Christopher Nolan ve Sineması

Christopher Nolan ve SinemasıKimi yönetmenler var ki izleyici kitlesinin önemli bir kısmını genç izleyiciler oluşturuyor. Yaptıkları filmler gençlerin oylarıyla şimdiden IMDb gibi uluslararası sitelerin en iyileri arasına girmiş durumda. Requiem for a Dream filmiyle tanıdığımız yönetmen Darren Aronofsky, Fight Club filmiyle zirveye çıkan David Fincher, Trainspotting filmi kültler arasına girmiş Danny Boyle bunlardan bir kaçı. Christopher Nolan da gençlerin Memento ile tanıyıp takip ettiği yönetmenlerden biri.

1970 doğumlu İngiliz yönetmen, University College London İngiliz Edebiyatı mezunu. Çok küçük yaşlardan beri amatör kısa filmler çekmeye meraklı Nolan’ın ilk başarısını 1986 yılında gerçek üstü bir temayı işlediği Tarantella’yı PBS Image Union’da gösterme şansı yakalayarak elde eder. Sonrası ise çorap söküğü gibi gelen birçok dikkat çekici yapım olur.

1998 yılına gelindiğinde ilk uzun metrajlı Nolan filmi gösterime girer: Following/Takip. Filmin çeşitli festivallerden ödülle dönmesi zor olmaz. 1999 yılının “British Independent Film Award” ödüllerinde “En iyi başarı ödülü”nü ve Newport Uluslararası Film Festivali’nde en iyi yönetmen ödülünü alır. Öyle ki Takip, hiç mi hiç bir ilk film gibi durmuyor. Usta işi senaryo yine yönetmenin elinden çıkma. Film, işsiz bir yazarın insanları takip etme ve onların hayatları ile ilgili ayrıntılara ulaşma takıntısı üzerine. Yönetmenin sonradan anlattığına göre, Nolan’ın evi gerçekten de hırsızlar tarafından soyulmuş ve bunun üzerine hırsızların kendisi ile ilgili ne düşündükleri üzerine kafa yormuş. Evlerin iç mekânlarından, sahiplerinin kullandığı sıradan eşyalardan yola çıkarak derin karakter tahlillerine girilen filmin siyah beyaz kontrastı da gayet ilgi çekici. Filmdeki “Herkesin bir kutusu vardır” repliği de filmin en unutulmaz sahnelerinden biri.

Christopher Nolan ve SinemasıFilmin bu başarısı, yönetmenin bir sonraki filmi Memento’nun da başarısının habercisi gibiydi. Memento’da filmin en sonu, filmin başında anlatılmış ve bütün olaylar zinciri sondan başa doğru verilmişti. Sonuç olarak seyircinin filmin sonunu değil olayların başını merak etmesi sağlanmış ve seyirci olayın kökenine indikçe şaşkınlık içinde kalmıştı. Hafızası olmayan Leonard Shelby’nin, bir önceki zaman diliminde ne olduğunu unutmamak için yaptığı iki şey vardır: Yaşanan olayları bedenine dövme olarak kazıtmak ve insanların fotoğraflarını çekerek altlarına kısa notlar yazmak. Film özellikle genç kitle tarafından çok tutuldu. Katıldığı festivallerden toplam 39 ödülle döndü ve iki dalda Oscar’a aday oldu. Ayrıca filmle ilgili eleştirmenlerin yaptığı “2000’in Matrix’i” gibi yorumlar, iyi bir film yapmak için bir hazine değerinde para harcamanın şart olmadığını bir kez daha kanıtladı. Takip’le sinemaya iyi bir giriş yapan yönetmen, Memento’yu çekebilmek için 1999 Hong Kong Film Festivali katılımcılarından para istemeye kadar vardırmıştı işi.

Christopher Nolan ve SinemasıMemento ile başarısını iyice perçinleyen yönetmen, Norveç yapımı gerilim filmi Insomnia’yı sinemaya tekrar uyarladı. Bu filmde yönetmen, Al Pacino ve Robin Williams gibi deneyimli oyuncularla çalışma fırsatı elde etti. Nolan’a artık büyük film şirketlerinin yolu ardına kadar açılınca film setini Kuzey Alaska’ya taşıdı. Film için bu mekanın önemi büyüktü. Çünkü güneş o bölgede yaz ayları boyunca hiç batmıyordu. Film genel olarak beğenilse de kimi eleştirmenler Memento’nun ardından Hollywood’un bir çok olanak sunduğu bir yönetmenin neden bir uyarlamayla yetindiğini sormadan edemedi.

Aynı sebeplerden dolayı yönetmeni eleştiren izleyiciler de Nolan’ın “Batman Begins”i çekeceği haberini aldığında hayal kırıklığı yaşadı. Nolan’ın hayranları ondan tıpkı Memento gibi, onları şaşırtacak, orijinal ve sıra dışı bir film beklemekteydi. Tüm eleştirilere rağmen film gayet başarılı oldu ve Tim Burton tarafından çekilen, serinin en iyi yapımıyla kıyaslandı.

Son olarak geçen sene Prestij’i izledik. İki sihirbaz arasında kıyasıya rekabetin konu edildiği film, izleyenleri eski zamanların Londra’sına doğru bir yolculuğa çıkardı. Nolan’ın kendine has üslubu bu filmde bir kez daha kendini hissettiriyordu. Memento’da olduğu gibi ilk başlarda olayların nedenlerini yalnızca karakterlerin bildiği kadarıyla biliyoruz. Bu da kendimizi karakterlerle özdeşleştirmemizi sağlıyor. Oyuncu ve izleyici arasındaki mesafe giderek daralıyor. Filmin sürprizlerinden biri ise kuşkusuz David Bowie.

Yönetmen bu aralar 2008’de vizyona girmesi planlanan The Dark Knight isimli filmini çekmekle meşgul. Yeni bir Memento ya da Prestij bekleyenler fazla heyecan yapmasın. Çünkü film Batman serisinin devam filmi. Batman Begins’i sevenler ise şimdiden hazırlansın. Yakında Gotham City’e geri dönüyoruz.

Yorum Yap



Gürsoylar