delete

Keşfedilmemiş ülkeye buyrun: Inception

Keşfedilmemiş ülkeye buyrun: InceptionMetafizik hırsızlık filmi “Inception” için çok şey konuşulacak ama kimse söylemeden biz söyleyelim: “The Matrix’i ziyaret etmiş James Bond filmi.” İlk bizden duydun!

Daha gösterime girmeden IMDb’de doksan bin oy alıp tüm zamanların en iyi filmleri listesinde üçüncü sıraya yerleşen film, bir Christopher Nolan işi. Bir miktar “Memento” (tuzaklar ve bulmacalar), bir tutam “The Dark Knight” (kaos ve anarşi) bulursan şaşırma yani.

Ücretini öderseniz sizin için de çalışabilecek Dom Cobb, rüyalara girip fikir çalan bir ajan, kısaca bir endüstriyel hırsız. Karşılaştığı zorluklar, bilinç altına girdiği kurbanın hayal gücü ölçüsünde limitsiz. Bu kez imkansız bir görev için kiralanıyor; rüyalarına girip kurbanın aklına bir fikir ekmek, kurbanın beynini bu fikri kendisi bulmuş gibi kandırmak. Aslında konunun hiç önemi yok. Nolan’ın yazmak için on yıl harcadığı filmin bütün numarası, filmin ilerleyiş süreci. “Sonu başından belliydi” demeye başlayanlar, sonunu anlamış olabilir ama filmden hiçbir şey anlamadıklarına emin olabilirsin.

Keşfedilmemiş ülkeye buyrun: Inception“Inception”ın “The Matrix” kadar sorgulanacağına, çözümleneceğine emin olabilirsin, dilersen sen de her kareden ikinci bir anlam çıkarmaya çalışabilirsin. Ama bize göre “Inception”, yaşam, ölüm, öncesi ve sonrası kadar sıfır yerçekiminde silahlı düellolar, kafa patlatıcı aksiyon sahneleri anlamına da geliyor. Nolan, Fas çöllerinden Alp buzullarına altı farklı ülkede, 160 milyon dolara çektiği epik bilim kurgusuna kafa yoranı da, yormayanı da farklı derecelerde ödüllendiriyor. Bu yazın “mutlaka sinemada izleyin” filmi!

delete

Murphy Kanunları

Bir şey ters gidecekse mutlaka ters gider!“Murphy Kanunları” denen şey işte budur; yani kötü gitmesi muhtemel bir şey varsa o mutlaka olur! Murphy kanunlarının, 1949’da, Edwards Hava Üssü’ndeki Yüzbaşı Edward Murphy tarafından “keşfedildiği” söylenir.

Elbette doğru olmama ihtimali bulunan hikaye şöyle: Yüzbaşı Murphy, çarpışmaların insanlar üzerindeki etkilerini inceleyen deneyler yapan ekibin başındaydı.

Denek pilotun üzerine sensörler yapıştırılıyordu ve görevlilerden biri 16 sensörü de ters tarafından yapıştırmıştı. Murphy, bunları yapıştıran teknisyen için “Bu işi yanlış yapmanın bir yolu varsa o mutlaka bulur ve yapar” dedi. Bölüm komutanı daha sonra yaptığı basın toplantısında bu lafı hiç unutmadıkları için deneylerinin böyle kazasız belasız geçtiğini söyledi.

Bu laf bir de gazetelere çıkınca her durum için bir Murphy kanunu uyduruldu, hala da uydurulmakta. Ed Murphy’nin (elbette doğru olmama ihtimali bulunan) ölümü de şöyle olmuş: Bir gün benzini bitmiş, elinde bidon, beyaz kıyafetleriyle yüzü trafiğe dönük şekilde yol kenarında yürürken ters taraftan giden bir İngiliz turist tarafından ezilmiş.

Bir şey ters gidecekse mutlaka ters gider!Biz de size birkaç Murphy yasası sayacağız. Bu arada “eğer bilgisayar kilitlenecekse, yazdıklarınızı save etmeden saniyeler önce kilitlenir” yasasından kaçınmaya çalışacağız. Tabii böyle bir mucize mümkünse…

Bir işin ters gitme olasılığı varsa o iş mutlaka ters gider.

Birkaç şeyin ters gitme olasılığı varsa bunların arasında en kötü sonuçlar doğuracak olanı ters gider.

Bir şeyin ters gitmesi için dört yol olduğunu düşünüp hepsi için önlem alabilirsiniz ama bir beşinci yol mutlaka vardır.

Bir şeylerin ters gitmesi bir doğa kanunudur. Bu yüzden her şey yolunda gidiyor gibi görünüyorsa dikkat edin; mutlaka ters giden bir şeyler vardır!

Bir şey arıyorsanız o daima son bakmanız gereken yerdedir.

İlk baktığınız yerde olma ihtimali ile oraya baktığınızda görmeden geçme ihtimaliniz eşittir.

Kaybettiğiniz bir şey ancak onun yerine yenisini aldığınızda ortaya çıkar.

Yeni aldığınız şeyin ucuzunu bulmak için ne kadar aranırsanız aranın, en ucuz seçeneği ancak alışveriş bittikten sonra bulursunuz.

Hiçbir şey göründüğü kadar kolay değildir.

Bir şey ters gidecekse mutlaka ters gider!

Hiçbir şey göründüğü kadar kısa sürmez.

Bir eliniz doluyken kapıyı açmanız gerekirse, anahtarınız mutlaka dolu elinizin tarafındaki ceptedir.

Bir şey aptalcaysa ama işe yarıyorsa, belki de göründüğü kadar aptalca değildir.

Bir şey doğru olamayacak kadar iyiyse muhtemelen doğru değildir.

İstediğiniz bilgisayar programı her zaman sahip olduğunuzdan fazla RAM ister.

Yeteri kadar RAM’iniz olduğunda sabit diskinizde asla yeteri kadar boş yeriniz olmaz.

Bir şey ters gidecekse mutlaka ters gider! Bir program kurmak için yeterli boş yeriniz ve RAM’iniz varsa o program mutlaka çökecektir.

Hala çökmediyse sadece en fazla zarar vereceği anı bekliyordur.

Birine gökyüzünde 300 trilyon yıldız olduğunu söylerseniz inanır ama o masa boyalı derseniz gidip önce bir eller.

Sınav sırasında öğretmeniniz sadece aptalca bir şey yazdığınız sırada başınıza gelip yazdıklarınızı okur.

Bir şeyi çözmek için kullandığınız yollar başka problemlere neden olur.

Bilgisayarda ne kadar ders çalışırsanız çalışın, anneniz içeri siz oyun oynarken girer.

Ders çalışılan bir saat, çalışılmayan bir saatten her zaman daha uzundur.

Geç kaldığınız süre ile trafiğin sıkışıklığının miktarı doğru orantılıdır.

Bir şey ters gidecekse mutlaka ters gider! Tamirciye bozulan bir şeyin neyinin bozuk olduğunu göstermeye çalıştığınız an, o şeyin çalışması için en uygun andır.

En önemli şeyler her zaman en basit olanlardır.

En basit şeyler çoğu zaman yapması en zor olanlardır.

Ekmeğinizin reçelli kısmının yere düşme ihtimali ile halınızın fiyatı doğru orantılıdır.

Birinden büyük miktarda borç isterken önce ödeyebileceğinizi, yani ihtiyacınız olmadığını kanıtlamalısınız.

Sizin olmadığınız sıra her zaman daha hızlı ilerler. Taa ki siz o sıraya geçene kadar.

Diğer şeritte trafik hep daha açıktır. Ta ki içinde olduğunuz araç o şeride geçene kadar.

Bir şey ters gidecekse mutlaka ters gider! Yaptığınız her şey başınızı belaya sokabilir. Hiçbir şey yapmamak dahil.

Aklınıza iyi bir fikir gelmesi, onun daha önce yapılmış olduğu anlamına gelir.

Odanız ne kadar büyük olursa içi o kadar dağınık olur.

Yeni ayakkabı giydiğiniz gün herkes ayağınıza basar (üstelik bu bizde bir de adettendir!).

En hassas şey, düşüp kırılacak olandır.

Bir işi yapmanın en kolay yolu, ancak o iş bittikten sonra sonra aklınıza gelir.

Bir şey ters gidecekse mutlaka ters gider! Banyoda düşecek bir şey varsa mutlaka tuvaletin içine düşer.

Çok etkileyici bir şey yaptığınızda mutlaka yalnız olursunuz.

Yalnız değilken yapmaya çalışırsanız başarısız olacaksınız demektir.

Kıyafetinizin şıklığı ile üzerinize çamur sıçratan aracın büyüklüğü arasında ciddi bir bağ vardır.

Murphy kanunlarından haberiniz olması ile işinizin ters gitmesi arasında hiçbir bağlantı yoktur.

Aynı bağ o gün harika olan saçınız ile yağmur arasında da mevcuttur.

Rüzgarın yönü daima saçınızı en kötü bozacak yöndür.

Bir şey ters gidecekse mutlaka ters gider! Kıymetli bir şeyin düştüğü yer daima parmak ucunuzun bir santim ilerisidir.

Olur da o kıymetli şey parmak ucunuz mesafesine düşerse, bu almaya çalışırken itip uzaklaştıracağınız anlamına gelir.

Gülümseyin, yarın daha da kötü olacak!

Tırnaklarınızı kestiğiniz gün, karşınıza kazıması eğlenceli bir şey çıkması için en uygun gündür.

Bir hata ikinci kez yapılmaz. İkinci kez yapıyorsanız üçüncü kez de yapacaksınız demektir.

Dünyadaki toplam zeka aynıdır ama nüfus sürekli artar.

Bir şey ters gidecekse mutlaka ters gider! Kameranızda yer kalıp kalmadığından emin değilseniz kalmamıştır.

Cam olan bütün eşyalar ana formları olan kum haline dönmeye meyillidir.

Harika esprileriniz hiç hatırlanmaz, aptalca sözleriniz ise hiç unutulmaz.

Bir çift çorabın iki tekinin birden kaybolması ihtimali, diğer çiftlerden bir çorabın kaybolma ihtimali yanında sıfıra yakındır.

Bir çorabın tekini bulmanız, diğer tekini atmanıza bağlıdır.

Kapı mutlaka siz tuvaletteyken çalar. O da olmazsa uyurken çalar. O da olmadıysa siz dışarıdayken çalmıştır.

delete

Güney Afrika’da kim gülecek?…

Güney Afrika'da kim  gülecek?...Dünya liglerinde sezonların tamamlanışı ve Şampiyonlar Ligi kupasının da sahibini buluşuyla futbolseverler tek bir hedefe kilitlenmeye hazırlanıyor: Dünya Kupası’na! Takvimler 11 Haziran’ı gösterdiğinde tüm dünyanın gözü Güney Afrika’ya dönecek ve tam bir ay futbol hayatımızın önemli bir parçası haline gelecek. 6 kıtadan 32 farklı ülkenin milli takımları dünyanın en büyüğü olmak için Güney Afrika’da ter dökecek. Biz de Dünya Kupası öncesinde takımlara ve gruplara şöyle bir göz atalım dedik. Favorinizi seçmek size kalmış…

A Grubu

Güney Afrika: Turnuvaya ev sahibi kategorisinden katılan Güney Afrika’nın en büyük avantajı “vuvuzelalı” taraftarları olacak gibi gözüküyor. Seyirci desteğinin yanı sıra Fenerbahçe’yi de Brezilya’yı da şampiyon yapan tecrübeli teknik adam Carlos Alberto Parreira’yı arkasına alsa da Bafana Bafana’nın grupta işi o kadar kolay değil.

Meksika: Güney Afrika’yla turnuvanın açılış maçını yapacak Meksika, Dünya Kupası’nın gediklilerinden. Kupa tarihlerinde en iyi dereceleri 1930’da oynadıkları çeyrek final olsa da, Javier Aguirre’nin öğrencileri gruptan çıkmaya aday ekiplerden birisi. En büyük kozlarından birisi de Galatasaray’lı Dos Santos tabii.

Uruguay: Dünya Kupası tarihinin ilk şampiyonu, geçmişteki başarıları diriltme ümidiyle geliyor Güney Afrika’ya. Forlan, Lugano ve Suarez’i içeren kadrosuyla gruptan çıkmanın yollarını arayacaklar.

Fransa: Kâğıt üzerinde grubun favorisi gözüküyorlar ama oynadıkları futbol çok eleştiri alıyor. 1998 Dünya Kupası ve 2000 Avrupa Şampiyonası zaferlerinden sonra arzu edilen başarıların uzağında kalan Horozlar, eve bir kez daha kupayla dönmek istiyorlar.

B Grubu

Güney Afrika'da kim  gülecek?...Arjantin: İlk akla gelen 2-3 favoriden birisi Arjantin şüphesiz. Beri yandan elemelerde ve hazırlık maçlarında epey zorlandıklarını söylemek de mümkün. Bu kez teknik direktör koltuğunda oturan Maradona’nın işi sanıldığı kadar kolay değil fakat turnuvanın en iyi forvet hattına sahip olduğunu söylemeye de gerek yok herhalde. Her şey bir yana Messi onlarda!

Nijerya: 1994 ve 1998’de gruptan çıkma başarısı gösteren Nijerya bu yıl da Afrika’nın kupa ümitlerinden birisi olacak. Süper Kartallar yetenekli ama dağınık bir kadroya sahip.

Güney Kore: 2002’de Guus Hiddink’le yakaladığı dünya dördüncülüğünün ardından düşüşe geçen Güney Kore, Asya kıtasının çok şeyler beklediği takımlardan.

Yunanistan: 2004 Avrupa Şampiyonası’nın sürpriz şampiyonu, B grubunun tek Avrupalısı. Komşunun en büyük kozu ise şüphesiz taktik ustası teknik adamları Otto Rehhagel.

Güney Afrika'da kim gülecek?...C Grubu

İngiltere: Gerrard, Lampard, Rooney, Terry… Adı başarıyla özdeşleşen İtalyan hoca Fabio Capello, İngiltere’nin 1966’dan beri süren kupa hasretine 2010’da son vermek istiyor. Zaten İngiltere yıllar sonra ilk defa kupada büyük favori gösterilen takımlar arasında.

ABD: Geçen yıl Güney Afrika’da Konfederasyon Kupası finalini oynama başarısı gösteren ABD’nin hedefi en azından gruptan çıkabilmek olacak. Gruptaki rakiplerine bakıldığında bu o kadar da zor gözükmüyor. En kötü İngiltereli kuzenlerinin diğer rakipleri karşında alacakları sonuçlara güvenecekler.

Cezayir: Dünya Kupası’na son Afrika Kupası şampiyonu Mısır’ı eleyerek katılan Cezayir, Kuzey Afrika’nın 2010 temsilcisi. Kadrodaki Fransa doğumlu oyuncuların çokluğu dikkat çekiyor.

Slovenya: Slovenya, play-off maçında Hiddink’in Rusyası’nı saf dışı bırakarak finallere katılma hakkını elde etti. ABD ve Cezayir’le ikincilik için kapışacaklar gibi gözüküyor.

D Grubu

Güney Afrika'da kim  gülecek?...Almanya: Kaptan Ballack’ın sakatlanarak kupa dışında kalmasıyla sıkıntılı günler geçiren Panzerler kupanın daimi favorilerinden. Teknik direktör Löw, Ballack’tan boşalan yeri Mesut Özil’le doldurmaya çalışabilir. Fena da olmaz hani.

Avustralya: Finallere üçüncü kez katılma hakkı elde eden Okyanusya temsilcisinin en güvenilen isimleri arasında yine tanıdıklar var: Galatasaraylı Harry Kewell ile Lucas Neill ve Antalyaspor’lu Michael Jedinak.

Sırbistan: Sırbistan, eleme gruplarında Avrupa’nın en iyi performanslarından birisini göstererek Güney Afrika vizesini elde etmişti. Manchester United’lı Vidiç ve Ajax’lı Panteliç kadronun öne çıkan isimleri.

Gana: 2006’da, ilk katıldığı Dünya Kupası’nda gruplardan çıkmayı başarmıştı Gana. Aynısını tekrarlamayı deneyecekler fakat turnuva öncesinde Almanya dışındaki üç takımın güçleri birbirine denk gözüküyor.

E Grubu

Hollanda: ’74 ve ‘78’de iki kez üst üste final oynama becerisi gösteren Portakallar henüz kupaya uzanabilmiş değiller. Bu sene yine iddialılar. 2010 onların yılı olabilir mi? Neden olmasın?

Danimarka: Elemelerde Portekiz ve İsveç gibi tecrübeli ekipleri geride bırakarak kupaya gelen Danimarka’nın kupa şansı gruptaki esas rakipleri olarak gözüken Japonya ve Kamerun ile oynayacağı maçlara bağlı.

Japonya: ’98’den beri kupanın istikrarlıları arasında yer alan Japonya, artık 2. turun ötesini hedefliyor. Japonya da bir başka tecrübeli teknik adama, Osim’e emanet.

Kamerun: Kamerun’un kadrosu neredeyse tamamı Avrupa’da top koşturan oyunculardan kurulu. Takım ruhunu da sahaya yansıtabilirlerse grupta kesinlikle şansları var. En büyük kozları da bu sene Inter’le Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu yaşayan Eto’o.

Güney Afrika'da kim gülecek?... F Grubu

İtalya: Son şampiyon İtalya, 2006’daki başarıyı tekrarlamak için sahada olacak. 2006 sonrasında milli takımı bırakan Lippi, Euro 2008’de yaşanan hayal kırıklığı üzerine bir kez daha göreve getirildi. Ancak onlar da eleştiri alan takımların başında geliyor.

Paraguay: Paraguay, katıldığı 7 turnuva ile Dünya Kupası’nın tecrübelilerinden. Grupta İtalya’nın ardından ikinciliğe en yakın ekip gibi duruyorlar.

Yeni Zelanda: 2010, aynı zamanda Yeni Zelanda’nın uluslararası arenaya dönüşü olacak. 1982’den beri kupadan uzaklar. Finallerde Okyanusya’yı temsil edecekler.

Slovakya: Turnuvanın “çömezi” Slovakya olacak; 32 takım arasında Dünya Kupası heyecanını ilk defa bu yıl yaşayacak tek takım Slovakya. Epey tecrübe eksikliği yaşasalar da elemelerde ortaya koydukları futbol parmak ısırtıyordu. Takımda Beşiktaş’lı Holosko’yu da izleme şansımız var.

G Grubu

Brezilya: Fazla söze ne hacet! Bu turnuvanın en başarılı takımı Brezilya. 5 defa ile en fazla şampiyon olan takım ve bütün finallere katılma başarısı gösteren tek takım. Favori olduklarını söylemeye gerek var mı?

Kuzey Kore: Finallere 2010’la dönecek bir diğer ülke de Kuzey Kore. En son 1966’da (çeyrek finalde 3-0 öne geçmelerine rağmen Portekiz’e 5-3 yenilmişler!) turnuvaya katılan Asya ekibi sürpriz kovalayacak ekiplerden.

Fildişi Sahilleri: Kadrosu göz kamaştıran takımlardan birisi de Fildişi Sahilleri şüphesiz. Didier Drogba, Salomon Kalou, Abdel Kader Keita, Yaya Toure o kadronun yalnızca birkaç üyesi. Rakiplerin gücüne rağmen gruptan çıkmaları hatta daha da ilerlemeleri şaşırtıcı olmaz.

Portekiz: Portekiz, şampiyonaya play-off maçlarıyla kalan ekiplerden. Güney Afrika biletini son anda almış olsalar da yıldızlarla dolu bir kadroya sahipler. Teknik direktör Carlos Querioz takım içi dengeleri sağlayabilirse Portekiz en yukarıları hedefleyebilir.

H Grubu

Güney Afrika'da kim  gülecek?... İspanya: Son Avrupa şampiyonu İspanya, Güney Afrika’da da en önemli favorilerden birisi. Büyük turnuva kazanamama problemini 2008’de sonlandıran Beşiktaş’tan tanıdığımız Del Bosque yönetimindeki İspanyolların artık tek hedefi dünya şampiyonluğu.

İsviçre: Başarılı teknik adam Ottmar Hitzfield önderliğindeki İsviçre, H Grubu’nda İspanya’dan sonra ikinciliği elde edemezse sürpriz sayılabilir. Zira iyi, mücadele eden bir kadroları var. Rakipler, Honduras ve Şili İsviçre karşısında epey zorlanacaklar bu kesin.

Honduras: İlk Dünya Kupası deneyimini 1982’de yaşayan Honduras, o tarihten bu yana finallerde yer alamıyor. Orta Amerika temsilcisi kupaya renk katmanın yollarını arayacak.

Şili: Güney Amerika elemelerinde Brezilya’nın ardından ikinci olarak kupa biletini cebine koyan Kırmızılar için gruptan çıkmak yeterli bir başarı olarak görülebilir. Beşiktaş’lı Rodrigo Tello’nun da Dünya Kupası kadrosunda yer aldığını ekleyelim.



Gürsoylar