delete

Dünyaya Yön Veren Cümleler

Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Atatürk

Moda denilen şey o kadar çirkindir ki, onu her altı ayda bir değiştirirler. Oscar Wilde

Kendini tanı. Miletoslu Tales

Tanrı zar atmaz. Albert Einstein

Böl ve yönet. XI. Louis

Amaca giden her yol mubahtır. Machiavelli

Düşünüyorum, öyleyse varım. Descartes

İnsan insanın kurdudur. Thomas Hobbes

İnsan özgür doğar ama her yerde zincire vurulmuş olarak yaşar. Jean-Jacques Rousseau

Vakit nakittir. Benjamin Franklin

Tek bildiğim, hiçbir şey bilmediğimdir. Sokrates

Benim bir düşüm var. Martin Luther King

Bütün ülkelerin işçileri birleşin. Karl Marx

Gölge etme başka ihsan istemez. Sinopli Diogenes

Felaketler karşısında dayanıklı durmak ve kader diyerek eğilmemek, kahramanlıkların en büyüğüdür. Fenelon

Dünya düşünenler için bir komedi duyanlar için bir trajedidir. Walpole

Sizden daha az mutlu kimseler yanında mutluluğunuzdan konuşmayınız. La Rochefoucauld

Dostluk gündüz görünmez, o ateşböceği gibi yalnız geceleri parlar. Petofi

İnsanlar o kadar çabuk değişirler ki, onlarda her zaman ortaya çıkarılacak bir yenilik bulabiliriz. Jane Austen

Alışkanlıklar bırakılmazlarsa, zamanla en çok gerek duyulan şeyler olurlar. Saint Augustus

delete

Leylâ ile Mecnun

Mecnun, bir kabile reisinin dualar ve adaklarla dünyaya gelmiş olan Kays adlı oğludur. Okulda bir başka kabile reisinin kızı olan Leyla ile tanışır. Bu iki genç birbirlerine aşık olurlar. Okulda başlayıp gittikçe alevlenen bu macerayı Leyla’nın annesi öğrenir. Kızının bu durumuna kızan annesi, kızına çıkışır ve bir daha okula göndermez. Kays okulda Leyla’ yı göremeyince üzüntüden çılgına döner, başını alıp çöllere gider ve Mecnun diye anılmaya başlar.

Mecnun’ un babası, oğlunu bu durumdan kurtarmak için Leyla’yı isterse de Mecnun (deli, çılgın) oldu diye Leyla’ yı vermezler. Leyla evden kaçarak, Mecnun’ u çölde bulur. Halbuki o, çölde âhular, ceylanlar ve kuşlarla arkadaşlık etmektedir ve mecâzî aşktan ilâhî aşka yükselmiştir. Bu sebeple Leylâ’ yı tanımaz. Babası Mecnûn’ u iyileşmesi için Kâbe’ ye götürür. Duâların kabul olduğu bu yerde Mecnûn, kendisindeki aşkını daha da arttırması için Allahü Tealâya duâ eder:

“Ya Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni
Bir dem belâ-yı aşkdan etme cüdâ beni.”

Duâsı neticesi aşkı daha da çoğalır ve bütün vaktini çöllerde geçirmeye başlar.Diğer tarafta ise Leylâ da aşk ıstırabı içindedir.

Bir zaman sonra âilesi, Leylâ’ yı İbn-i Selâm isimli zengin ve îtibârlı birine verir. Ancak, Leylâ kendisini bir perinin sevdiğini ve eğer kendisine dokunursa ikisinin de mahvolacağını söyleyerek İbn-i Selâm’ ı vuslatından uzak tutmayı başarır.

Mecnûn, çölde, Leylâ’ nın evlendiğini arkadaşı Zeyd’ den işitince çok üzülür. Leylâ’ ya acı bir sitem mektubu gönderir. Leylâ da durumunu bir mektupla Mecnûn’ a anlatır. Kendisini anlamadığından dolayı o da sitem eder.

Bir müddet sonra Mecnûn’ un âhı tutarak İbn-i Selâm ölür. Leylâ baba evine döner. Bir çok tereddütten sonra her şeyi göze alarak, Mecnûn’ u çölde aramaya başlar. Fakat Mecnûn, dünyadan elini eteğini çekmiş ilâhî aşk yüzünden Leylâ’nın maddî varlığını unutmuştur. Leylâ, çölde Mecnûn’ u bulduğu hâlde, Mecnûn onu tanımaz. Leylâ onun erdiğini anlarsa da yine onsuz yaşayamaz. Hastalanıp yataklara düşer. Kısa zaman sonra da ölür. Mecnûn, Leylâ’ nın ölüm haberini öğrenir. Gelip mezarını kucaklar, ağlayıp inler;

“Ya Rab manâ cism ü cân gerekmez
Cânânsuz cihân gerekmez.”

Der, kabri kucaklayarak ölür.

Bir müddet sonra Mecnûn’ un sâdık arkadaşı Zeyd rüyasında, Cennet bahçelerinde birbiriyle buluşmuş iki mesut sevgili görür. Bunlar kimdir? diye sorunca, derler ki: “Bunlar Mecnûn ile onun vefalı sevgilisi Leylâ’ dır. Aşk yoluna girip temiz öldükleri, aşklarını dünya hevesleriyle kirletmedikleri için burada buluştular.”

delete

Baba Sabrı

Bir gün 85 yaşında bir baba ile onun 45 yaşlarında ki oğlu oturup sohbet ettikten sonra kısa bir sessizlik oldu oğlu babasıyla tam vedelaşmak isteyeceği sırada camın kenarına bir karga konar baba oğluna bu ne? diye sorar.Oğlu cevap verir karga der.Baba tekrar sorar bu ne? Oğlu cevap verir karga der.Baba üçüncü kez sorar bu ne diye?Oğlu biraz sinirlenerek cevap verir.Baba sen benim sabrımı mı sınıyorsun kaç kere söyliyecem karga .Baba gülümseyerek yerinden kalkar geri döndüğünde elinde bir hatıra defteri vardır yerine oturur defteri karıştırır ve aradığı yeri bulur, oğluna uzaltır.Oğluna burayı yüksek ses ile okumasını ister oğlu başlar okumaya .

Defterde şunlar yazıyordu .Oğlum üç yaşında her şeyi soruyor ve öğreniyor.Dün evin camının kenarına konan kargayı bana tam 28 kez sordu ben hiç sinirlenmeden ona sevgiyle ve SABIR ile onun bir karga olduğunu söyledim çünkü sevgi ve SABIR herşeyin başında gelir…

delete

Struck

Bir gün işe gitmekte olan Joel(Bodhi Elfman) bir okla göğsünden vurulur. Ok ona zarar vermemektedir. Ancak göğsünden çıkmamaktadır. Böylece Joel yeni durumuyla başa çıkmayı öğrenmek zorunda kalır. Vücudunda yeni ortaya çıkan bu çıkıntı ve acı dolu yalnızlığı. İşe gitmeye devam eder, kadınlarla buluşmaya çalışır, ama kimse onun bu garip kusurunu kabul etmek istememektedir. Bilmediği şey ise, hayatının sonsuza kadar değişmek üzere olduğudur.
delete

Christopher Nolan ve Sineması

Christopher Nolan ve SinemasıKimi yönetmenler var ki izleyici kitlesinin önemli bir kısmını genç izleyiciler oluşturuyor. Yaptıkları filmler gençlerin oylarıyla şimdiden IMDb gibi uluslararası sitelerin en iyileri arasına girmiş durumda. Requiem for a Dream filmiyle tanıdığımız yönetmen Darren Aronofsky, Fight Club filmiyle zirveye çıkan David Fincher, Trainspotting filmi kültler arasına girmiş Danny Boyle bunlardan bir kaçı. Christopher Nolan da gençlerin Memento ile tanıyıp takip ettiği yönetmenlerden biri.

1970 doğumlu İngiliz yönetmen, University College London İngiliz Edebiyatı mezunu. Çok küçük yaşlardan beri amatör kısa filmler çekmeye meraklı Nolan’ın ilk başarısını 1986 yılında gerçek üstü bir temayı işlediği Tarantella’yı PBS Image Union’da gösterme şansı yakalayarak elde eder. Sonrası ise çorap söküğü gibi gelen birçok dikkat çekici yapım olur.

1998 yılına gelindiğinde ilk uzun metrajlı Nolan filmi gösterime girer: Following/Takip. Filmin çeşitli festivallerden ödülle dönmesi zor olmaz. 1999 yılının “British Independent Film Award” ödüllerinde “En iyi başarı ödülü”nü ve Newport Uluslararası Film Festivali’nde en iyi yönetmen ödülünü alır. Öyle ki Takip, hiç mi hiç bir ilk film gibi durmuyor. Usta işi senaryo yine yönetmenin elinden çıkma. Film, işsiz bir yazarın insanları takip etme ve onların hayatları ile ilgili ayrıntılara ulaşma takıntısı üzerine. Yönetmenin sonradan anlattığına göre, Nolan’ın evi gerçekten de hırsızlar tarafından soyulmuş ve bunun üzerine hırsızların kendisi ile ilgili ne düşündükleri üzerine kafa yormuş. Evlerin iç mekânlarından, sahiplerinin kullandığı sıradan eşyalardan yola çıkarak derin karakter tahlillerine girilen filmin siyah beyaz kontrastı da gayet ilgi çekici. Filmdeki “Herkesin bir kutusu vardır” repliği de filmin en unutulmaz sahnelerinden biri.

Christopher Nolan ve SinemasıFilmin bu başarısı, yönetmenin bir sonraki filmi Memento’nun da başarısının habercisi gibiydi. Memento’da filmin en sonu, filmin başında anlatılmış ve bütün olaylar zinciri sondan başa doğru verilmişti. Sonuç olarak seyircinin filmin sonunu değil olayların başını merak etmesi sağlanmış ve seyirci olayın kökenine indikçe şaşkınlık içinde kalmıştı. Hafızası olmayan Leonard Shelby’nin, bir önceki zaman diliminde ne olduğunu unutmamak için yaptığı iki şey vardır: Yaşanan olayları bedenine dövme olarak kazıtmak ve insanların fotoğraflarını çekerek altlarına kısa notlar yazmak. Film özellikle genç kitle tarafından çok tutuldu. Katıldığı festivallerden toplam 39 ödülle döndü ve iki dalda Oscar’a aday oldu. Ayrıca filmle ilgili eleştirmenlerin yaptığı “2000’in Matrix’i” gibi yorumlar, iyi bir film yapmak için bir hazine değerinde para harcamanın şart olmadığını bir kez daha kanıtladı. Takip’le sinemaya iyi bir giriş yapan yönetmen, Memento’yu çekebilmek için 1999 Hong Kong Film Festivali katılımcılarından para istemeye kadar vardırmıştı işi.

Christopher Nolan ve SinemasıMemento ile başarısını iyice perçinleyen yönetmen, Norveç yapımı gerilim filmi Insomnia’yı sinemaya tekrar uyarladı. Bu filmde yönetmen, Al Pacino ve Robin Williams gibi deneyimli oyuncularla çalışma fırsatı elde etti. Nolan’a artık büyük film şirketlerinin yolu ardına kadar açılınca film setini Kuzey Alaska’ya taşıdı. Film için bu mekanın önemi büyüktü. Çünkü güneş o bölgede yaz ayları boyunca hiç batmıyordu. Film genel olarak beğenilse de kimi eleştirmenler Memento’nun ardından Hollywood’un bir çok olanak sunduğu bir yönetmenin neden bir uyarlamayla yetindiğini sormadan edemedi.

Aynı sebeplerden dolayı yönetmeni eleştiren izleyiciler de Nolan’ın “Batman Begins”i çekeceği haberini aldığında hayal kırıklığı yaşadı. Nolan’ın hayranları ondan tıpkı Memento gibi, onları şaşırtacak, orijinal ve sıra dışı bir film beklemekteydi. Tüm eleştirilere rağmen film gayet başarılı oldu ve Tim Burton tarafından çekilen, serinin en iyi yapımıyla kıyaslandı.

Son olarak geçen sene Prestij’i izledik. İki sihirbaz arasında kıyasıya rekabetin konu edildiği film, izleyenleri eski zamanların Londra’sına doğru bir yolculuğa çıkardı. Nolan’ın kendine has üslubu bu filmde bir kez daha kendini hissettiriyordu. Memento’da olduğu gibi ilk başlarda olayların nedenlerini yalnızca karakterlerin bildiği kadarıyla biliyoruz. Bu da kendimizi karakterlerle özdeşleştirmemizi sağlıyor. Oyuncu ve izleyici arasındaki mesafe giderek daralıyor. Filmin sürprizlerinden biri ise kuşkusuz David Bowie.

Yönetmen bu aralar 2008’de vizyona girmesi planlanan The Dark Knight isimli filmini çekmekle meşgul. Yeni bir Memento ya da Prestij bekleyenler fazla heyecan yapmasın. Çünkü film Batman serisinin devam filmi. Batman Begins’i sevenler ise şimdiden hazırlansın. Yakında Gotham City’e geri dönüyoruz.



Gürsoylar