delete

Şarj kablonuz mu kopuyor?

Dünya genelinde ulaşılan teknolojiyi hayretle izlerken halen şarj probleminin çözülmemiş olmasına anlam veremiyoruz. Çok fazla ihtiyaç duyduğumuz şarj aletlerimizin ucunun temassızlık yapması çağımızın en büyük sorunlarından biri. Zengin fakir demeden herkesin bütçesinin yeteceği şekilde bir çözüm önerimiz var! (Ayrıca çalışan şarj kablonuza bu işlemi yaparak ömrünü uzatabilirsiniz) Hadi yine iyisiniz…

Gerekenler: Temassızlık yapan şarj kablosu, tükenmez kalem yayı ve kürdan.


600*400-2 600*400-3 600*400-4

 

delete

MP3 efsanesi veda ediyor

PC’de 90’lı yılların sonundan itibaren müzik dinlemeye başlayanlar için vazgeçilmez bir program olan Winamp, yaklaşık 16 yıl aradan sonra dijital hayatına son veriyor. Programın yapımcıları, Winamp’in 21 Aralık günü kapatılacağını belirtti.

winamp

90’lı ve 2000’li yıllarda PC’lerin bir numaralı MP3 yazılımı olan Winamp, gelecek ay dijital dünyaya gözlerini yumacak. 21 Nisan 1997 tarihinde hayata geçen uygulamanın web sitesinden yapılan açıklamada, yazılımın 21 Aralık itibariyle online varlığına son vereceği ve bir daha indirelemeyeceği belirtildi.

winampYapımcısı Nullsoft tarafından 2002 yılında ABD merkezli internet sağlayıcısı AOL’ye satılan Winamp, o tarihten bu yana yeni müzik yazılımlarının arkasında kalmaya başladı. Her ne kadar Winamp’in kaldırılması için açık bir sebep verilmemiş olsa da, iTunes ve benzeri müzik platformları, bir zamanların efsane uygulamasını saf dışı bıraktı.

Winamp’in ilk genel müdürü olan Rob Lord, geçtiğimiz yıl Ars Technica sitesine verdiği röportajda, efsane uygulamanın içine düştüğü durumdan AOL’yi suçlamış ve “Eğer satın alımın ardından gerekli adımlar atılsaydı, Winamp’in bugün iTunes ile aynı noktada olmaması için bir neden yoktu” ifadesini kullamıştı.

AOL, 2010 yılında Android ve bir yıl sonrasında da Mac için Winamp Sync versiyonunu yayımladı. Geç kalan versiyonlar ilgi görmezken, yazılım web sitesi son bir yıldır güncellenmiyordu.

Eğer Winamp’in yazılımını bilgisayarınızda bulundurmak istiyorsanız, geç kalmadan bu işlemi 2 dk’da yapabilirsiniz.

Winamp, yazılımı defalarca bilgisayarına yüklemiş milyonların aklında bu demo’yla kalacak: “Winamp, it really whips the llama’s ass.”

delete

Doğum günü meselesi

dogum_gunu_01“İyi kiiiii doğduuuuun Kamiiiiil, iyi ki doğğğğduuuunnnn Kaaaamiiiilll, iyi kii dooğdun Kaaaaamil…” gibi detone seslerle başlayan ve yüksek ihtimalle de yine aynı seslerle biten o güzel törenden bahsedeceğiz bugün. ‘Kamil’ kısmı opsiyonel, sizin de tahmin edebileceğiniz gibi. Yazıya geçmeden önce ‘yazı içi şaşırması’ olarak bilinen ve konsantrasyon dağıtan o garip durumu önlemek adına iki aşamaya ayırıyoruz yazımızı, ilki “Kendi Doğum Gününüzü Kutlamak”, ikincisiyse “Başkasının Doğum Günü Sendromu”.

Doğum günüm, canım benim, canım benim

Dikkatli okuyucular başlığı “Öğretmenim, canım benim, canım benim” şarkısından yürüttüğümüzü fark etmişlerdir, fark etmediyseniz sorun yok ama şarkıyı bilmiyorsanız gerçekten garip bir durum var ortada.

Neyse, neyse, konuyu dağıtmayalım ve hemen doğum günü meselesine geçelim.
Doğum günleri bir yaş daha büyüdüğümüz, eve ya da dışarıdaki bir mekâna arkadaşlarımızı çağırdığımız, söz konusu mekânda oldukça çok gürültü çıkardığımız ve tabii ki o arkadaşlardan hediyeler beklediğimiz zamanlar olarak kazınmıştır beynimize. Aynı arkadaşlar gibi, pasta da doğum günlerinin ayrılmaz bir parçası, bir nevi ‘olmazsa olmaz’ıdır. Bu noktada doğum günlerinden beklentilerimizi sıralamak ve buna göre bir plan yapmak uygun olacaktır.

surpriseÖrnek bir beklenti listesini ve yapılabilecekleri yazalım hemen:
1. Arkadaş
2. Pasta
3. Eğlence
4. Hediye

Fark ettiğiniz gibi hediyeleri en son sıraya koyduk biz, ancak aramızda daha materyalist okuyucular olabilir ve onlar hediyelerin rütbesini yükseltmekte sonuna kadar serbesttir.

İyi bir doğum günü partisinin en belirleyici öğesi kuşkusuz ki mekândır. İnsanlar aynı futbol takımları gibi evlerinde rahat ederler, deplasman birçok güzel planı bozabilir. Bu nedenle ideal doğum günü koordinatları kesinlikle eviniz olacaktır. Yapılması gereken ilk şey, o gün için ‘işgalci’ konumunda olan yaşça büyük ev sakinlerini parti mekânından uzaklaştırmaktır. Tamam mı? Kapıdan çıktıklarına emin misiniz? Numara yapıyor olmasınlar? Peki tamam, eminseniz devam ediyoruz. 

Doğum günü meselesi

Bu aşamadan sonra partiye gelecek arkadaşlar iyi seçilmelidir. Doğum günleri fena halde samimi insanların beraber olması gereken zamanlardır. Uzaktan tanıdığınız ya da fazlaca samimi olmadığınız birinin partinizde gereksiz sessizlik yaratmaktan öte bir işi olmayacaktır. Bu nedenle en yakın arkadaşlardan oluşan bir ekip Rüya Takım olarak nitelenebilir.

Şimdi mekân hazır, arkadaş listesini de hazırladığınızı sanıyoruz ve listemizin iki numarasına, yani pastaya geçiyoruz. Binlerce yıllık insanlık tarihi, gelenekleri, örf ve ananeleri bize bir tek şey öğretir (hahaha, yani tam olarak öyle demek istemedik aslında, doğum günleri konusundaki birikimden bahsetmekteydik) ve bu şey biraz sonra okuyacağınız şu kısa cümleyle özetlenebilir: Doğum günü seninse, pastayı başkası alsın.
Bizim önerimiz, pastayı ailenize ya da arkadaşlarınıza aldırmanız ve bunun için gereken her türlü duygusal sömürüyü yapmanız. Bu arada kurduğunuz cümlelerin bir yerine sevdiğiniz pasta türünü de ekleyin bizce, yoksa kötü bir sürprizle karşılaşabilirsiniz (Biz çilekli pasta öneriyoruz).

Pasta meselesini de hallettikten sonra işin eğlence kısmına geçiyoruz. Binlerce yıllık insanlık tarihinin, geleneklerinin, örf ve ananelerinin bize tek bir şey öğrettiğini söylerken yalan söylemiştik aslında. Bütün bu kurumlar bize esasen iki ayrı şey öğretmektedir. Bu öğretilerden pastayla ilgili olanı sabit, diğeri ise şu: Doğum günü seninse, arkadaşlarınla oyunlar oyna.
Tabu, pikşınari (İngilizcesini yazmak manasız geldi), monopoli ve benzeri oyunlar doğum günlerinin şanındandır. Tabu oynayan kalabalık bir grup, birçok otoriteye göre dünyanın en komik ekibi olmaya adaydır.

Doğum günü meselesiVe listemizin son kısmına da geldik artık, evet, sürpriz sürpriz, HEDİYELER.

Bu kısma bir şey yazmak doğru olmaz herhalde, ne de olsa kişiye göre değişen bir durum bu hediye meselesi. Bazıları için arkadaşlarının sevgisi en güzel hediyedir mesela (aman Allah’ım, ne kadar da duygusal), geriye kalan ve 6 milyar olarak tahmin edilen dünya nüfusu içinse hediye almak acayip büyük bir zevk ve doğum günlerinin ayrılmaz parçasıdır.

Listemiz tamamlandı, gereken her şey elinizin altında artık. Durmayın, eğlenin diyor ve hemen “Başkasının Doğum Günü Sendromu”na geçiyoruz.

Başkasının doğum günü

Dünyanın en zevkli doğum günü tabii ki insanın kendi doğum günüdür ama yine de arkadaşların doğum günleri de zaman zaman oldukça zevkli olabilir. Gerçi bunun için hadisede sizin de katkınızın olması gerekiyor. Bu tür günlerde yapmanız gereken şey, gün boyunca dünyanın en iyi insanı olmak ve arkadaşınızı mutlu edecek türlü türlü aktivitelere girişmektir. Oyun oynayın, gezin, tozun,  hatta olanağınız varsa arkadaşınıza sürpriz parti düzenleyin. İşin o kısmını size bırakıyor ve yaratıcılığınıza güveniyoruz ve hatta size küçük bir yardım da öneriyoruz. Arkadaşınız internete giriyor mu? Cevap evetse, kutlama stratejinize e-kartları da eklemenizi tavsiye ediyor ve bu güzel beraberliğe son noktayı koyuyoruz.

İyi doğum günleri, iyi yıllar, bizden bu kadar.

delete

Leonid Rogozov: Kendi Apandistini Kendisi Alan Doktor

Rus doktoru Dr.Leonid Rogozov, dünyada eşi görülmedik bir ameliyat yaparak tıp tarihihe girdi.

Bu inanılmaz hikaye 1961 yılında meydana geldi.Bir araştırma için Sibirya’da bulunan doktorda halsizlik, bulantı, kırıklık belirtileri başladı. Ardından midesinin üst tarafında şiddetli bir ağrı ile birlikte vücut sıcaklığı 37.5 derecenin üstüne çıktı.Bütün bu belirtilerin apandistten kaynaklandığını anlayan Doktor Leonid Rogozov, kritik bir karar verdi.Araştırma ekibinde kendinden başka doktor olmayınca iş kendisine düştü.Ya kendi kendini ameliyat edecek ya da apandist patlamasıyla can verecekti.

Son derece olumsuz şartlar içinde karşısına ayna koyan doktor, önce ağrıyan yere lokal anestezi yaptı.Ardından yanında bulunan aletlerle kendini kesen Leonid Rogozov, ayna yardımı ve el yordamıyla tam iki saat süren başarılı bir öperasyon gerçekleştirdi.

İki saat içerisinde apandistini alan ve kendini tekrar diken doktor bu inanılmaz ameliyatla tıp tarihine geçti.

delete

Oy Trabzon Trabzon…

Oy Trabzon Trabzon...Yemyeşil doğası, dillere destan yemekleri ve kendine has insanlarıyla tam bir cennet Trabzon. Yurdumuzun nadide köşelerinden Karadeniz’in en büyük şehri, medar-ı iftiharı…

Anadolu coğrafyası her bir köşesinde sayısız güzellik barındıran, göreni hayran bırakan yüzlerce şehre, bölgeye, coğrafyaya sahip. Kuzey Anadolu’nun Karadeniz sahillerinde kurulmuş Trabzon ise bunlardan yalnızca bir tanesi olmakla birlikte gerek tarihi gerek coğrafyası bakımından bölgede çok özel bir yere sahip. Trabzon’a gittiğinizde böylesine eski ve köklü bir şehirde bulunmanın keyfine varırken doğanın eşsiz güzelliğinde kendinizi kaybediyorsunuz. Fazla oksijene alışkın olmayan şehirli bünyelerin başını döndürebilecek bir havası var Trabzon’un.

Şehrin M.Ö. 7. yüzyılda İyon kökenli Miletoslular tarafından kurulduğu tahmin edilmekte. Trabzon kenti o zamanlardan itibaren birçok kültüre ev sahipliği yapmış. Bunların içinde en önde geleni Büyük İskender’in ölümü sonrasında bölgede kurulan Pontus devleti. Ayrıca IV. Haçlı Seferi sırasında İstanbul’un Latinlerin eline geçmesi sonrasında İmparator Trabzon’a sığınmış, burada geçici bir devlet kurmuş. Roma İmparatorluğu ve Osmanlı döneminde eyalet merkezi de olan şehir tarihle doğanın iç içe geçtiği bir yapıya sahip.

Oy Trabzon Trabzon...Trabzon’un her şeyi gibi coğrafyası da kendine has özellikler taşıyor. Hepimizin bildiği gibi “Karadeniz’de dağlar denize paralel uzanır”; zaten şehrin adı da coğrafi yapıya göndermede bulunarak Grekçede “trapez” anlamına gelen “trapezos” kelimesinden türetilmiş. Dik yamaçlar, yemyeşil düzlükler, sahil şeridine konuşlanmış yerleşkeler Trabzon coğrafyasının olmazsa olmazlarından. Ancak şehrin denizle bağlantısının biraz kesik olması belki de en büyük eksiklik. Deniz kenarında oturup çayınızı yudumlayabileceğiniz yerler ne yazık ki fazla değil.

Peki Trabzon’a gittiğimizde nereleri görmeliyiz? Yukarıda söz ettiğimiz antik dönemlerden ve Pontus devletinden kalma eserleri ve arkeolojik kalıntıları şehrin hemen içindeki eski bir konakta yer alan Trabzon Müzesi’nde görmek mümkün. Konağın yapısının çok ilginç olduğunu da belirtmek gerek. Yine şehrin içinde sayılabilecek Trabzon Ayasofya Müzesi ziyaretçilerine bambaşka bir dünyanın kapılarını açıyor. Geç Bizans kiliselerinin en güzel örneklerinden birisi olan yapı, 1250’li yıllarda yapılmış. Gerek mimari planı gerek içinde hala duran fresklerle gerçek bir sanat eseri.

Oy Trabzon Trabzon...Trabzon denilince ilk akla gelen turistik mekânlardan Sümela Manastırı’nı görmemek olmaz tabii. Mimarisi ve coğrafyaya uyumuyla hayranlık uyandıran bu manastıra çıkmak için, araçlar belli bir noktaya kadar götürseler de, uzunca bir tırmanmayı göze almak gerekiyor. Malum, manastır deniz seviyesinden 1.150 metre yüksekte bulunuyor. Ancak görülecek olan manzara tüm yorgunluğu unutturacak cinsten. Dillere destan doğal güzelliklerin merkezi Uzungöl de kaçırılmaması gereken yerler arasında. Çaykara ilçesine bağlı Uzungöl boyunca yaz-kış hizmet veren birçok konaklama yeri bulmak mümkün.

Oy Trabzon Trabzon...Ayrıca Soğuksu semtinde bulunan Atatürk’ün şehri ziyaretlerinde kaldığı ve daha sonra o dönemde kullanılan eşyalarla dekore edilerek müze haline getirilen Atatürk Köşkü ile günümüze en iyi durumda ulaşan eserlerin başında gelen, şehrin en yüksek kesimindeki Trabzon Kalesi uğranması gereken yerlerden. Ek olarak vaktiniz ve enerjiniz varsa Karadeniz’in olmazsa olmazı yaylalarından birine çıkmanızı da şiddetle tavsiye ediyoruz.

Gelelim eşsiz Karadeniz yemeklerine. Başlı başına bir mutfak sayılan hamsi yemekleri (hamsinin pilavından turşusuna bin bir çeşidini Trabzon’da bulmak mümkün), mısır ekmeği, karalahana, mıhlama, süt böreği gibi ürünler Trabzon’a özgü lezzetler. En iyi örneklerini Karadeniz’de yemenin mümkün olduğu pide çeşitlerini de şehirde her yerde bulmak mümkün.

Şehirle özdeşleşen zanaatlar özellikle bakır işçiliği ve dokumacılık. Trabzon’a ekonomik olarak ciddi anlamda katkı sağlayan bu zanaatlar halen geleneksel özelliklerini korumakta ve bölgeye gelen turistlerin oldukça ilgisini çekmekte. Namı dünya çapında olan Sürmene bıçakları, “keşan” adı verilen yöresel kumaştan yapılan şallar ve başörtüleri hediyelik eşya seçiminde ilk akla gelecekler arasında.

Oy Trabzon Trabzon...Karadeniz’in en büyük şehri Trabzon, sayısız fıkraya konu olan, tüm Türkiye’de gerek şiveleri gerek pratik zekâlarıyla haklı bir üne sahip olan Karadeniz insanının her çeşidini içinde barındıyor. Kendilerine has hareketli müziklerini, tulum ve kemençe eşliğinde tepilen horonlarını ise bilmeyen yok.

Sözün özü Trabzon yurdumuzun cennet köşelerinden biri. Üstelik ülkenin güney şehirlerine yapılacak bir geziden çok daha ekonomik ve keyifli bir yolculuk vaat ediyor. Bizden söylemesi…

delete

Skyfall: İstanbul kazan James Bond kepçe…

Tam elli yıldır devam eden dünyanın en dayanıklı film serisi James Bond’un yenisi “Skyfall”, inci beyazı dişlerin arasında sırıtan bir çürük gibi göze batan “Quantum of Solace”dan sonra ilaç gibi geliyor.

“Skyfall”, İstanbul’un yarısının talan edildiği bomba gibi bir açılışla başlayıp, Bond’un bir hata sonucu vurulması ile devam ediyor.  Bond vurulup kuru kafalar, mezar taşları ve Adele şarkılarıyla dolu jeneriğin içine düşüp kayboluyor. Bu arada hayır, “Taken 2”kadar olmasa da İstanbul yine milyonlarca kişinin görmesini isteyeceğin gibi resmedilmemiş.

Skyfall: İstanbul kazan James Bond kepçe...

Evet, serinin Daniel Craig’li filmlerindeki “James Bond da insandır canım” yaklaşımı, bu film ile doruğa ulaşıyor ve ilk kez James Bond’u gerçek bir insan gibi kırılgan, ateş edemeyen ve hazır mısın, sakallı haliyle görüyoruz. Tabii serinin mizacına biraz ters bir durum ama ne yapacaksınız…

“Skyfall”ın kötüsü Silva (Saçı oksijenle açılmış bir Javier Bardem), kafayı Bond’dan intikam almaya takmış bir siber terörist. Üstelik elinde, gizli görevlerdeki tüm ajanların isimlerini ortaya dökecek bir liste var.

 

Yeni Bond filmi, serinin ilk kez saygın bir yönetmene (Sam Mendes) kavuşması sayesinde de olabilir, eğlenceli, üzücü, zeki ve çok heyecanlı. İzlediğimiz en iyi Bond demiyoruz ama en iyilerinden biri. Gönlümüz “En iyi”ye doğru da kaymıyor değil!

delete

Gerçekten çekildiğini biliyor muydunuz ;)

delete

PS4 dedikoduları

PS4 dedikodularıYeni PS4’ün çıkış tarihi olarak 2013 konuşulsa da ortalıkta dönen dedikodunun sonu yok. Özellikle yeni sızan bir belge ile dedikodular acayip arttı.

PS4’ün proje ismi Orbis. Proje isminin ayrıca son çıkacak ürün için de kullanılacağı tahmin ediliyor. Çünkü yeni PSP Vita ile Orbis birleşince Orbis Vita  (Latince hayat çemberi anlamına gelen “Orbis Vitae”) oluşuyor.

Yakın zamanda sızan bir developer kit dokümanı, PS4’ün özellikleri konusunda ipuçları veriyor. Sony, bu belgeyi yayınlayanın kendisi olup olmadığı konusunda bilgi vermedi ama dokümana göre Orbis’in işlemcisi AMD değil, 16 çekirdekli 3,2 GHz başka bir işlemci. AMD işlemci dedikoduları, özellikle 8 çekirdekli yeni Xbox’tan daha verimsiz olduğunu düşünen stüdyoları sinirlendirmişti. Sony’nin PlayStation sürümlerime on yıl ömür biçtiği düşünülürse, aslında düşük işlemci gücü dedikoduları zaten pek de inandırıcı değildi. Bu arada bellek hakkında 10 GB söylentileri var.

Son ekran kartı dedikodusu ise Kepler kod adlı 2GHz bir Nvidia. Önceki konuşulan kart AMD’nin Southern Island kod adlı kartıydı. PS3, şu an 3D oyunları ancak 720p çözünürlükte destekliyor. 3D oyunların 1080p desteklenmesi, Sony’nin önceliklerinden biri olacak. Doğal çözünürlük ise 3840×2160 gibi görünüyor. Dev kit’in oyun stüdyolarına 2012 sonbaharında dağıtılması bekleniyor. O zaman spec’ler net olarak belli olacak.

PS4 dedikodularıPS4 de, yeni Xbox Durango gibi backwards compatibility’ye sahip olmayacak. Yani PS3 oyunları PS4’te çalışmayacak. Bir kötü haberimiz daha var; Sony’nin PlayStation’u düşük kar oranları ile satıp oyunlardan para kazandığını biliyorsundur. Orbis, ayrıca ikinci el oyun pazarının köküne de kibrit suyu ekiyor ve daha önce kullanılmış (yani bir kez PSN’e bağlanmış) oyunları çalıştırmıyor. Üstelik yeni oyunları mutlaka PSN’den aktive etmen gerekiyor, yani “Multi oynamam olur biter” devri tarihe karışıyor. İkinci el oyunların ücreti karşılığı PSN’den aktive edileceği de dedikodular arasında.

Peki sence yeni PS4 kulağa nasıl geliyor?