Örneğin, gözün lensi, deri, tırnak gibi dokular da ölü hücrelerden oluşur ama bunlar beden için gerekli olduğu için yok edilmezler.</p>
<p><strong>-Örümcekler kendi ağlarına neden yakalanmaz?</strong><br />
Örümcekler, kendi ağlarına kolay kolay yakalanmaz, bunu iki şekilde başarır. Birincisi, avı için ördüğü ağda ayrıca sadece kendisinin üzerinde hareket edebileceği yapışkan olmayan özel ulaşım iplikleri vardır, örümcek bunları tanır. İkincisi, ağız kısmındaki bir salgı bezinde ürettiği salgı ile sürekli ayaklarını yağlı tutar ve böylece yanlışlıkla tuzak ağına düştüğünde kendisini kurtarabilir. Fakat ürkütüldüğünde nadiren kendi ağına takılıp diğer örümceklere de yem olabilir</p>
<p><strong>-Solak insanlar daha etraflıca mı düşünür?</strong><br />
Hayır, sağ el ya da sol elini kullananlar arasında böyle bir yetenek farklılığı olduğunu öne süren bir çalışma yoktur.</p>
<p><strong><img class="alignright" src="/resim/merak-edilen-25-soru4.jpg" alt="" width="183" height="180" />-Renk körlüğü düzeltilebilir mi?</strong><br />
Hayır.Renk körlüğünün nedeni, kalıtım yoluyla aktarılan, gözdeki renk duyarlı protein kodunu sağlayan gendeki kusurdur.</p>
<p><strong>-Kafanızın büyüklüğü IQ&#8217;nuzu etkiler mi?</strong><br />
Hayır. 1998&#8242;de yapılan bir çalışma kafanın büyüklüğüyle beynin büyüklüğü arasından bir bağlantı olduğu sonucunu ortaya çıkarmıştır fakat, IQ&#8217;nun boyutla bir ilgisi yoktur en azından genç ve sağlıklı yetişkinlerde.</p>
<p><strong>-GPS sağlayıcılı bir cep telefonunuz varsa hükümet sizi takip edebilir mi?</strong><br />
Evet, eger cep telefonunuzun GPS&#8217;i varsa bulunduğunuz yer operatöre bildirilir fakat telefonunuzun açık olması koşulu ile.</p>
<p><strong>-Kuşların kanatları nasıl su geçirmez olabilir? </strong><br />
Kuşun karnındaki tüylerle, kanat ve kuyruk tüyleri birbirinin aynı değildir.Kuyruk tüylerinin altında salgı bezleri bulunur. Çoğunun salgı bezleri yağ içerir. Kuyruk tüylerinin altında gizli olan yağ sıradan bir madde değildir. Aksine bu salgı son derece gelişmiş bir dezenfektandır. Bu dezenfektan kuşun tüylerinde bakteri ve mantar üremesini engeller. Ancak etkili olabilmesi için bu yağın tüm tüylere yayılması gerekir. İşte kuşlar da her fırsatta titiz bir çalışmayla tüm tüylerini yağlar. Yalnızca yağlamakla kalmazlar, tüylerinin bakımı için dikkatli bir temizlik ve düzenleme de yaparlar. Yaşamaları için gerekli olan bu çalışmayı gagalarıyla yaparlar. Gagaları ile aldıkları yağı, tüylerinin temizliğinde kullanan kuşlar, bu sayede tüylerinin esnekliğini de korur ve su geçirmesini engeller.</p>
<p><strong>-Burnunuzu çarptığınızda neden gözleriniz yaşarır?</strong><br />
Burun yumuşak ve hassastır ve geniz yolu gözlere gözyaşı kanalı ile bağlıdır.Normalde bu lakrimal sıvı(gözyaşı) burun yoluyla drenaj sağlar. Ama burunda toplanan bu sıvı yeterli olduğunda burunun akışı normal boşaltma yolunu engelleyebilir gidecek hiçbir yeri olmadağı için gözyaşları akar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/merak-edilen-25-soru/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilimsel Efsaneler</title>
		<link>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/bilimsel-efsaneler/</link>
		<comments>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/bilimsel-efsaneler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Oct 2009 13:38:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Gürsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Efsaneler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erdemgursoy.com.tr/?p=101</guid>
		<description><![CDATA[Çin Seddi uzaydan görünür mü? Beynimizin sadece %10’unu mu kullanıyoruz? Esnemek bulaşıcı mıdır? Kediler dört ayak üzerine mi düşerler? Her şeyin olduğu gibi efsanelerin de bilimsel bir açıklaması var.
Öldükten sonra saçlarımız ve tırnaklarımız uzamaya devam eder mi?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span><img src="http://www.erdemgursoy.com.tr/resim/bilimsel_efsaneler_04.jpg" border="0" alt="Bilimsel efsaneler" hspace="10" vspace="2" width="175" height="225" align="right" /></span></strong><strong><span>Çin Seddi uzaydan görünür mü? Beynimizin sadece %10’unu mu kullanıyoruz? Esnemek bulaşıcı mıdır? Kediler dört ayak üzerine mi düşerler? Her şeyin olduğu gibi efsanelerin de bilimsel bir açıklaması var.</span></strong></p>
<p><span><span style="color: #666666;"><span style="color: #ff0000;">Su, kuzey yarımkürede ayrı, güney yarımkürede ayrı yönlerde mi döner?</span><br />
</span><span>Giderinden girdap oluştura oluştura akan suyun, kuzey yarımkürede ayrı yönde, güney yarımkürede ayrı yönde döndüğü sanılır, bu da dünyanın dönüş hızına bağlanır. Oysa dünyanın dönüş hızı, suyun yönünü etkileyecek kadar hızlı değildir. Lavabonun yapısına göre yan yana duran iki giderden akan suyu bile ters yönlere döndürebilirsiniz.</span></span></p>
<p><span><span style="color: #666666;"><span style="color: #ff0000;">İnsan, beyninin sadece %10’unu mu kullanır?</span><br />
</span></span><span><span>Bilim adamlarını övmek için gazetelerin uydurduğu bir bilgi olmalı. İnsan uyurken bile beyninin büyük kısmı aktiftir. “İnsanlar, beyinlerinin olası potansiyelinin %10’unu kullanıyorlar” deselerdi belki bu kadar saçma olmazdı, beynimizin gerçek potansiyeli hakkında hiçbir fikrimiz yok. Ancak insan beyninin her kıvrımı aktif olarak çalışır. İnanmıyorsanız MR’a girin, rengârenk sonuçları kendiniz görün.</span></span></p>
<p><span><span style="color: #666666;"><span style="color: #ff0000;">Bir gökdelenin tepesinden bırakılan bozuk para, birini öldürebilir mi?</span><br />
</span><span>Eğer kötü bir niyetiniz varsa, bozuk para seçmemenizi öneririz. Aerodinamiklikle alakası olmayan biçimini ve pütürlü yüzeyini düşünürsek, Petronas Kuleleri’nin tepesinden bile bıraksanız, evinizin penceresinden aşağı bırakmanızdan bir farkı olmaz.</span></span></p>
<p><span><span style="color: #666666;"><img src="http://www.erdemgursoy.com.tr/resim/bilimsel_efsaneler_07.jpg" border="0" alt="Bilimsel efsaneler" hspace="10" vspace="8" width="175" height="225" align="left" /><span style="color: #ff0000;">Yetişkinler, yeni beyin hücresi üretirler mi?</span><br />
</span><span>Denir ki; 20’li yaşlardan sonra beyin, yeni hücre üretmez, cepten yer, bu yüzden de yaşlandıkça unutkanlaşırmışız. Gerçekten de beynin gelişiminin en hızlı olduğu dönem çocukluk, ancak ondan sonra da beyin hiç durmadan yenilenmeye devam ediyor. Annelerin, çocukları kafalarını bir yerlere çarptığında aptal olacaklar diye endişelenmelerine gerek kalmadı.</span></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;">Böcekler kafaları kesildikten sonra da yaşayabilir mi?</span><span><strong><span><br />
</span></strong><span>Evet, böcekler kafaları olmadan, açlıktan ölene kadar yaşayabilir. Ama sadece onlar değil, tavuklar da. Tavukların kafaları olmasa da merkezi sinir sistemleri yaşamalarına izin verir. Açlıktan ölene kadar ortada gezinmeye devam ederler. Kuş beyinli işte.</span></span></p>
<p><span><span style="color: #666666;"><span style="color: #ff0000;">Tavuk suyuna çorba, soğuk algınlığına iyi gelir mi?</span><br />
</span>“İyi gelmek”ten kasıt “iyileştirmek”se, o biraz zor. Ama kastedilen şey “kendini iyi hissettirmek”se, o olabilir. Tavuk suyunun, boğaz ağrılarını rahatlattığı biliniyor. Üstelik sıcak. Üstelik lezzetli. Neden olmasın?</span></p>
<p><span><strong> </strong></span></p>
<p><span><strong><span><img src="http://www.erdemgursoy.com.tr/resim/bilimsel_efsaneler_05.jpg" border="0" alt="Bilimsel efsaneler" hspace="10" vspace="2" width="175" height="225" align="right" /></span></strong></span><span style="color: #ff0000;">Esnemek bulaşıcı mıdır?</span><br />
<span><span>Bu konuda hâlâ kesin bilimsel bir veri yok ama şempanzeler bile, birbirlerini esnerken görürse esnemeye başlıyor. Tamamen psikolojik olmakla birlikte, bu satırları okurken bile esnenmeye başlandığını biliyoruz.</span></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;">Hayvanlar, afetleri önceden sezer mi?</span><br />
<span><span>Hayvanların böyle bir yeteneği olduğuna dair hiçbir bilimsel veri yok. En azından bir altıncı hisleri yok. Ancak bizim duymadığımız frekanslardaki sesleri duyuyor olabilirler.</span></span></p>
<p><span><span style="color: #666666;"><span style="color: #ff0000;">Bir çiklet yutarsanız, 7 yıl boyunca midenizde kalır mı?</span><br />
</span><span>Doğal gıdaları sindirmekten daha zorsa da çikletlerin mideniz tarafından böyle özel bir muameleye tabi tutulduğu doğru değil. Bu düşüncenin, yapış yapış bir şeyi yutmayalım diye annelerimiz tarafından uydurulduğuna eminiz.</span></span></p>
<p><span><span style="color: #666666;"><span style="color: #ff0000;">Çin Seddi, uzaydan görülebilen insan yapımı tek yapı mıdır?</span><br />
</span>Daha atmosferden çıkmadan önce görülebildiği doğru. Ancak o yükseklikte mistik olmak istersek piramitleri, sıradan olmak istersek havaalanlarını da görebiliriz. Mesela aydan bakarsanız hiçbir şey göremezsiniz.</span></p>
<p><span><span style="color: #666666;"><span style="color: #ff0000;">Aynı yere iki kere yıldırım düşer mi?</span><br />
</span><span>Yıldırım, yüksek yerlere düşer, yani etrafta yüksek olan tek bir yer varsa oraya defalarca yıldırım düşebilir. Mesela Empire State binasına yılda ortalama 25 kere yıldırım düşüyor.</span></span></p>
<p><span><strong><span><img src="http://www.erdemgursoy.com.tr/resim/bilimsel_efsaneler_01.jpg" border="0" alt="Bilimsel efsaneler" hspace="10" vspace="8" width="162" height="209" align="left" /></span></strong></span><span style="color: #ff0000;">Kediler daima dört ayak üzerine mi düşer?</span><br />
<span><span>Kediler gerçekten de çoğunlukla nazikçe yere inerler. Ancak her zaman değil! Düşme açısı önemlidir. Yani kedi bilinçli olarak atlarsa başına hiçbir şey gelmez, ancak ayağı kaydıysa, yani kazayla düştüyse yere dengesiz düşme ihtimali vardır. Genel kanı olan “ne kadar yüksekten düşerse o kadar iyi” düşüncesi de doğru. Yani ikinci kattan kötü bir açıda düşen kedinin dört ayak üstüne inme şansı, altıncı kattan kayarak düşen bir kedinin dört ayak üstüne inme şansından az, yükseklik, yani artan serbest düşüş süresi, kediye toparlanıp dengesini kurmak için zaman sağlıyor. Ancak bu, gökdelenden düşen kedi de dört ayak üstüne düşecek demek değil.</span></span></p>
<p><span><span style="color: #666666;"><span style="color: #ff0000;">Öldükten sonra saçlarımız ve tırnaklarımız uzamaya devam eder mi?</span><br />
</span><span>Etmezler. Ancak vücudumuz su kaybettiği, yani büzüştüğü için tırnakların kökünü kaplayan etler bir miktar çekilebilir. Bu da sanki tırnak uzamış gibi görünmesine yol açar.</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erdemgursoy.com.tr/yasam/bilimsel-efsaneler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

