delete

Oy Trabzon Trabzon…

Oy Trabzon Trabzon...Yemyeşil doğası, dillere destan yemekleri ve kendine has insanlarıyla tam bir cennet Trabzon. Yurdumuzun nadide köşelerinden Karadeniz’in en büyük şehri, medar-ı iftiharı…

Anadolu coğrafyası her bir köşesinde sayısız güzellik barındıran, göreni hayran bırakan yüzlerce şehre, bölgeye, coğrafyaya sahip. Kuzey Anadolu’nun Karadeniz sahillerinde kurulmuş Trabzon ise bunlardan yalnızca bir tanesi olmakla birlikte gerek tarihi gerek coğrafyası bakımından bölgede çok özel bir yere sahip. Trabzon’a gittiğinizde böylesine eski ve köklü bir şehirde bulunmanın keyfine varırken doğanın eşsiz güzelliğinde kendinizi kaybediyorsunuz. Fazla oksijene alışkın olmayan şehirli bünyelerin başını döndürebilecek bir havası var Trabzon’un.

Şehrin M.Ö. 7. yüzyılda İyon kökenli Miletoslular tarafından kurulduğu tahmin edilmekte. Trabzon kenti o zamanlardan itibaren birçok kültüre ev sahipliği yapmış. Bunların içinde en önde geleni Büyük İskender’in ölümü sonrasında bölgede kurulan Pontus devleti. Ayrıca IV. Haçlı Seferi sırasında İstanbul’un Latinlerin eline geçmesi sonrasında İmparator Trabzon’a sığınmış, burada geçici bir devlet kurmuş. Roma İmparatorluğu ve Osmanlı döneminde eyalet merkezi de olan şehir tarihle doğanın iç içe geçtiği bir yapıya sahip.

Oy Trabzon Trabzon...Trabzon’un her şeyi gibi coğrafyası da kendine has özellikler taşıyor. Hepimizin bildiği gibi “Karadeniz’de dağlar denize paralel uzanır”; zaten şehrin adı da coğrafi yapıya göndermede bulunarak Grekçede “trapez” anlamına gelen “trapezos” kelimesinden türetilmiş. Dik yamaçlar, yemyeşil düzlükler, sahil şeridine konuşlanmış yerleşkeler Trabzon coğrafyasının olmazsa olmazlarından. Ancak şehrin denizle bağlantısının biraz kesik olması belki de en büyük eksiklik internetapotheke cialis. Deniz kenarında oturup çayınızı yudumlayabileceğiniz yerler ne yazık ki fazla değil.

Peki Trabzon’a gittiğimizde nereleri görmeliyiz? Yukarıda söz ettiğimiz antik dönemlerden ve Pontus devletinden kalma eserleri ve arkeolojik kalıntıları şehrin hemen içindeki eski bir konakta yer alan Trabzon Müzesi’nde görmek mümkün. Konağın yapısının çok ilginç olduğunu da belirtmek gerek. Yine şehrin içinde sayılabilecek Trabzon Ayasofya Müzesi ziyaretçilerine bambaşka bir dünyanın kapılarını açıyor. Geç Bizans kiliselerinin en güzel örneklerinden birisi olan yapı, 1250’li yıllarda yapılmış. Gerek mimari planı gerek içinde hala duran fresklerle gerçek bir sanat eseri.

Oy Trabzon Trabzon...Trabzon denilince ilk akla gelen turistik mekânlardan Sümela Manastırı’nı görmemek olmaz tabii. Mimarisi ve coğrafyaya uyumuyla hayranlık uyandıran bu manastıra çıkmak için, araçlar belli bir noktaya kadar götürseler de, uzunca bir tırmanmayı göze almak gerekiyor. Malum, manastır deniz seviyesinden 1.150 metre yüksekte bulunuyor. Ancak görülecek olan manzara tüm yorgunluğu unutturacak cinsten. Dillere destan doğal güzelliklerin merkezi Uzungöl de kaçırılmaması gereken yerler arasında. Çaykara ilçesine bağlı Uzungöl boyunca yaz-kış hizmet veren birçok konaklama yeri bulmak mümkün.

Oy Trabzon Trabzon...Ayrıca Soğuksu semtinde bulunan Atatürk’ün şehri ziyaretlerinde kaldığı ve daha sonra o dönemde kullanılan eşyalarla dekore edilerek müze haline getirilen Atatürk Köşkü ile günümüze en iyi durumda ulaşan eserlerin başında gelen, şehrin en yüksek kesimindeki Trabzon Kalesi uğranması gereken yerlerden. Ek olarak vaktiniz ve enerjiniz varsa Karadeniz’in olmazsa olmazı yaylalarından birine çıkmanızı da şiddetle tavsiye ediyoruz.

Gelelim eşsiz Karadeniz yemeklerine. Başlı başına bir mutfak sayılan hamsi yemekleri (hamsinin pilavından turşusuna bin bir çeşidini Trabzon’da bulmak mümkün), mısır ekmeği, karalahana, mıhlama, süt böreği gibi ürünler Trabzon’a özgü lezzetler. En iyi örneklerini Karadeniz’de yemenin mümkün olduğu pide çeşitlerini de şehirde her yerde bulmak mümkün.

Şehirle özdeşleşen zanaatlar özellikle bakır işçiliği ve dokumacılık. Trabzon’a ekonomik olarak ciddi anlamda katkı sağlayan bu zanaatlar halen geleneksel özelliklerini korumakta ve bölgeye gelen turistlerin oldukça ilgisini çekmekte. Namı dünya çapında olan Sürmene bıçakları, “keşan” adı verilen yöresel kumaştan yapılan şallar ve başörtüleri hediyelik eşya seçiminde ilk akla gelecekler arasında.

Oy Trabzon Trabzon...Karadeniz’in en büyük şehri Trabzon, sayısız fıkraya konu olan, tüm Türkiye’de gerek şiveleri gerek pratik zekâlarıyla haklı bir üne sahip olan Karadeniz insanının her çeşidini içinde barındıyor. Kendilerine has hareketli müziklerini, tulum ve kemençe eşliğinde tepilen horonlarını ise bilmeyen yok.

Sözün özü Trabzon yurdumuzun cennet köşelerinden biri. Üstelik ülkenin güney şehirlerine yapılacak bir geziden çok daha ekonomik ve keyifli bir yolculuk vaat ediyor. Bizden söylemesi…

delete

Skyfall: İstanbul kazan James Bond kepçe…

Tam elli yıldır devam eden dünyanın en dayanıklı film serisi James Bond’un yenisi “Skyfall”, inci beyazı dişlerin arasında sırıtan bir çürük gibi göze batan “Quantum of Solace”dan sonra ilaç gibi geliyor.

“Skyfall”, İstanbul’un yarısının talan edildiği bomba gibi bir açılışla başlayıp, Bond’un bir hata sonucu vurulması ile devam ediyor.  Bond vurulup kuru kafalar, mezar taşları ve Adele şarkılarıyla dolu jeneriğin içine düşüp kayboluyor. Bu arada hayır, “Taken 2”kadar olmasa da İstanbul yine milyonlarca kişinin görmesini isteyeceğin gibi resmedilmemiş.

Skyfall: İstanbul kazan James Bond kepçe...

Evet, serinin Daniel Craig’li filmlerindeki “James Bond da insandır canım” yaklaşımı, bu film ile doruğa ulaşıyor ve ilk kez James Bond’u gerçek bir insan gibi kırılgan, ateş edemeyen ve hazır mısın, sakallı haliyle görüyoruz. Tabii serinin mizacına biraz ters bir durum ama ne yapacaksınız…

“Skyfall”ın kötüsü Silva (Saçı oksijenle açılmış bir Javier Bardem), kafayı Bond’dan intikam almaya takmış bir siber terörist. Üstelik elinde, gizli görevlerdeki tüm ajanların isimlerini ortaya dökecek bir liste var.

 

Yeni Bond filmi, serinin ilk kez saygın bir yönetmene (Sam Mendes) kavuşması sayesinde de olabilir, eğlenceli, üzücü, zeki ve çok heyecanlı. İzlediğimiz en iyi Bond demiyoruz ama en iyilerinden biri. Gönlümüz “En iyi”ye doğru da kaymıyor değil!



Gürsoylar