e=m×c²!
Haziran 17, 2010 Teknoloji Yorum Yok
Albert Einstein, genel görelilik ya da eski adıyla izafiyet kuramını 1915 Kasım’ında açıkladı. Tabii biz de bu yıl dönümünü fırsat bilip tarih boyunca hiçbir bilim adamının ulaşamadığı bir üne ulaşan, popüler kültürde adı deha ile aynı anlama gelen bu kocaman dilli önemli bilim adamını size tanıtmaya karar verdik.
Albert Einstein, 14 Mart 1879’da Almanya’nın Ulm kentinde doğdu. Eğitiminin ilk zamanlarında çok parlak bir öğrenci olmadığı, özellikle sosyal yönünün zayıflığı nedeniyle zorluk yaşadığı söylenir. Zürih Politeknik Üniversitesi’nde eğitim görürken dönemin en büyük bilimadamlarının eserlerini okuyarak kafasındaki soruların cevaplarını bulmaya başladı. İsviçre vatandaşı oldu ve hem çalışıp hem bilimsel araştırmalar yapmaya devam etti. 1905 yılında bir Alman bilim dergisinde incelemeleri yayımlandı. Bu yazılardan biri foton ismi verilen maddenin varlığıyla ilgiliydi ki bu kuantum fiziğinin temelini oluşturur. Yazılardan bir diğerinde ise uzay ve zaman kavramları arasındaki ilişkiye yeni bir boyut getirdi ve görelilik kavramını yeniden açıkladı. Son incelemede ise e=mc² formülü geldi.
Bu incelemeleriyle bilim çevrelerinin dikkatini çeken fizikçi, Zürih’te ve Prag’daki bazı üniversitelerde görev yaptıktan sonra yine Zürih’teki Berli Kaiser-Wilhelm Enstitüsü’nde profesörlük yapmaya başladı. Onun öğrencisi olma şansını yakalayanlar durumlarının farkında mıydılar bilmiyoruz tabii. Hitler iktidara gelince ortalık karıştı ve Einstein da 1933 yılında Almanya’dan ayrıldı.
Avrupa’daki çeşitli şehirlerde bulunduktan sonra Amerika’ya gitti ve Princeton’daki Institute for Advanced Study’deki profesörlük kürsüsünü kabul etti. Bu arada Amerikan vatandaşı oldu. 18 Nisan 1955’te, 76 yaşındayken öldü.
Teorik fizikçi Einstein, genellikle 20. yüzyılın en önemli bilim adamı sayılır. Görelilik teoremini bulması dışında kuantum mekaniğinin gelişmesinde de büyük rol oynadı dediğimiz gibi. 1905’te gerçekleştirdiği “fotoelektrik olay” denilen fenomeni açıklayan çalışmaları ve fizik bilimine yaptığı genel katkılar sebebiyle 1921’de Nobel Fizik Ödülü’nü aldı.
Üç boyutlu dünyamızda zamanın dördüncü boyut olduğunu söyleyen Albert amca, hayal gücünün bilgiden daha önemli olduğunu söylediği ünlü vecizesiyle de hayatlarımıza nüfuz etmiştir. Bir de insanların ön yargılarını kırmanın atomu parçalamaktan daha zor olduğunu söylediği için psikoloji bilmine de ilgisi olduğunu tahmin ediyoruz. Sosyoloji ile ilgisini ise The World As I See It isimli kitabı yazarak ortaya koydu zaten.
Time dergisinin yüzyılın insanı seçtiği Einstein, beyninin normalden daha fazla çalıştığı şeklindeki açıklamalara karşın dört yaşındayken konuşmaya başladı. Böylelikle, çocukları üç yaşına gelip de henüz konuşamayan ebeveynlere önemli bir teselli kaynağı da oluyor kendisi. Adam her şeyiyle insanlığa yararlı.
Roosevelt’e Almanlar’ın atom bombası imal ettiklerini söylediği bir mektup yazdığı için dünyanın bir parçasının yok olmasına sebep olan utanç kaynağının yaratılmasına dolaylı olarak katkıda bulunmuş olduğu söylenir ama aslı yoktur, mektup uyarı amaçlıdır. Günümüzün ünlü fizikçisi Stephen Hawking, “Atom bombası için Einstein’ı suçlamak, yerçekimi nedeniyle düşen uçaklar yüzünden Newton’u suçlamaya benzer” diyerek konu hakkındaki fikrini belirtmiştir. Zaten Einstein Nazi anlayışına karşı verdiği mücadele ve nükleer silahların yapımına karşı tutumu ile de barışçıl tarafını ortaya koymuştu.
İki kere evlenmiş olan ve bazen yemek yemeyi unuttuğu söylenen Einstein, kendisine önerilen İsrail Cumhurbaşkanlığı’nı da reddetmiş bir kişilik. Müziğe olan merakı onu keman çalmaya yöneltmişti. Öldükten sonra vücudu yakılmıştı yakılmasına ama beyni incelenmek üzere ayrılmıştı. Normal bir beyinden çok fazla değişik olmadığı açıklandı ama yine de bazı hücre oranlarında farklılık ve loblarında sıra dışı oyuklar olduğu söylendi.
Einstein, ışık hızından hızlı gidebilen bir şeyin zamanda yolculuk yapabileceğini ancak ne yazık ki hiçbir şeyin de ışıktan daha yüksek bir hıza ulaşamayacağını, dolayısıyla zamanda yolculuk yapılamayacağını söyledi.
2005 yılı Almanya’da Einstein yılı olarak kutlanıyor.
Son olarak ise yine kendi özlü sözlerinden birini kullanalım: “İki şey sonsuzdur: insanlığın aptallığı ve kainat. Ama ikincisinden o kadar da emin değilim…”

Cep telefonu işletim sistemi olarak Sybian ve Windows Mobile kullanmak, kremalı bisküvi yok diye pötiböre razı olmaya benziyor. İşte karşınızda cep telefonlarının kremalı bisküvisi; 
Google’ın derdi ne?
Demir, nikel, çelik gibi bazı metalleri kendine çeken, bunu da manyetik kutup özelliği sayesinde yapabilen maddeye mıknatıs denmiş. Manyetik alana sahip materyale mıknatıs denir yani. O da özünde bir metaldir ve çoğunlukla “U” harfi şeklinde biçimlendirilmiştir. İki ucu, diğer bir deyişle iki kutbu, manyetik bir itme ve çekme gücüne sahiptir.
Mıknatıs kullanarak ilk kez pusula yapan millet kimilerine göre Araplar olmasına rağmen, çoğu tarihçi Çinliler üzerinde duruyor. Mıknatıs taşının tahta üzerine yerleştirilip su dolu bir kaba bırakıldığında kuzey – güney doğrultusunu işaret ettiğini nasıl buldular, onu bilemiyoruz tabii ki. Bildiğimiz, onları Yunanlıların takip ettiği. Ünlü filozof ve bilim adamı Tales, magnetizma konusunda o zamana kadarki en ciddi araştırmaları yapmış ve bulduklarını aktarmış. İngiliz bilim insanı William Gilbert de “De Magnete” isimli kitabında dünyanın küresel bir mıknatıs olduğunu açıklamış. Buna göre, elimizdeki pusula doğal olarak yerkürenin manyetik kutbunu işaret ediyor.
Elektromıknatıs yapmak için yalıtılmış çok ince kablolar ham demire sarılır ve kablolardan elektrik akımı geçirilir. Elektrik akımı kesildiğinde, mıknatıs özelliği de kaybolur. Manyetik alanlar, elektrik akımları sayesinde oluşur. Akım taşıyan tek bir telin çekim gücü az olacağı için, bobin denen makara etrafına bir çok tel sarılır ve çekim alanı böylece güçlendirilir. Bakın
1970′lerden kalma teknik bir sınır veya GSM şebekesindeki bir problem yüzünden mi? Hayır. Alman bir ahbabın keyfi öyle istedi diye.
PlayStation 4 için söylentiler çıkmaya başladı. PS3′lerde kullanılan CELL işlemciler PS4′te kullanılmayacak. Intel veya IBM’in geliştirmiş olduğu işlemcilerin kullanılacağı söylentiler arasında. PS4′te en az maliyetli işlemcinin kullanılması öngörülüyor.